Deniz Horuz-Macaristan-Budapeşte-Non-Government Organizations-Staj

Deniz Horuz-Macaristan-Budapeşte-Non-Government Organizations-Staj

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Deniz Horuz. Çukurova Üniversitesi, Uluslararası ilişkiler mezunuyum. Hataylıyım, İskenderun da yaşıyorum. Bölümü bir yıl hazırlık 4 yıl normal olarak okudum. 2015 in yazında work & travel ile Amerika’ya gittim. 4. sınıfın bahar döneminde Polonya’nın Radom şehrin de erasmus programı ile son dönemimi orada okuyup mezun oldum.. Erasmustayken, erasmus staj olanağı ile staj yapmaya karar verdim ve şuan Macaristan’da staj yapıyorum. Staj yaptığım yer Non-Government Organizations (NGO) olarak geçiyor bizim Türkiye’deki dernekler gibi bir şey oluyor. Stajımı burada tam anlamıyla kendi bölümüm olan, uluslararası ilişkiler üzerine yapıyorum. Stajımı yaptığım yerin adı da, Institute for Cultural Relations olarak geçmektedir.

Erasmus stajına gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

Normalde Polonya’ya gitmeden önce erasmus sınava girmiştim zaten. Mezun olduktan sonra 1 yıl içerisinde de staj yapabilme imkanı sunuyorlar size. Böyle bir fırsatım varken neden olmasın dedim. Çukurova Üniversitesinin sınavı biraz zor oluyor benim deneyimlerime göre. Sınavda bütün partlar vardı. Yazılı sınavı geçtikten sonra bir gün arayla konuşma sınavı yapıyorlar ve 2.20 ortalama tutturmak gerekiyor. Bildiğim kadarıyla tüm üniversiteler için bu ortalama geçerli. Erasmus sınavından aldığın puanla senin normal puanın ortalamasını alıp belirli bir sıralama yapıyorlar.

“Stajda daha farklı bir durum..”

Erasmus stajını nasıl ayarladınız ve bu süreçte neler yaşadınız?

Polonya’dayken de staj için yer aramaya başladım. Çünkü staj yerini ve kalacak yeri üniversite bulmuyor. Normal öğrenim için gittiğinizde okulun yurt seçeneklerinden birini seçebiliyorsunuz ama staj için farklı oluyor bu durum. Staj yerini kendin bulman gerekiyor. En önemli ve en zor nokta bu. Ben daha çok üniversitedeki hocalarıma mail attım böyle bir düşüncem olduğuna dair var tanıdığınız yer var mı diyerek. Bir kaç tanesi dönüş yaptı. Bizim hocalar devamlı yurt dışıyla bağlantılı oluyor seminerlere gidiyorlardı. Bunu bildiğim için onlarla iletişim kurmaya çalıştım.

Belli başlı şirketler var belli bir ücret ödediğinizde sizin için staj yeri bulabiliyorlar. Özellikle İspanyada, Madrid ve Barcelona’da böyle bir imkan vardı. Fakat bu senin hibenin yarısının gidecek olması demek oluyor. Staj yeri bulmak için senden 300 ya da 400 Euro civarı para istiyorlar. Tabi o zamanlar bu da bir seçenekti. Bizim üniversitenin asistan hocamız vardı bana Çek Cumhuriyetinde staj buldu ama doğrudan Skype görüşmesi yapıp daha sonrasında karar verilecekti ve başvuran 15 kişi arasından sadece 1 kişi alınacaktı. Yeşil pasaportun varsa önceliğin oluyordu ki benim yeşil pasaportum yoktu maalesef. Ben bu görüşmeye kadar staj yeri aramaya devam ettim. Çukurova Üniversitesinin sayfasında daha önce gidenlerin isimleri, telefon numaraları ve mail adresleri yer alıyordu. Application formu doldururken size seçenek sunuyorlardı “Sizden sonrakilere yardım etmek ister misiniz? Sizin bilgilerinizi paylaşabilir miyiz?” diye. Onu seçtiğinde doğrudan sitede yer alıyordu bilgilerin. Çok güzel bir faaliyet ama şöyle bir durum ki kime mesaj attıysam kimse dönüş yapmadı.

Üst dönemimden bir arkadaşımın Macaristan da staj yaptığını biliyordum ve onunla iletişime geçtim. Bana o aracı oldu. Benim yerime işverenle konuştu ve  CV’mi gönderdim. Arkadaşım ve işverenle grup görüşmesi yaptık. Arkadaşımla iletişimleri iyi olduğu için beni kabul etmesi daha kolay oldu. Biraz çaba sarf ettim ama arkadaşım sayesinde staj yeri bulmam kolaylaştı. Normalde Polonya vizesi alırken VFS Global denen aracı şirkete başvuru yapmıştım ve 5 gün içerinde vizemi göndermişlerdi. Macaristan da Orange vize diye bir aracı şirket var ama 3 aydan az kalacaksanız buraya başvuru yapabiliyorsunuz. 3 aydan fazla kalacaksanız da doğrudan konsolosluğa başvuru yapmak gerekiyor ya Ankara’dan ya da İstanbul’dan. 3 aydan fazla olduğu için oturma izni çıkartmanız gerekiyor. Sitesinden randevu aldım. Evraklar orada yazıyordu ama net değildi. Macaristan vizem için 1 ay bekledim. Stajımın normalde 1 Eylül’de başlaması gerekirken 23 Eylül’de başladım vize probleminden kaynaklı. Şöyle bir öneride bulunabilirim Macaristan’a gidecek olanlar için tarihi belli bir şekilde ayarlamaları gerekiyor. Vizeyi ne kadar erken vakitte alırlarsa o kadar iyi olur. Stajıma geç başladım ama işverenimle herhangi bir problem yaşamadım Normal öğrenim için kaç ay kalacaksan sadece sağlık sigortası yaptırman gerekiyorken, stajda daha farklı bir durum var. İşverenine dair herhangi bir problem yaşadığında senin karşılayacağın bir sigorta daha var. Bu sigortayı AON adı verilen internet sitesi üzerinden yapabilirler. Normal sağlık sigortasını herhangi bir sigorta şirketinden yaptırabiliyorsunuz. 6 aylık staja geldim ama 1 yıllık sağlık sigortası yaptırdım ve 100 TL civarı ödeme yapmıştım. Diğer internet üzerinden yapılan sigortasında her bir gün için 50 cent civarı para alıyorlardı. Güne ve gideceğin ülkeye göre fiyat değişiyor. Staj ile öğrenim arasındaki farklardan birisi de bu sigortayı yapmak. Herhangi bir artısını gördünüz mü diye sorarsanız açıkçası hiçbir artısını görmedim. Çok şükür hasta olmadım ama yaptırmak gerekiyor. Sigortaları yaptırmadan hiç bir şekilde hibe anlaşmasını imzalatmıyorlar.

“Macaristan’a gelenleri üniversitenin yurtlarına bile vermiyorlar.”

Kalacak yeri nasıl ayarladınız ve bu süreçte neler yaşadınız?

Macaristan için bu çok büyük bir problem. En mantıklısı ve en ucuzu yurt. Hiçbir şekilde yurtlar kabul etmiyor. Normalde erasmus öğrenimi için Macaristan’a gelenleri üniversitenin yurtlarına bile vermiyorlar. Corvinus diye bir üniversite var baya bir ünlü bizim Galatasaray gibi bir üniversite. Arkadaşım burada erasmus yapıyordu. Erasmus yaparken kalacak yer vermemişler ona da. Onun bir oda arkadaşı vardı şansımı denemek için onunla iletişime geçtim. Bu üniversitenin iki yurdu vardı ama hiçbir şekilde olağan bakmıyordum. Arkadaşım bu üniversitede erasmus yaparken yurt vermemişler bana hiçbir şekilde olanak sağlamazlar diye düşündüm. Yurdun sorumlusunun mail adresini aldım. Yurdun sorumlusuyla konuştuk ve şans eseri beni kabul etti. Normalde kaldığım yurt üniversitenin kendi öğrencilerinin ve Macar bursu alan yabancı öğrencilerin kaldığı bir yurt. Sadece erasmus stajı yaparak yurtta kalan benim. Yurdun sorumlusu ile  iletişime geçmeden önce Facebook’taki Budapeşte ile alakalı gruplara üye olmuştum. Orada oda arkadaşı, ev arkadaşı arayanlar oluyor ama önemli olan verebileceğin aylık para. Euro bölgesi değil ama yurt haricinde Macaristan’da yaşamak gerçekten pahalı. Bizdeki apart mantığı gibi burada da mutfak, salon ortak ama kendine ait odan oluyor. Bazılarının elektrik ve su içinde en ucuzu 250 Euro. Bu fiyatlarda en düşük fiyatlar. Bana hibe olarak verdikleri para zaten 400 Euro. Şuan kaldığım yurda aylık 100 Euro civarı para ödüyorum öğrenci olmadan kaldığım için. Yurt merkeze 40 dakika uzaklıkta. Merkeze gitmek için otobüs ve metro değiştirmek zorundayım. İstanbul gibi biraz. Etrafta market bile yok markete gidebilmek için 15 dakika otobüse binmek gerekiyor. Biraz da bu yüzden ucuz.

Giderken yanınızda neler götürdünüz?

Buraya gelirken hava durumunun nasıl olduğunu biliyordum. Birkaç tane yazlıktan başka hiçbir şey getirmedim. Diğerlerinin hepsi kışlıktı. İstediğin her şeyi bulabiliyorsun yurt dışında herhangi bir yiyeceğe gerek duymuyorsun ama Türk annelerini mantığı vardır ya şunu yapayım da götür beraberinde seni 1 hafta idare eder diye. O tarz yiyecek depolamıştım. Ekstrem hiçbir şey almadım beraberimde. Çünkü az çok deneyimim vardı Amerika ve Polonya’dan sonra. Neyi alıp almamam gerektiğini biliyordum. Önemli olan hangi dönemde gideceğin. Ona göre kıyafetlerini götürmek daha mantıklı. Buraya gelmeden önce kalacağım yurdun ortak bir mutfağı olduğunu biliyordum ve kendi eşyalarını alman gerektiğini biliyordum. İlk gittiğim zaman marketleri tam anlamıyla bilemeyeceğimden bir küçük tencere, tava birer tane çatal, kaşık, bıçak, tabak, bardak almıştım. Türk kahvesi, cezve, kahve fincanı kesinlikle olmazsa olmazlarımdandır. Geldiğim sabahta doğrudan yemek pişirme imkanı buldum ekstra bir şey almama gerek kalmamıştı.

” BKK uygulaması seni yönlendiriyor..”

 Gittiğiniz ülkede ilk anda neler yaşadınız?

Macaristan’da benim ikinci bulunuşum. Polonya’dayken buraya gelmiştim turist olarak 3 günlüğüne. Cidden hayal edilemeyecek kadar güzel bir şehir. bundan dolayı mutluyum burada olmaktan. Çok beğenmiştim ilk geldiğimde. Macar arkadaşım bana yardım etmişti. Public transportation için bu otobüsler, tramvaylar için indirebileceğiniz uygulamaları varmış. Nerede olduğunu nereye gitmek istediğini yazıyorsun seni yönlendiriyor şunu kullanman gerekiyor diye. Bu uygulamanın ismi ise BKK. Arkadaşım gelip bir çeşit buddy’im olmuştu. Gelip havaalanından karşıladı yurda kadar getirdi. İnsan tabi ki heyecanlı hissediyor. Yeni bir başlangıca yelken açıyorsun. Yeni bir ortam yeni bir ülke. Her şey yeni. Bir şekilde insanın şansı dönüyor.

” İngilizceye dair problemim yok gibiydi siyasetle ilgili makale yazmaya başlamadan önce..”

Staja başlama sürecinde neler yaşadınız?

Benim müdürümle sürekli iletişim halindeydik. Arkadaş gibiydi 35 yaşındaydı zaten. Tam olarak şirket çatısı altında geçmiyor. Bizdeki derneklerin işleyişi gibi sadece burası biraz daha international çalışıyor. Haftada 2 defa toplantı yapıyoruz. 1 buçuk – 2 saat sürüyor. Ne yapmamız gerektiğine dair konuşmaları gerçekleştiriyoruz. İlk geldiğimde toplantıdan yarım saat öncesinden gelip bilgi alıyordum. Haber başlıkları topluyoruz. Mesela Şubat ayında neler oldu uluslararası gerçekleşen haberler, bütün dünya ile ilgili olan haber başlıklarını topluyoruz. Politika, siyaset, ekonomi gibi 40 başlık altında topluyoruz. Müdürüm arasından seçip ayıklıyor. Karar verilen başlıklar altında diğer stajyer ile hangisi bize yakın ya da ilginç geliyorsa o başlığın yanına ismini yazıyorsun sonra bu haberle ilgili makale yazıyorsun. 3 tip makale var.  Uzun, orta seviye bir de küçük ( 7-8 satırlık) makale yazman gerekiyor. Müdürümüz karar veriyor hangi uzunlukta olacağına. Belli bir süre veriyor 2 hafta içerisinde bu makaleyi yazman gerekiyor. Uluslararası ilişkiler mezunuyum ama Türkçe okudum. Hazırlık zorunlu olduğu için okudum ama hazırlığı geçmek zorunlu değildi bundan dolayı bölümü Türkçe okudum. Bu yüzden ilk başladığımda İngilizce’de problem yaşadım. Zaten makaleyi Türkçe yazmak zordur. Birde benim makaleyi İngilizce yazmam gerekiyordu. İlk 2 hafta falan tedirgindim, bölümü İngilizce okumadığımdan kaynaklı. İngilizceye dair problemim yok gibiydi siyasetle ilgili makale yazmaya başlamadan önce. Başladıktan belli bir süre sonra insan alışıyor her şekilde. Daha sonrasında kelimeler öğrenmeye başladım. Yazdığımız makale sayısı stajyer sayısına göre değişiyor. Geçtiğimiz aylarda kısa süreli staj yapanlarda oluyordu. Beni kabul ederlerken zaten uzun süreli staj yaparsan hem benim açımdan hem de senin kendini geliştirmen açısından daha iyi olur demişti. 10 stajyer varsa kişi başı 3 makale yazıyorsunuz ki bu hiç bir şey ama 2-3 kişi iseniz bu çıtayı biraz zorluyor. Bunun dışında büyükelçilerle görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Bu şekilde konferanslar yapıyoruz, etkinlikleri Facebook üzerinden duyuruyoruz davet ediyoruz insanları. Görüşmeler için sorular buluyoruz ülkeleriyle ilgili. Stajyerler olarak orada bulunmamız gerekiyor. Belli başlı iş ayrımları gerçekleştiriyoruz. Erasmus Plus projelerimiz oluyor. Çok aktif olarak gerçekleştiriyorlar bizim derneklerde. Projeler üzerinde de neler yapmamız gerektiğine dair çalışıyoruz. Bundan önce 3 tane erasmus plus projelerine katıldım. 2 tanesi training kursuydu bir tanesi Youth Exchange programıydı.  Hiç bir şekilde ekstra para almıyorum buradan, sadece hibem var. Toplantılarda makaleler, konferanslar, projelerin hepsi hakkında sohbet çerçevesinde konuşuyoruz. Eğlenceli geçiyor kasvetli bir ortam yok. Benim ki birazda home office oluyor. İstediğim her yerden çalışabiliyorum genellikle yurtta çalışıyorum. Pazartesi ve Cuma haricinde boşum istediğim zaman istediğim şeyleri yapıyorum. Bazen aciliyeti olan işler oluyor onları aynı gün göndermemiz gerekiyor. Onun dışında çok esnek.

Gerçekleştirdiğimiz konferans sonrası patronum ve iş arkadaşlarım. ICRP ailesi.

Gerçekleştirdiğimiz konferans sonrası patronum ve iş arkadaşlarım. ICRP ailesi.


Uyum sağlama sürecinde neler yaşadınız?

Stajyer olarak hiçbir sıkıntı yaşamadık. Hepimiz aynı düzeydeyiz. Çoğu stajyer Macar ama toplantılar İngilizce oluyor. Macarlar Türklere çok alışkın zaten. Adım başı Türk restoranları, Türk dönercileri var. Dönercide en az iki Türk görürsünüz zaten. Türk öğrencileri de çok var. Türklere karşı sıcakkanlılar hiç bir problem yaşamadım.

Hibe ne zaman yatıyor, her ayı yatıyor mu? Aldığınız hibe ihtiyaçlarınız karşıladı mı?

Hibe anlaşmasını gitmeden önce yapıyorsunuz. Vize geldikten sonra vizenin fotokopisini International Office vermeniz gerekiyor. Vizeyi gördükten sonra hibe sözleşmesi gerçekleştiriyorlar. Hibe sözleşmesi yapıldıktan sonra hibenin yatması en geç 2 ya da 3 hafta sürüyor. O yüzden yanına belli bir miktar para almak gerekiyor. 2 haftadan sonra yatmadıysa maillerle iletişime geçiyorsunuz hemen zaten. Yanıma para aldığım için sorun yaşamadım. Ne kadar erken yatarsa o kadar iyi tabi ki. Yüzde 80’ini aldım kalan yüzde 20’sini de döndüğümde tüm dokümanları verdikten sonra geri verecekler.

Gitmeden önce hangi seviyede dil bilgisine sahiptiniz? Gittiğiniz ülkenin yabancı dile katkısı oldu mu ve yeni bir dil öğrendiniz mi?

Hazırlık okudum ama boşa okudum. Çünkü geçme zorunluluğu olmayınca aman ne öğreneceğim mantığındaydım. Lise 4 ten sonra size o lise 5 gibi geliyor açıkçası. Uluslararası İlişkilerde İngilizce gerçekten çok önemli. Bir kursa yazıldım 3 kur aldım. Şöyle bir şey önerebilirim ben her yıl bir kur aldım. Her dönem devam etmiş oluyorsun. Unuttuysan bile hatırlamış oluyorsun. Bundan dolayı ben belli bir zaman aralığında almayı daha mantıklı gördüm. Bir kur bitip hemen diğerine başlıyayım bitireyim mantığı olunca o İngilizce yetisini çabuk kaybediyorsunuz. Daha sonrasında Amerika’ya gitmeye karar verdim. İngilizcemi en çok orada geliştirdim ben. Polonya’ya giderken İngilizce konusunda sorun yaşamadım. Lehçe kesinlikle öğrenebileceğiniz bir dil değil. Bir kaç kelime öğreniyorsun sonuçta 4 ay yaşıyorsun. Macaristan’a geldiğimde de dedim 6 ay buradayım öğrenirim herhalde hatta gelmeden belli başlı kelimelere de baktım ama sonrasında Lehçeyle eş değer. İlk başta denedim ama sadece belli başlı kelimeleri öğrendim burada da. Lehçeyi öğrendin tamam ama Polonya dışında nerede kullanacaksın ya da Macarca öğrendin Macaristan dışında hangi ülkede kullanacaksın diye düşününce de öğrenme gereksinimi duymadım. Pişman mıyım? Değilim. Kendi başıma İspanyolca çalıştım ama yeterli değil. Pratiğe dökmediğiniz sürece öğrenmiş olmuyorsunuz açıkçası bundan dolayı onu da öğrenmeyi bıraktım. Genellikle İngilizce dilini kullandığınız için çok fazla dil öğrenme mantığı oluşmuyor. En kolay dil İngilizce geliyor çünkü herkes İngilizce konuşuyor.

“Budapeşte’de ulaşım ağı mükemmel çalışıyor.”

Şehir içi ulaşım olanağı nasıl?

Ulaşım gecenin her vakti var. Metro saat 23:30 a kadar çalışıyor ama ondan sonrada gece otobüsleri var. Saatleri 30-40 dakikada bir oluyor ama istediğiniz her yere gidebiliyorsunuz. En beğendiğim şeylerden bir tanesi Budapeşte’de ulaşım ağı mükemmel çalışıyor. Aylık biletleri var. Öğrenci iseniz 3500 HUF( Macaristan Forinti) gibi bir meblağ alıyor o da 40-45 TL falan oluyor öğrenci kartınız varsa. Ben artık mezun olduğum için 9.500 HUF(Macaristan Forinti) civarı ödüyorum o da 110-115 TL oluyor ama tüm ulaşım için kullanabiliyorsunuz. Günlük biletleri 300 HUF (Macaristan Forinti ) oluyor yani 3,5 – 4 TL civarı para ediyor.

Gittiğiniz ülkede eğlence ortamı nasıldı?

Erasmus denilince zaten akla gelen ilk şey eğlence oluyor. Budapeşte’de kime sorarsanız eğlence ortamını, efsane güzel olduğunu söylerler. En önemlisi gezilebilecek en güzel Avrupa şehirlerinden bir tanesi, turistik açıdan bakarsak. Her insanın hayran kalabileceği bir şehir. Her gün bir aktivite ortamı bulmanız mümkün.

Erasmus staj dönemimde devamlı takıldığımız clup/bar olan Elatohaz da Türk ve Makedon arkadaşlarla salt bae denemesi :)

Erasmus staj dönemimde devamlı takıldığımız clup/bar olan Elatohaz da Türk ve Makedon arkadaşlarla salt bae denemesi 🙂


Yemekler nasıl, bizim ülke lezzetlerine uygun mekanlar var mı? İlk hafta neler yaşadınız? Gittiğiniz ülkede en sevdiğiniz yemek hangisiydi?

Her türlü şeyi bulabiliyorsunuz. Türk marketleri var zaten Budapeşte’de. Helal yiyecek tarzı şeyler arıyorsanız zaten helal çatısı altında her şeyi bulabilirsiniz orada ama şöyle bir şey var cidden pahalı normal Macar marketlerine kıyasla. Adamlar zaten Türkler gidip başka yerlerden alamayacaklar mantığıyla fiyatları biraz daha yüksek tutuyorlar. Benim için hiçbir şekilde sıkıntı değil. Hiç Türk marketinde bulundun mu derseniz hiçbir şekilde bulunmadım. Çünkü benim için helal yiyecek mantığı problem değil. Ama dediğim gibi dönerciler olsun Türk restoranları olsun Türk yemekleri olsun cidden her türlü Türk yemeğini bulabiliyorsunuz. Ondan dolayı hiçbir şekilde sıkıntı yaşayacaklarını sanmıyorum. Macar yemeklerine gelirsek Gulaş denen bir yemekleri var o bizim damak tadımıza en yakın yemek diyebilirim. Çorba diyorlar ama çorba değil açıkçası. Bizde ki türlü, sulu yemek mantığı. Dolmaları var bizim dolma mantığı ile aynı. Onun haricinde Macar yemeklerini çok fazla tatmadım. Genelde yurtta kendi yemeklerimi kendim yapıyorum. Belli başlı Macar yemeklerini denedim. Langoş dedikleri aperatif tarzı yiyecekleri var. Hamuru kızartıyorlar -bizde ki adı pişi- üzerine kaşar döküyorlar sarımsak sosu döküyorlar. Belli başlı topikleri var waffle tarzı gibi böyle istediğini seçip koyabiliyorsun. Bu anlattığım en güzeli en lezzetlisi kesinlikle.

Macaristanın meşhur aperatif öğünü olan Langoş..

Macaristanın meşhur aperatif öğünü olan Langoş..

 

1 Türk, 1 İtalyan, 1 Macar ve 1 Kübalı Macarista'nın çok şirin kasabası olan Szentendre de :)

1 Türk, 1 İtalyan, 1 Macar ve 1 Kübalı Macarista’nın çok şirin kasabası olan Szentendre de 🙂


” The Fisherman’s Bastion.. Elizabeth Köprüsü.. Heroes Square…”

Erasmus süresince bulunduğunuz ülkede hangi şehirlere gittiniz?

Buraya ikinci gelişim. İlk gelişimde iki arkadaşımla birlikte turistik amaçlı gelmiştik. Buda ve Peşt olarak iki ayrı şehrin birleşiminden oluşan bir şehir. Buda kısmında Buda kalesi var en güzel manzarayı görebileceğiniz ve Peşte kısmının tamamen ayaklarınızın altında olacağı bir yer. Buda Kalesi’nin içinde National Art Galeria denen müze tarzı bir yer var. Ona hemen 5 dakikalık mesafede The Fisherman’s Bastion denen daha önceden balık satılan bir yer olarak bilinen bir yapı var. O yapının da yanında küçük bir kafe var orada da şarap içebilirsiniz. Zaten en ünlü içkilerinden bir tanesi şarap. Şaraplarıyla övünüyorlar ve kesinlikle denenmesi gerekiyor. Biraz pahalı bir yer turistik bir yer olduğundan dolayı ama hiç oturmadan da yukarıdaki balkon gibi yere çıkıp manzarayı seyredebiliyorsunuz. Parlamento binası var. Benim gezdiğim ülkeler arasında gördüğüm en güzel parlamento binası. İçini gezebiliyorsunuz ama güvenlik dolayısıyla randevu almanız gerekiyor. The Fisherman Bastion yanında bir kilise var ücretsiz olarak onu da gezebiliyorsunuz. Kesinlikle gezilip görülebilecek bir yer. Bu iki yerden görebileceğiniz manzara efsane. Stedella dedikleri bir yapı var yine buda kısmında yine en tepesine çıkılabiliyor. Bazı otobüsler en tepesine kadar çıkıyor genellikle turist otobüsleri çıkıyor. Merdivenleri  falan da var. Peşt kısmında parlamentonun yanında Shoes Monument denilen  ayakkabı heykelleri var. Hikayesine göre bazı kurbanları orada öldürüp Tuna Nehrine atmışlar. En önemli köprüsü – Aslanlı Köprü olarak da geçiyor- Chain Brige. Toplamda 7 ya da 8 köprüsü var Buda ve Peşt’i birbirine bağlayan. Elizabeth Köprüsü var İstanbul’da ki boğazı birbirine bağlayan köprülerin tasarımına benziyor. Bazilikası var kilisenin biraz daha gelişmiş hali 500 HUF ödeyip Buda kısmını görebiliyorsunuz ama çokta gerekli değil çünkü Peşt kısmı daha güzel. Szimpla Kert denen ruin barı var eski eşyalardan yapılmış bir bar. Her turistin kesinlikle geldiği bir yer ve her gelen bu mekana bayılıyor. Erasmus öğrencisi için bir gidilir iki gidilir, çünkü erasmus öğrencisi için pahalı bir yer. Turistik açıdan ilk gelindiğinde uğranılması gereken bir yer. “Hello Budapest” yazısının önünde fotoğraf çektirilebilir. Piknik, mangal, yürüyüş gibi aktivitelerin yapılabileceği Margaret adası var. Bahar ve yaz aylarında çok güzel oluyor. Ulaşımı da gayet kolay. Kahramanlar Meydanı (Heroes Square) en önemli yerlerden bir tanesi. İstiklal Meydanı gibi düşünün. Gerçekleştirecekleri protesto olsun ya da herhangi bir konser olacaksa uğrak bir mekan oluyor burası. Onun arkasında da Dracula Castle var. İçerisinde bir müze var girebileceğiniz. Tanınmayan, bilinmeyen bir adamın heykeli de var anonim olarak geçiyor. Pelerini var, yüzü hiç gözükmüyor, elinde bir kitap ve kalem var. Kalenin arkasında da gezilebilecek bir park var. Heroes Square ve Dracula Castle’ın tam ortasında buz pisti var. 1500 HUF / 20-22 TL ödüyorsunuz. Bir de ayakkabıyı kiralamak için de 1500 HUF ödüyorsunuz.

Budapeşte de en güzel manzara izleme noktalarından biri olan Buda Kalesinden bir fotoğraf.

Budapeşte’de en güzel manzara izleme noktalarından biri olan Buda Kalesinden bir fotoğraf.


Erasmus sürecince hangi ülkelere ve şehirlere gittiniz? Mutlaka gidilmesi gereken yerlerin nereler olduğunu düşünüyorsunuz?
Gittiğiniz ülkelerde mutlaka tatmanız gereken lezzetlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Staj dönemi boyunca Sırbistan, Hırvatistan ve İsveç’e gittim. Polonya’dayken neredeyse Avrupayı bitirdiğim için çok fazla seçeneğim kalmadı açıkçası. Toplamda 18 ülkeye gittim.

Orada yaşadığınız zorluklar nelerdir? Zorlukları aşmak için neler yaptınız?

Hiç problem yaşamadım desem yeridir. Dil konusunda da sıkıntı yaşamadım herkes İngilizce konuşabiliyor.

Almanyayı temsilen katıldığım ve Macaristanda gerçekleşen Youth Workers programının kültür gecesi etkinliği

Almanyayı temsilen katıldığım ve Macaristanda gerçekleşen Youth Workers programının kültür gecesi etkinliği


Staja gitmek size neler kazandırdı?

Dilimi kesinlikle geliştirdi. En büyük etkisi bu oldu. Macaristan, İstanbul ve Slovenya olmak üzere projelere katıldım. En az bir haftalık eğitimler aldım. Cv’im için büyük etkisi oldu. Çok güzel etkinlikler gerçekleştirdik. Gittiğim eğitimlerde çok fazla arkadaş çevrem oldu. Herhangi bir ülkeye gidecek olsam doğrudan beni kabul edecek bir sürü insan var ve bu beni çok mutlu ediyor düşündüğüm zaman. İnsan kendi ayakları üstünde durmayı öğreniyor. Türkiye’de şehir dışında da kendi ayakların üstünde durabiliyorsun ama yurt dışı kesinlikle bambaşka bir deneyim ailenden tamamen uzaksın. Polonya’dayken yemek yapmayı öğrendim. Macaristan’da da kendimi geliştirdim yemek konusunda.

Macaristanı temsilen katıldığım ve Slovenya da gerçekleşen Youth Exhange programının kültür gecesi etkinliği.

Macaristanı temsilen katıldığım ve Slovenya da gerçekleşen Youth Exhange programının kültür gecesi etkinliği.

” “Keşke gelmeseydim.” bir an..”

Erasmus sürecini düşündüğünüzde keşke ve iyi ki dediğiniz noktalar nelerdir?

İyi ki Budapeşte’deyim. Gerçekten çok mutluyum burada olmaktan. Polondayken bile Budapeşte’ye gidecek olmanın hayaliyle tutuşuyordum. Keşke dediğim ilk başta iş hayatına girdiğim zaman biraz sıkıntılıydım. “Keşke gelmeseydim” dediğim bir an olmuştu ama tabi bu ilk haftaki süreçti daha sonrasında böyle bir düşüncem olmadı. Benim 8 aylık staj yapma imkanım vardı ben sadece bunun 6 ayını kullandım ama keşke 8 ayın tamamını kullansaydım diyorum. Uzatma imkanım var ama tekrardan vize almak, tekrardan oturma izni  çıkarmak falan derken o prosedürlere girmek istemiyorum. Biraz bunun pişmanlığı var. İyi ki bu projelere katıldım iyi ki bu şirkette stajımı yapıyorum.

Erasmus’da unutmadığınız bir anınız var mı?

Diğer ülkelerden gelen arkadaşlarıma burada onlara rehberlik etmek benim için unutulmayacak bir an. Onun dışında unutulmayacak dediğim bir şey yaşamadım.

Macaristanın en ünlü meydanı olan Heros Square da yunanistandan ve İrandan gelen arkadaşlara rehberlik ederken..

Macarista’nın en ünlü meydanı olan Heros Square da Yunanistan’dan ve İran’dan gelen arkadaşlara rehberlik ederken..


Erasmusa gidecek öğrencilere tavsiyeleriniz?

Macaristan için vizeye başvururken zamanlamaya dikkat etsinler. Bölümleri ne ise onunla ilgili staj yapsınlar. Gelmeden önce kalacak yerlerini ayarlasınlar.

” Çektiklerimizi çekmeyecekler.”

Proje hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Yararlı olacağını düşünüyor musunuz?

Arkadaşım bana söylediğinde bana çok değişik gelmişti ve gerçekten buna ihtiyaç var. Ne aşamalardan geçtiğimi ben biliyorum Polonya’ya giderken buraya gelirken. İnsan gerçekten birilerini arıyor bilgi alabilmek adına. Bu projeden sonra herkes internet sitesine girip istediği bilgiye ulaşabilecek. Bizim çektiklerimizi çekmeyecekler. Onlar için büyük kolaylık olacak. Yardımımı isteyen olursa bende her türlü bilgiyi vermeye ve yardım etmeye hazırım. Kesinlikle bu projeyi takdir ediyorum ve her türlü yanınızdayım.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir