Betül Şimşek – Çek Cumhuriyeti – Ostrava – Technical University of Ostrava

Betül Şimşek – Çek Cumhuriyeti – Ostrava – Technical University of Ostrava

 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Betül Şimşek. İstanbul Üniversitesi’nde İngilizce İktisat okuyorum. Erasmusa 3. Sınıfta gittim. Bahar ve güz olarak 1 sene boyunca oradaydım.

Erasmus’a gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

“ Ben neden erasmus yapmayayım? “

Buradayken erasmuslu bir erkek arkadaşım olmuştu. 2. Senemdi. Onlarla takılırken gördüm ki erasmus çok güzel bir şey. Çok eğleniyorlar. Sürekli international bir ortam var. Sürekli yeni insanlarla tanışıyorlar. O 6 ayı dolu dolu geçiriyorlar ve bilmedikleri bir ülkede yeni şeyler katıyorlar kendilerine. Dedim ki BEN NİYE YAPMAYAYIM? Ve yapmaya karar verdim. Çok çalıştım. Hibe alabilmek için sıralamanın iyi olması gerekiyor. O yüzden deli gibi ders çalıştım. 80 kişinin içinde 7.’ydim. Bence yeterliydi ve istediğim yer geldi.

Benim okulumda Erasmus belge toplama süreci çok sıkıcıydı, burnumdan geldi. O eksik..  Bu eksik..  Ama çektiğiniz çileye değiyor. Kesinlikle değiyor. Dönüp baktığımda 2016’ya, yaşadığım 1 sene inanılmaz. Erasmusa Eğlence odaklı gitmiştim. Kime sorarsanız aynı cevabı alırsınız bu konuda. Eğer Yüksek lisansı Türkiye’de okursam yine erasmus yapmak istiyorum. Kariyer odaklı gitmeyi istediğim için bu sefer daha batı ülkesinde yapmayı düşünüyorum. Lisansta çok fazla kendimi kasmak istemedim. 3. Sınıfta gittim ve toparlamak için 4. Sınıf vardı. O yüzden herhangi bir sorun olacağını düşünmedim ama bütün derslerimi verdim.

cek

Erasmus’a gideceğiniz ülkeyi ve okulu nasıl belirlediniz ve ne kadar kaldınız?

“ Hiçbir şey anlamıyorum dillerinden..”

Çek Cumhuriyeti Ostrava ilk tercihimdi. 3. Büyük şehri ülkenin. Ama 300 bin nüfuslu köy gibi bir yerdi.

İlk tercihimdi çünkü Avrupanın ortasında olmasına dikkat ettim, her yere gitmek istedim ve seyahat etmek istedim. Comfort zone dan çıkmak istedim. Çünkü Almanya’ya gitsem ya da Avusturya’ya gitsem bir şekilde kelimelerden bir şey anlayacaktım ya da çok alaturka olduğu için kendimi orada çok yabancı hissetmeyecektim. İtalya’ya gitsem; ben Antalyalıyım Akdeniz kültürüyle büyüdüm, orası da Akdeniz kültürü gibi olacaktı. Güneye doğru gitsem; sıcak, benim gibi insanlar görecektim. Ama Çek.. Hiçbir şey anlamıyorum dillerinden sıfır yani. Bir şey okuyorum ve hiçbir şey canlanmıyor gözümde, hiçbir şey anlamıyorum. Coğrafya bana çok uzak ve çok soğuk. 3 ay kar vardı. Ayrıca çok ucuzdu. O yüzden oraya gittim. Okuduğum okul teknik okul olduğu için birazcık zordu. Ekonomi öğrencilerine karşı biraz zorlamışlardı (neden olduğunu bilmiyorum).

Herkes geziyorken ben ödev yapıyordum. O biraz kötüydü. Sonra yurtta kaldık. Orası 5 bin kişilik yurttu ve daha eğlenceli olduğunu düşünmüştüm. Okuldan bir arkadaşım “Kesinlikle yurtta kal, yurt çok güzel oluyor” demişti. Ben de ona güvenerek yurtta kaldım.

Erasmus’a gitme sürecinde neler yaşadınız?

Gideceğim tarihe göre uçak biletimi aldım ve çok zor olmadı. Vize işlemleri için de her konsolosluğun kendine göre belirlediği şeyler var onları ayarlayıp gidiyorsun. Ostrava’ya direkt uçuş vardı ama bagaj almıyorlar. Turistik uçuş istiyorlar. Ben de oraya yaşamaya gideceğim için Prag’a gittim ve oradan trenle geçtim. Giderken bilet ücretini hatırlamıyorum ama gelirken 600 TL ye falan gelmiştim.

Çek Cumhuriyeti biraz Post-Komünist bir ülke olduğu için bana biraz garip geldi. Bizim burada beğenmediğimiz çoğu şey onlar için lüks aslında. Bir garip geliyor. Çünkü görmediğim şey benim çocukluğumda.

Giderken yanınızda neler götürdünüz?

“Oraya gittiysem onların kahvesini içerim ya da onların yemeğini yerim”

Sanırım hiç özel bir şey götürmedim. Sıcak tutar diye nevresim takımı götürmüştüm. Çantama çok ağırlık yaptı, keşke götürmeseydim çünkü yurtta verdiler. Ama bir yandan da kendi nevresimime yatmak güzel oldu. Saç kurutma makinesi götürmemiştim biraz sorun olmuştu ama arkadaşımınkini kullanmıştım. Arkadaşlarımdan kuru fasulye götürenler olmuş. Türk kahvesi, cezve götüren olmuş ama ben “ bir şey olmadan yaşayamam” tarzında biri değilim. Oraya gittiysem onların kahvesini içerim ya da onların yemeğini yerim. Çünkü zaten bütün hayatımı burada geçirmişim. Ne kadar özleyebilirim ki? Özledim tabii o ayrı.

Gittiğiniz ülkede ilk anda neler yaşadınız.

“ Etrafta niye insan yok ?”

Trenden inince o kadar çok yorulmuştum ki. Çünkü önce Prag, sonra trenle Ostrava. Yol beni çok yormuştu. O yüzden direkt odama yerleşip yemek yiyip uyumak istedim. Farkına varmamıştım, bakmıyordum etrafa. Artık gitmeye odaklanmıştım. Çünkü o kadar çok zaman geçti ki indim, bindim, oraya gittim, onu yaptım bunu yaptım falan yorulmuştum. Çok heyecanlı gitmemiştim. Ertesi gün şehir merkezine gidince bir şey fark ettim: İlk önce milli tatil, bayram falan sandım. Dedim ki “etrafta niye insan yok?” dediler ki “var”. Ben ısrarla dedim ki “hayır yok”. “Var işte her yer insan” dediler. Her yer insan dediği koca mekanda 3 kişi oturuyor. Meğerse onların normali buymuş. Türkiye’deki gibi çılgın bir kalabalık yok. Sokakların boş olması dikkatimi çekmişti ve ona çok şaşırmıştım.

Okula başlama sürecinde neler yaşadınız?

Gitmeden önce tüm ders seçimlerimi halletmiştim, bir sorun çıkmamıştı. Oradaki sistem çok iyi işliyor. Türkiye’deki okullardan daha iyi işlediğini söyleyebilirim. Çünkü her şey sistematik, mail atıyorsun cevap geliyor. Şu gün sana gel diyorlar ve orada oluyorlar. Kesinlikle savsaklamıyorlar. Erasmus açısından başarılıydı diyebilirim.

Buddy’m beni karşılamıştı. Gelmeden önce konuşmaya başlamıştık. Beni aldı, yerleştirdi, otobüs kartı çıkarmamda ve okul kartı çıkarmamda yardımcı oldu. Benim için önemli, yaşamsal ihtiyaçlarımı o karşıladı. Bana marketi gösterdi. Ama Buddy’nle 1 hafta sonra zaten konuşmamaya başlıyorsun. Vizem geç çıktığı için oryantasyon programına katılamamıştım. Katılanlar çok eğlenceli olduğunu söylüyorlardı.

Uyum sağlama sürecinde neler yaşadınız?

Hayııır.. İstemiyorum..”

Bizim yurtta şöyle bir sistem vardı: Eğer Türksen, Türk koridoruna veriyorlar. İspanyolsan, İspanyol koridoruna veriyorlar. Çünkü insanlar senin sorunlarını daha kolay çözebileceğine inanıyorlar. Ama ben ilk girdiğimde odamda bir Türk gördüm. Ve bana “Aaa.. Hoşgeldin. Oda arkadaşım olduğuna çok mutluyum.” dedi. Ben “Hayııır. İstemiyorum” şeklindeydim. Çünkü ben yeni kültürler tanımak, yeni insanlarla tanışmak için oraya gidiyorum ve sen beni Türkle oda arkadaşı yapıyorsun. Bence bayağı sıkıntıydı. Hiç mutlu olmamıştım.

13442310_2058034091087414_6936868630423716614_n

Hibe ne zaman yatıyor, her ayı yatıyor mu? Aldığınız hibe ihtiyaçlarınız karşıladı mı?  

Ben Eylül’ün 20 sinde gittim. Aralık ortasında hibem yattı. Rahatlıkla çekiyorsun ama kesinti yapıyorlar. Çok gezmiyorsan ya da çok fazla para harcamıyorsan yetmesi gerek. Çek Cumhuriyetinde kaldığım yer 100 euroydu. Kalan 300 euro da zaten yeter. Pahalı bir ülke değil ama ben çok seyahat ettim. Mesela direkt Çek’in komşusu Almanya’ya gidince, direkt eurozone a geçiyorsun ve o zaman da her şey double fiyatına çıkıyor.

Tasarruf yapmak için; Türkiye’de neyse orada aynı şekilde. Daha ekstrem bir şey yok. Ama seyahatlerde daha önceden biletini alırsın, dışarıda değil hostelde yemek yersin, evde içersin partide az içersin. Bunun gibi herkesin yaptığı şeyleri önerebilirim.

Gittiğiniz üniversitenin kendi öğrencileriyle, sizin sahip olduğunuz teknik ve sosyal imkanlar aynı mıydı?

Kesinlikle böyle bir ayrım vardır ama biz bilmiyoruzdur diye düşünüyorum. Çünkü sonuçta onlar aralarında kendi dillerinde konuşuyorlar ve oranın full time öğrencileri. Biz orada sadece erasmusuz ama ben orada bir şey istiyorum diye dersten, hocalardan alamadığım hiçbir şey yok.

Gitmeden önce hangi seviyede dil bilgisine sahiptiniz? Gittiğiniz ülkenin yabancı dile katkısı oldu mu ve yeni bir dil öğrenciniz mi?

AHOJ… DOBRY DEN…”

İngilizcem C1 seviyesindeydi. Çok fazla arkadaşın olunca başka dillerden “Merhaba “,  “iyi günler”, “Şerefe”. Basit, günlük kelimeleri biliyorsun. Bende tabi ki onları öğrendim. İspanyol, Gürcü ve Rus çok arkadaşım vardı. Onlardan her birinden 10 cümle öğrenmişimdir diye düşünüyorum. Çekçe için ben her hafta, ek ders gibi kursa gidiyordum. Orada da Çekçe alışveriş yaparken, bilet ofisine gittiğimde beni idame ettirecek kadar Çekçe biliyordum. Ama İngilizceme her hangi bir katkısı olmadı. Çünkü Çeklerin İngilizcesi çok kötü ve oraya gelen bütün erasmus öğrencilerinin İngilizcesi çok kötüydü. Çekçe merhaba “Ahoj “ ama onlar merhaba için de, güle güle için de “Ahoj” diyorlar. Nasılsın ”Jak se vam? ”. “Dobry” iyiyim demek fakat onlar sadece iyi diyorlar. “ Dobry den” iyi günler, “Dobry noc” iyi geceler demek. Rusçaya benziyor. Ben bazen söyleyemediğim şeyleri Rusça söylüyordum. Bir şekilde anlıyorlardı. Çünkü onlarda komünist rejim olduğu için 40 yaş üstü herkes Rusça biliyordu. Şimdiki gençler bilmiyor. Bende her Antalyalı kadar Rusça biliyorum.

 Hocaların dil seviyesi nasıldı? Dersler ingilizce mi? Derslerin anlamada problem yaşadınız mı?

“Dersleri asla üstün körü geçirmediler!” 

Dersler İngilizceydi ama o kadar kötü aksanları var ki Slavlar gibi. Dinlerken acı çekiyorsunuz. Bence İngilizce biliyorlar ama konuşamıyorlar. Dersleri anlayabiliyorsun ama akıcı olmuyor. Kendini kasman gerekiyor. Polonya da, Çek de bütün Slav yerlerinde var. Yapabilecekleri şey değil sanırım. Üstün körü geçirmediler asla. Asla!! Benim her dersten bir ara sınavım, projem ve finalim vardı. Bütün derslere gidiyorduk. Tek ben değil bütün erasmus öğrencileri derslere gidiyorduk, geliyorduk. Ama eğer sen geçmeye motiveysen, sana yardım ediyorlar. Bir tane daha sınav yapıyorlardı mesela.

Gittiğiniz üniversite ile kendi üniversite eğitimi karşılaştır mısınız? Üniversitenin zorluk derecesi nasıldı?

Aslında karşılaştıramam. Çünkü onlar european style eğitim veriyorlar ve biz bu sistemin içinde değiliz. O yüzden sistemler çok farklı. Benim Çek de zorlanmamın sebeplerinden biri de buydu. Ben burada çok köklü bir üniversite de okuyorum ama Ostrava teknik bir okuldu. Yani İstanbul Üniversitesiyle kıyaslamam. Ama onlar için de iyilerdi derim.

Şehir içi ulaşım olanağı nasıl? 

Çok güzeldi. Çünkü çok dakikler. Hiçbir yere geç kalmıyorsun ve hiç geç gelmiyorlar. Bir sorun olduğunda sana bir şekilde bildirim geliyor. Ya da her yere publish ediyorlar. Tren şehirlerarasıydı. Metro yok çünkü çok küçük bir şehir.

Öğrenci için bir gidişlik bilet 1.80 TL gibi bir fiyat ama tek kullanım yapabiliyorsun. Yetişkinler için de tek kullanım 3.25 TL gibi bir rakam. Ostrava için idos diye bir site var “idos.cz “. Oradan her şeye anında ulaşabiliyorsun. Ben havaalanının içinden tren istasyonuna bilet almıştım. Ana istasyona giden bir yer var oradan da Ostrava’ya gittim. Zaten bir otobüsle direkt yurda gidebiliyorsun. Şehir küçük olduğu için direkt isimleri var airport, train station gibi çok fazla kafa yormana gerek kalmıyor.

Gittiğiniz ülkede eğlence ortamı nasıldı?

“ Çılgınlar gibi para harcayabilirsin..” 

Alkol ucuz olunca her yerde eğleniliyor o yüzden eğlence çok iyiydi. Avrupa’nın ortasında olduğu için Almanya’dan Avusturya’dan bütün insanlar eğlenmeye Prag’a geliyorlardı. Çok ucuz, çılgınlar gibi para harcayabilirsin. O yüzden eğlence ortamı iyiydi diyebilirim.

Festivaller çok oluyordu. Türkiye ye kıyasla çok ucuz oluyordu. Ben en son 3 günlük festivale 55 TL ye gittim. Türkiye de hiçbir yerde 55 TL ye festivale gidemezsin. Çok fazla eğleniyorlar. Her hafta sonu partiler oluyor, konserler oluyor. Ama hiç erasmus öğrencisinin değerini bilmiyorlar. Onlar genelde erasmuslularla partilemeyi seviyorlar ama ben biraz daha Çeklerle iç içeydim.

Yemekler nasıl, bizim ülke lezzetlerine uygun mekanlar var mı? İlk hafta neler yaşadınız? Gittiğiniz ülkede en sevdiğiniz yemek hangisiydi?

Berbatt. Berbattttt! Yemekler berbatt. Çünkü büyük ihtimalle iklimsel özelliklerinden dolayı, çok yağlı yemekler yiyorlar ve amaçları sadece kalori almak. Kocaman bir porsiyon et ve kalori almak. Ben Antalyalı olduğum için zeytinyağlı falan çok seviyorum ama hiç yoktu. Prag da 2 tane falan Türk lokantası var ama ben orada yaşamadığım için sürekli gidemedim. Bizim şehirde de bir tane dönerci vardı. Genellikle Türkleri ve Müslümanları pek sevmiyorlar ırkçılar, pek istemiyorlar. Beğendiğim içkileri var. Becherovka diye bir içki var o güzel bir likör. Onu gerçekten beğeniyordum. Limonlusunu ama.

Erasmus süresince bulunduğunuz ülkede hangi şehirlere gittiniz? 

Ostrava da yaşıyordum. Prag, Brno ya gittim. Küçük bir şehir var adını hatırlamıyorum oraya gittim.  Kutná Hora diye bir yer var kafatasından kemiklerden kilise yapmışlar. Çok çılgın, çok gotik bir yer ve gerçekten görülmesi gereken bir yer. Český Krumlov diye bir şehir var orası da masal şehri gibi. Her yer güzel Çek de.

enhanced-buzz-wide-17626-1435139114-19

2ca7ee54daddec2c37db5c1ccd7d26ea

Erasmus sürecince hangi ülkelere ve şehirlere gittiniz? Mutlaka gidilmesi gereken yerlerin nereler olduğunu düşünüyorsunuz? Gittiğiniz ülkelerde mutlaka tatmanız gereken lezzetlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

“Hamur işleri müthiş…”

Çok uzun, çünkü İsviçre hariç bütün Avrupa’yı dolaştım. Almanya, Avusturya, İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz buralara gittim. Mutlaka gidilmesi gereken yer olarak bir şey diyemem çünkü ne istediklerine bağlı. İtalya2da her gün yemek yedim ve her şeyi yedim. O yüzden İtalya çok güzeldi. Hamur işleri müthiş. Pastayı, pizzayı geçtim. Bizde böyle fırına girer bir şeyler yeriz ya. İtalya da öyle her şey müthiş sabah uyandığında yiyebileceğin. Fırıncılık konusunda çok iyiler. Ben olsam gider bir daha yerdim. 

DCIM101GOPROG1294295.

12287306_1695019184062806_152723855_o

Orada yaşadığınız zorluklar nelerdir? Zorlukları aşmak için neler yaptınız? 

Orada bayağı acıktım. Bir de marketten aldığın şeyi yapınca evde Türk tadını bulamıyorsun. Gerçekten çok soğuktu. Ben artık -10 , -5 görmek istemiyorum. İstanbul da soğuk olunca çıldırıyorum. Yaz döneminde de sıcak oluyor ama denizleri yok. İklimleri çok kötüydü.

Dönüş sürecinde neler yaşadınız ve döndükten sonra neler yaşadınız? 

Ağladım. Bayağı ağladım. Döndükten sonra da ağladım. İndim havaalanında sıradayız pasaport kontrolüne gidicez. Dedim ki 5 dakika içinde kavga çıkacak. 5 dakika içinde kavga çıktı. Bu arada İstanbul’u görünce gözümden damla düştü o kadar özlemişim. Simit’i çok özlemişim deli gibi simit yedim. 

Erasmus’a gitmek size neler kazandırdı ve tekrar gitmek ister misiniz? 

“Avrupa çok başka bir şey.. Dünya görüşünü de değiştiriyor..”

Kafamı açtı! Gerçekten kafa açıyor. Ben Antalya doğumluyum orada büyüdüm. İstanbul’da okuyorum. Küçüklüğümden beri görmediğim bir şey yok. Köyden indim şehre gibi bir şeyim yoktu. Ama bunun bile dışında ben de bile bu kadar olduysa acaba Anadolu’dan gelen arkadaşlarda nasıl bir açılma olmuştur. Çünkü Avrupa gerçekten çok başka bir şey tamam eğleniyoruz içki, alkol o başka bir şey ama dünya görüşünü de değiştiriyor. Mesela gittiğim ben ile geldiğim ben aynı değil. Tabi bu alkolden, arkadaşlıktan, eğlenceden, partiden değil. Kesinlikle oraya gidip Avrupalılık katıyorsun kendine ve bu iyi anlamda oluyor. Aklın daha da başına geliyor. Orada yaşarken buraya uzaktan bakınca diyorsun ki bunlar ne yapıyor?  Biraz daha bilinçli hale geliyorsun. 

czech_republic_flag1

Erasmus sürecini düşündüğünüzde keşke ve iyiki dediğiniz noktalar nelerdir?

Ben buraya bir daha gelmem adımımı atmam bu ne diyordum. Öyle olmuyor..” 

İyi ki Çek Cumhuriyetine gitmişim ve iyi ki iki dönem kalmışım. Çünkü çok tereddütte kalmışım. İlk gittiğimde dedim ki burası köy, ben burada yapamıyorum. 1 döneme çevireceğim. Ama iyi ki daha fazla kalmışım. Keşke Çekçe öğrenseymişim diyorum. Çünkü Slav dillerinin ortak özelliği var, bir dil bilince diğer Slav dillerini anlayabiliyorsun. Bunu oradayken görmüştüm ama bir daha Çek Cumhuriyetiyle asla işim olmaz demiştim. Ama gidip yaşıyorsun o sana bir şey katıyor, sen onda izler bırakıyorsun.

Ülke sende izler bırakıyor ve şimdi benim duvarım da çek bayrağı asılı. “Ben buraya bir daha gelmem, adımımı atmam, bu ne?” diyordum. Öyle olmuyor. Sürekli kalbinde taşıyorsun orayı ve ben o bayrağı her gün görüyorum, her gün beğeniyorum. İkinci erasmus şansım olsa İspanya ya giderdim.

Erasmus’da unutmadığınız bir anınız var mı?

“ Erasmusun ilk haftası odaya polis geldi..”

O kadar çok anım var ki.. Hangisini söylemek doğru olur bilmiyorum. Bir kere arkadaşım otel rezervasyonunu onaylamamıştı. Rezervasyon yapmıştık ama tekrar onaylamak gerekiyormuş. O yüzden Köln de sabaha kadar MC Donalds da takılmıştık. Ama böyle çok acı bir şey olmamıştı. Sadece soğuk olması kötüydü. Çok eğlenceli bir anı da değildi. Bir kere ormana koşmaya gittik. Yanımızdan bir adam, köpeğiyle koşuyor. Selam falan dedik, koşmaya devam ettik ama o biraz ilerden gitti. Yarım saat sonra bir ses duyduk policie diye. Policie Çekçe polis demek.  Sonra koştuk adama baktık. Adamdan dumanlar çıkıyor. Bir adam biber gazı sıkmış. Biz de Türkiye’den geldik ya biber gazını biz çok iyi biliriz falan yapıyoruz. Adamın telefonunu aldık ambulansı aradık. Ormandayız bu sırada ve bizim üstümüzde ne kimlik var, ne telefon var. Hiçbir şey yok. Aradık. Orada  gök bilim izleme merkezi gibi bir şey vardı. Biz de oraya doğru gidiyoruz. Adam beni de götürün dedi. Adamın koluna girdik fakat adam göremiyor. Hala gaz kokuyor ortalık ve çok komik. Adamı oraya götürdük. Biber gazı sıkan adam elinde fotoğraf makinesi duruyor ve bize ” sizi de ihbar edeceğim” dedi. Bu sırada İngilizce konuşuyoruz. Bekledik ambulans geldi sonrada polis geldi bizim ifademizi alıyor. Adamın da köpekleri var adam bize anahtarını verdi köpekleri arabasına bırakmamızı istedi. Tamam dedik aldık anahtarı. Bu sırada biz adamı koruyoruz diğer adam niye gaz sıktı bilmiyoruz. Fotoğrafçı adam diğerinin fotoğrafını çekiyormuş, o da çekme diye vurmuş. Ama adamın iki tane güzel köpeği var yani vuracak bir adam değil. Polis bizim adresimizi aldı. Odanıza gidin biz sizi bulacağız dedi. Erasmusun ilk haftası odaya polis geldi!!  Odada polis pasaportunuzu verin falan diyordu. Sonra adamla selfie çektik. Çok komikti.

Erasmusa gidecek öğrencilere tavsiyeleriniz?

“ İstedikleri her şeyi yapsınlar..”

Türklerle takılmayın. Takılmasınlar. 20 – 25 yılını zaten burada geçirmişsin. Yeni bir şeyler gör aç kafanı. Ben oraya gidenleri görüyorum yine aynı şeyleri yapıyorlar. Mekan değiştirmenin ne anlamı var ki? Sürekli çevre değiştirsinler. Hani iki arkadaşım çok yakın oldu öyle değil. Zaten bir kere erasmusa gidiyorsun ve senin en güzel yılın oluyor. Niye her şeyi kapmayasın ki? Her şeyi kapsınlar. Hiç utanmasınlar. Erasmus öyle bir yer ki kimse seni yargılamıyor. Ben pijamayla markete, club a gidiyordum. Çünkü kimsenin umurunda değil. Herkes istediği şeyi yapıyor. Kimse kimseyi yargılamıyor.

İstedikleri her şeyi yapsınlar ve kimseyi takmasınlar.

Türkiye’ye döndüğünüzde en çok özlediğiniz şey neydi?

 Avrupa birliğinden oturum izni almak benim en çok özlediğim şey. Çünkü hiçbir yere vize yok. Oturum kartınla her yere gidip gelebiliyorsun. Ben Türk pasaportunu verdiğimde benim yüzüme bakmıyorlar ama oturum kartımı verdiğimde geçin diyorlardı. Avrupa birliği vatandaşı gibi yaşamak en azından 1 sene için çok özlediğim bir şey. Buraya ait; simit, kokoreç, kuru fasulyeyi özledim. Yemekleri çok özledim. Denizi, Antalya’yı çok özledim.

Proje hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Yararlı olacağını düşünüyor musunuz?

Bence süper. Çünkü benden önce aynı yere giden bir çocuk vardı. Ben onun kafasını yaktım. Ona çok fazla soru sormuştum. Eğer başka yerden bulabilecek olsaydım o kadar üstüne düşmezdim, böyle darladım çocuğu. Çünkü başka bir yer yoktu bilgi alacağım. Her şey Çekçeydi. Böyle bir şey herkesin işine yarar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir