Deniz Ulusan – İspanya – Pamplona – Universidad Publica de Navarra

Deniz Ulusan – İspanya – Pamplona – Universidad Publica de Navarra

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Merhaba, ben Deniz. 7 Kasım 1995 Istanbul doğumluyum, şuan 21 yaşındayım. Marmara Üniversitesi İktisat bölümü son sınıf öğrencisiyim. İspanya’ya Erasmusa gidilebilecek en güzel şehirlerden birisi olan Pamplona’ya gittim. Gittiğim okulun adı Universidad Publica de Navarra.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.51.18

Semana Santa’da en yakın arkadaşımla Valencia’daydık.

“İyi ki iyi ki gitmişim!”

Erasmusa gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız? 

Erasmusa gitmek hep hayalimdi. Çünkü çok güzel bir deneyim ve herkesin mutlaka yaşaması gereken bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Ve gittiğimde bu düşüncemin kesinlikle doğru olduğuna emin oldum. İyi ki iyi ki gitmişim!

Sınava bir kaç yakın arkadaşımla birlikte başvurmuştuk, ve aşırı heyecanlıydık. Sınava hazırlanmadım çünkü zaten İngilizcem iyi seviyedeydi. Daha önceden birkaç kere yurtdışına çıkmıştım ancak bunun bambaşka bir deneyim olacağını hayal ediyordum. Erasmusa hem eğlence odaklı hem de ders odaklı gittim. Hatta pek ders odaklı gittiğimi de söyleyemeyeceğim. Dili öğrenmek, İspanyol kültürünü tanımak ve daha çok deneyim edinmek için gittim.

Gitmeden son bir hafta önce yemem gerekenler listesi yaptım, çünkü mantıyı, türk kahvaltısını, rakı-meze-balık sohbetlerini, beyti sarmayı, baklavayı…. Özleyeceğimi hissediyordum, en yakın arkadaşlarım ve ailemle son bi hafta sürekli veda yemekleri yaptık.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.43.00

Okuldaki arkadaşlarımızla veda kahvaltımızdan bir fotoğraf..

“Okul değil ülke seçtim”

Erasmusa gideceğiniz ülkeyi ve okulu nasıl belirlediniz ve ne kadar kaldınız?

Sarı ve kırmızı renklerini yan yana pek sevmesemde bayrağından diline herşeyiyle İspanya’ya hep bir sempatim vardı. Sınavdan kısa bir süre önce ailecek İspanya’ya seyahate gitmiştik ve o zaman bu ülkeye aşık olduğumu anlamıştım. Babam üniversitede İspanyol Dili ve Edebiyatı okumuştu ve o da üniversitede Erasmus gibi bir değişim programıyla İspanya’ya gitmişti. Hatta ben giderken bana kendi sözlüğünü vermişti. Hala babamın o zaman ki öğrenci kartlarını saklarım..

Dediğim gibi İspanya her zaman benim hayalimdi. İspanyolca da hep öğrenmek istiyordum (Bunda birazcık küçüklükten gelen Ricky Martin etkisi olduğunu söyleyebilirim.) Okul değil ülke seçtim diyebilirim. İlk tercihim İspanya’ydı, ilk tercihime hibeli olarak gittim. Bahar döneminde, 6 ay orada kaldım.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.43.18

Valencia La Malvarrosa Beach’te İspanya bayrağının altında en sevdiğim fotoğraflardan biri.

“Kalacağım evi ve ev arkadaşlarımı oraya gitmeden facebooktan buldum.”

Erasmusa gitme sürecinde neler yaşadınız?

Öncelikle kalacağım yeri ayarlamaya başladım. Hala söyleyince bile garip geliyor ama kalacağım evi ve ev arkadaşlarımı oraya gitmeden Facebooktan buldum. Ve gitmeden önce mesajlaşarak anlaştık. Yurtta kalmadım, yurt çok pahalı ve şehirden uzaktı, 450 euro ya yakındı. Benim kaldığım ev ise 220 Euroydu. Zaten şehrin içinde normal fiyatlar o kadardı 150-250 euro arasındaydı. Bir de benim evimin yeri gayet iyiydi ana caddedeydi, odam çok büyüktü. 3 İspanyol kızla kaldım yani evde odaya çıktım denilebilir. Bir de özellikle İspanyollarla kalmak istedim çünkü İspanyolcamı daha çok geliştirebilmek istedim. Sonradan sadece Erasmuslularla kalanlara göre daha şanslı olduğumu hissettim çünkü hem İspanyolcamı geliştirdim hem de daha çok İspanyol tanıma şansı buldum. Erasmuslu olan arkadaşlarım dışında farklı bir ortamım daha olmuş oldu.

Vize işlemlerinde neredeyse hiçbir sorun yaşamadım, Uluslararası Ofis her konuda çok yardımcı oldu, çok iyilerdi. Neredeyse haftanın 2 günü Uluslararası Ofis’teydim. Evrakları toplarken ufak bir sorunum olmuştu. İspanyadaki okulum Aceptance Letter’i yollarken pasaport numaramı yanlış yazmışlardı. Sonrasında 1 hafta onun gelmesini bekledim. Yenisini gönderdiler fakat bu seferde altına damga basmayı unutmuşlardı. Tekrardan onu bekledim. O vize işlemlerini yavaşlatacak herhalde diye düşündüm ama korktuğum gibi olmadı. Güzel bir şekilde işlemler çabucacık tamamlandı.

“İstanbul’daki kadar giyime önem verilmiyor.”

Giderken yanınızda neler götürdünüz?

Açıkçası iki bavul bir sürü eşya götürdüm. Kıyafet, ilaç, ayakkabılar, atkılar.. Keşke götürseymişim diye pişman olduğum bir şey olmadı. Hatta çoğu kıyafetleri keşke hiç getirmeseymişim dedim. Zaten hem oradan da alışveriş yapılıyor, ve İstanbul’daki kadar giyime önem verilmiyor. Hatta dönüşümde o kadar çok şey bırakmama rağmen bavullara sığmakta aşırı zorlandım diyebilirim. Temmuz ortasında bavula sığmayanlar üzerimde, ayağımda botlar üzerimde kar montuyla dönmüştüm.

Yiyecek olarak beyaz peynir falan götürmüştüm. Ev arkadaşlarım bayılmışlardı. Hatta ekimde onları ziyarete gidişimde iki kalıp beyaz peynir götürmüştüm, bayılmışlardı.

Yanımda bir çok ilaç da götürdüm ama neredeyse hiç kullanmadım biraz gereksiz oldu çünkü orada da eczaneler var.

“İnanılmaz bir 6 ay geçireceğimi o an anladım. “

Gittiğiniz ülkede ilk anda neler yaşadınız?

Ben İspanya’ya Zeynep diye dünya tatlısı bir arkadaşımla birlikte gittim. Gitmeden önce burada tanıştım, o da bizim bölümde okuyordu. Birlikte gidelim dedik aynı evde kalmadık ama gidişte bir çok şeyi birlikte hallettik. Bir de benim annemle babam da geldi, gittiğim yeri görmek istediler. Olduğum yerin güvenli olduğundan emin olmak istediler.

İlk önce İstanbuldan uçakla Barcelona’ya gittik. Uçağımız havalanırken kar yağmaya başlamıştı ancak indiğimiz şehir Barcelona o kadar sıcaktı ki, adeta bize hoşgeldin deyip sarılıyordu! Benim kalacağım şehir olan Pamplona’nın havaalanı vardı ancak pek fazla kullanıldığını söyleyemem. Renfe tren ile Barcelonadan Trenle Pamplona’ya geçmeye karar verdik. Uçaktan indikten sonra vaktimiz vardı, babam bavulları bekledi ve İspanyolcasını tazeledi, bizde annem, ben ve Zeynep şehirde biraz dolandık. Akşam da trenle şehre gittik.

İlk gece yarısı şehire gittiğimiz için annemlerle otelde kaldım. Odamı, evimi ve ev arkadaşlarımı çok merak ediyordum. Hala gerçek olduğuna inanamıyordum, rüya gibiydi. Şehirde ikinci günümüzde Annem, Babam ve ben evime gittik, sadece ev arkadaşlarımdan birisi Pilar evdeydi. Eşyalarımı yerleştirdik, eve ve odama bayıldık. Eksiklerimi almaya oranın meydanı olan Plaza del Castillo’daki El Corte Ingles’e ve küçük mağazalara gittik. Annemler zaten 2 gün kaldı çok kalmadılar. Beni eve yerleştirince rahatladılar. Vedalaştık, tekrar trenle Barcelonaya geçtiler.

İkinci günümde bulunduğumuz şehrin Erasmus öğrencilerine ait olan AEP’nin Welcoming Week kapsamında ilk etkinliği tanışma buluşturmasına gittim. Okulun bahçesinde toplanmıştık, galiba asla unutmayacağım anlardan biriydi. İnanılmaz bir 6 ay geçireceğimi o an anladım. Orada ilk tanıştığım 3 kız Avustralyalıydı,(beni tanıyanlar Avusturalya’nın en büyük hayallerimden biri olduğunu bilirler) ve biriside yan komşumdu. Ikinci gecenin ardından ilk defa evime kalmaya gidiyordum ama ancak hepimiz o kadar sarhoştuk ki. Bir şekilde evlerimize geldik. Eve geldiğimizde camdan bakan diğer ev arkadaşlarımı gördüm, el sallaştık, daha tanışmamıştık bile. Yukarı çıktığımda 4ümüzde birbirimize kocaman sarıldık, ve tanıştık. O an tekrar anladım ki inanılmaz bir macera beni bekliyor!

Ekran Resmi 2017-04-20 22.43.43

İlk gece 3 Avusturalyalı arkadaşımız, Zeynep ve Ben. Şehrin merkezinde Ayuntamiento de Pamplona’dayız.

Okula başlama sürecinde neler yaşadınız? 

Okula başta çok hevesle gittim çünkü çok güzel bir kampüs ve kütüphanesi vardı. Ama sonra ders seçimleri biraz zor oldu. Learning Agreement’ların ayarlanması için gitmeden epey uğraşmıştık ve gitmeden önce burada eşleştirmiştik. Ne yazık ki hiç bir zorunlu dersimi eşleştirememiştik sadece seçmeli dersleri eşleştirebilmiştik. Orada aldığım iki dersin saatleri çakışıyordu çünkü buradan oradaki ders programını bilemiyorduk. Onu değiştirmek zorunda kalmıştım onun dışında başka bir şey yaşamadım.

Uyum sağlama sürecinde neler yaşadınız?

Herkes çok sıcaktı. Açıkçası bir zorluk yaşamadım, hiç kötü bir anım olmadı. Her şeyi o kadar çok sevdim ki.. Canım şehrim Pamplona, ev arkadaşlarım, marketimiz Eroski, perşembelerin klasiği Singular, okulum, evimize gelen dünyanın en bakımlı temizlikçisi Vicenta, arkadaşlarım… İlk gecemde evimde hissettim. Pamplona’nın yabancı öğrencilerini kaynaştırmak için olan kulübü AEP sağolsun, kocaman bir aile gibiydik.

Ben Türküm dediğimde herkes çok sıcakkanlı yaklaştı. Kimsenin bir ön yargısı yoktu. Sadece insanlar Türklere ve Türkiye’ye karşı biraz cahiller. Çünkü birçoğundan yani genel olarak Latin Amerikalılar ya da Amerikalılardan aldığım tepki “Arapça mı konuşuyorsun, tersten mi yazıyorsun, Türkiye’de başın kapalı da burada mı açıksın, orada da içki içiyor musunuz, deveniz var mı” gibi sorular soruyorlardı. Buda biraz üzdü.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.43.56

Welcoming Week’te herkesin yemeklerini yaptığı toplu resmimiz, kocaman bir aileydik.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.44.09

AEP Bayrağımızla, Granda’da.

Hibe ne zaman yatıyor, her ay yatıyor mu? Aldığınız hibe ihtiyaçlarınızı karşıladı mı?

Hibe gittikten sonra yatıyor. İspanyaya 400 Euro aylık hibe veriliyor. Ancak şunu söylemeliyim ki aileden destek almadan veya birikim olmadan gitmek kesinlikle çok zor olur. Hibemin 1-1 buçuk ay sonra %80 ini aldım, diğer kısmını da gelip evrakları tamamladıktan sonra alıyorsun. Hesabımı gitmeden önce annemle birlikte açmıştık. Uluslararası Ofis’ten öyle tavsiye etmişlerdi, bir yakınınız ile birlikte açın ki siz oradayken buradan birisi sorunsuz çekebilsin sonra da sizin hesabınıza gönderebilsin diye. Çok da rahat oldu. İyi ki öyle yapmışız, ortak hesap açmayanlar bankalar arası gönderirken komisyon ödemek zorunda kaldılar.

Hibe genel olarak yeterli gibiydi ama geç geldiği için aileden destek almadan çok zor tabi. Açıkçası tasarruf için pek bir şey yapmadım. Hatta evimizde haftada iki gün gelen temizlikçi teyzemiz bile vardı. Zaten pek fazla dışarıda yemek yemiyordum, evde kendim yapıyordum veya arkadaşlarla kendi ülkemizin yemeklerini birbirimize yapıyorduk. Sınırsız sushi yediğimiz bir bar ve perşembeleri dışında çok fazla dışarıda yemek yemiyorduk.

Pamplona’nın kendine özel juevinxo’su vardı. Perşembe günleri  Calle Estefeta’da onların kendilerine ait pinchoları ve istenilen bir bardak alkollu içeceği 1 euro oluyordu o zamanlar dışarıda yiyorduk ama dediğim gibi onun dışında genel olarak dışarıda yemiyordum.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.44.27

Ev arkadaşlarım; Pati, Pi ve Lu’yla juevintxo’dayız.

Gittiğiniz üniversitenin kendi öğrencileriyle, sizin sahip olduğunuz teknik ve sosyal imkanlar aynı mıydı? 

Bütün imkanlar aynıydı. Herhangi bir ayrıcalık yoktu.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.44.40

10 Martta kar yağmıştı, okulumuzun bahçesi.

Gitmeden önce hangi seviyede dil bilgisine sahiptiniz? Gittiğiniz ülkenin yabancı dile katkısı oldu mu ve yeni bir dil öğrendiniz mi?

İngilizcem Advance’e yakın, upper intermediate’dan daha fazlaydı. İspanyolca da A2 seviyesindeyesinin üzerindeydi. Ve İspanyolcamın kesinlikle geliştiğini söyleyebilirim. Şuan bir haber okusam anlıyorum, İspanyolca konuşulsa anlarım, derdimi anlatabiliyorum. Ama tabi çok daha fazla geliştirmem lazım. İngilizcemin çok fazla geliştiğini söyleyemem. Çünkü Pamplona küçük bir şehir olduğu için çok fazla İngilizce bilmiyorlardı. Çoğu hocam bile ingilizce olan derslerde durup burası çok önemli deyip ispanyolca anlatmaya başlıyorlardı. Arkadaşlarımın çoğu Meksikalıydı ya da İspanyoldu. Ve en yakın arkadaşım da fransızdı, ingilizcesi pek iyi değildi bu yüzden “spanlish” yani ispanyolca-ingilizce karışık konuşuyorduk. Bu yüzden İspanyolcamın daha çok geliştiğini söyleyebilirim.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.44.52

İspanyolcamın gelişmesinde en çok etkili, en yakın iki Meksikalı arkadaşlarım Itzel ve Paty ile en sevdiğim yer şehrin parkı Ciudadeladayız.

Orada aldığınız dersler kendi üniversitenizde sayıldı mı? Dönem kaybı yaşadınız mı?

Derslerim sayıldı ancak sadece seçmeli derslerimi eşleştirebildiğim için dönem kaybı yaşıyorum.

Hocaların dil seviyesi nasıldı? Dersler İngilizce mi? Dersleri anlamada problem yaşadınız mı?

Hocaların İngilizcesi çok iyi değildi ama yeterliydi. İngilizceleri iyi olmadığı için derslerde basit kelimeler kullanıyorlardı, buda daha çok kolaylaştırıyordu. Derslerin hepsi İngilizceydi çünkü okulumuzun İngilizce derslerle anlaşması vardı, İspanyolca derslerle anlaşması yoktu. Mesela bir tane İspanyolca ders almak istemiştim ama hocam eşleştiremeyiz demişti, bu yüzden derse kayıtlı olmadan gitmiştim.

Gittiğiniz üniversite ile kendi üniversite eğitimini karşılaştırır mısınız? Üniversitenin zorluk derecesi nasıldı?

UPNA’nın daha zor olduğunu ancak çok daha etkili bir eğitime sahip olduğunu düşünüyorum. Bunun birinci sebebi olarak bölümümüzde sınıfımızın çok kalabalık oluşu nedeniyle hocaların yaklaşımının farklı olmasını söyleyebilirim. Hepimizi tek tek tanımadıkları için bizimle tek tek ilgilenebilme gibi bir durumları yok. Ama orada her derse gittiğimizde hoca dersi anlatıyor, soru çözüyor sonra ödev veriyor sonraki ders ödevleri topluyor, onları inceliyor, öğrencilere geri dağıtıyor, bazı derslerde ders içi projeler hazırlanıyor ve bu şekilde dersler daha interaktif işleniyor. Öğrencilerin derse katıldığı daha aktif bir şekilde dersler işleniyor. Her hafta en az bir dersime sunum hazırlamam gerekiyordu, ve bunu Marmara ile karşılarsak şu ana kadar 4 yılda sadece 1 sunum yaptım.  Aslında zor olduğu kötü olduğu anlamına gelmiyor ama alışık olmadığım için, daha fazla efor sarfetmemiz, dahil olmamız gerektiği için bana daha zor geldi.

“Otobüsü sadece ilk geldiğim gün kullanmıştım.”

Şehir içi ulaşım olanağı nasıl? 

Şehrimiz zaten küçüçük bir şehir. Otobüs vardı ama şehir çok küçüktü yani şehirde en uzak iki noktanın yürüyüş mesafesi 25 dakikaydı. Çoğu arkadaşım bisiklet kiralamıştı. Kaldığım yerden okul da yürüyerek 15 dakika sürüyordu. Bir de şehir merkezinde oturuyordum. Otobüs için öğrenci kartı vardı ya da otobüse bindiğinde parayı veriyordun o da 1,25 euro idi sanırım. Otobüsü sadece ilk geldiğim gün kullanmıştım.

Gittiğiniz ülkede eğlence ortamı nasıldı?

Çok küçük bir şehir olduğu için herkes birbirini tanıyordu. Her gün gittiğimiz yerler belliydi. Her akşam tabi ki mutlaka birimizin evinde pre-drinking olurdu. Salı günleri hariç neredeyse her gün eğlence vardı diyebilirim. Barlar, kulüpler hepsi belliydi ve çok güzeldi. Herkes içeri girdiğinde ya da dışarı çıktığında birbirini tanıyordu, sokağına geldiğin an zaten tanıdığın insanları görmeye başlıyordun. Her şey inanılmaz eğlenceliydi. İyi ki, iyi ki bu şehri seçmişim. En güzeliyse o mekanlardan çıktığında eve yürüyerek 15 dakikada gidebilmek çok güzeldi ve her açıdan çok güvenli bir şehirdi. Saat 6 da sarhoşsun mesela kimse sana dönüp bakmıyordu, bir şey demiyordu.

Sürekli festivaller oluyordu, onlara katıldım. Pamplona’yı meşhur yapan San Fermines vardı. Bu festivalde bir hafta boyunca günün belirli saatlerinde boğalar belirli parkurlarda sokaklara salınıyorlar, şehrin kendini kanıtlamak isteyen gençleri ve eğlence arayan turistler boğaların önünden koşuyorlar.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.45.13

Perşembelerin unutulmaz klasiği Singular.

Endülüs’te Feria de Abril festivaline katıldım. Hayatımın en güzel günleriydi diyebilirim. Bilbao’da Noche Blanca diye bir festivale katılmıştım.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.45.29

Feria de Abril’den kareler.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.45.43

Yemekler nasıl, bizim ülke lezzetlerine uygun mekanlar var mı? İlk hafta neler yaşadınız? Gittiğiniz ülkede en sevdiğiniz yemek hangisiydi?

Tabi ki de Türk mutfağı ile karşılaştırılamaz.. Çünkü mutfağı bizimkine göre daha çok atıştırmalıklar gibi diyebilirim. Tortilla diye patatesli omlet gibi bir yemekleri var. Her yerde, her çeşitte satılıyordu yada sandviç şeklinde oluyordu. Bizim gibi çok çeşitleri yoktu yani. Churros’ları var, eritilmiş çikolataya batırılan hamur gibi ama efsane bir şey. Basklara özel pincho ve genel İspanyollara ait tapasları vardı, ekmeğin üstünde mezeler gibi bir şey onlar çok güzeldi, her çeşit oluyordu. Paella’ları deniz mahsullü bulgurlu pilavımız diyebilirim. Tabikide pincho’lar!

Ekran Resmi 2017-04-20 22.45.59

Kuzey İspanya’ya ve Basklara ait olan Pincholardan bazıları..

Ekran Resmi 2017-04-20 22.46.20

Klasik Perşembe gecesi “juevintxo” deniyor, herkes içkileri ve pincholarıyla Calle Estefeta da arkadaşlarıyla takılıyor.

“Barcelona, Madrid zaten biliniyor ama Endülüs’e mutlaka gidilmeli.”

Erasmus süresince bulunduğunuz ülkede hangi şehirlere gittiniz?

İspanya’yı neredeyse boydan boya dolaştım diyebilirim; San Sebastian, Bilbao, Cordoba, Cadiz, Granada, Sevilla, Barcelona, Valencia, Toledo, Madrid, Zaragoza ve bir sürü küçük köyleri.

Endülüs’ü kesinlikle şiddetle tavsiye ederim. Çünkü Endülüs Bölgesi o kadar güzeldi ki.. Şimdi bile gazetede ya da televizyonda gördüğümde tüylerim diken diken oluyor. Umarım bir daha gidebilirim. Herkese gitmesini tavsiye ederim. Barcelona, Madrid zaten biliniyor ama Endülüs’e mutlaka gidilmeli. Aslında her şehir birbirinden güzel. Sevilla’nın Plaza da Espana’sı, kralliyet saraylarından biri olan Alcázar’ı, Cordoba’nın bembeyaz çiçeklerle dolu evleri- sokakları, Catedral de Cordoba yani Türkçe bilinen adıyla Kurtuba Camii, El Alcázar de Los Reyes Cristianos, Granda da Alhambra yani El Hambra Sarayı, Bilbao’da Guggenheim Müzesine’si aklıma ilk gelen mutlaka gidilmesi gereken yerler diyebilirim. San Sebastian’da mutlaka denize girilmeli.

Erasmus süresince hangi ülkelere ve şehirlere gittiniz? Mutlaka gidilmesi gereken yerlerin nereler olduğunu düşünüyorsunuz? Gittiğiniz ülkelerde mutlaka tatmanız gereken lezzetlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Portekiz’e ve Fransa’ya gittim. Erasmus sürecinde çok fazla gezmedim yani açıkçası gezmek istemedim. Çünkü İspanya’yı çok sevdim ve olabildiğince İspanya’da vakit geçirmek istedim. İspanya’nın küçük şehirlerine, köylerine gittim. Yoksa uçak biletleri çok ucuzdu 10 euro falandı. Mesela İspanya’dan İtalya’ya 10 euro ya gidebiliyordun.

Portekiz’de Porto ve Lizbon şehrine gittim. Lizbon İstanbul’a benziyordu. Çok güzel bir şehirdi ancak o kadar çok İstanbulduki biraz hayal kırıklığı gibiydi çünkü insan yurtdışına gittiğinde daha farklı şeyler görmeyi bekliyor. Portekiz’de Porto şehrine gittiğimde Festa de São João do Porto festivali vardı. Gerçekten hayatımda geçirdiğim en komik ve en mükemmel günlerden biriydi diyebilirim. Çünkü festivalde insanlar birbirinin kafasına çekiçle vuruyordu çok değişikti. Çok inanılmaz bir geceydi, aşırı eğlenmiştik. Porto kadar güzel bir şehirdi ki, galiba Edinburgh’dan sonra hayatımın sonuna kadar geçirebileceğimi düşündüğüm sayılı şehirlerden biri diyebilirim. Köprülerine hayran kaldım.

Fransa’yı da boydan boya gezdim diyebilirim. Büyük şehirlerine de gittim, köylerine de gittim. Köy gibi olan yerlerin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Daha sade ve daha güzel olduğunu düşünüyorum. Aralarından en çok unutamadığım yerin Mont Saint Michel olduğunu söyleyebilirim. Yıllardır bir sürü şeye tanıklık etmiş, kilise, köy, hapishane ve kale olmuş. Çok güzeldi. Ve orda çok güzel bir midye yemiştik, midye kremalı gibiydi ve hala tadı damağımda, asla unutmam.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.46.32

6 Meksikalı, 1 Şilili, 1 Arjantinli ve 1 Türk. Böyle söyleyince fıkra gibi oldu ama unutulmaz bir seyahatti.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.50.01

Mont Saint Michel, en sevdiğim yerlerden biri, en sevdiklerim Özüm ve Mathilde.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.49.47

5 gün kalıp asla bıkmadığım Porto.

Orada yaşadığınız zorluklar nelerdir? Zorlukları aşmak için neler yaptınız? 

Orada çok fazla bir zorluk yaşamadım. Tek yaşadığım zorluk sınav zamanıydı. Çünkü çok panik olmuştum ve bir sonraki sene son sınıf  olacaktım, dersleri geçebildiğim kadar geçmem gerekiyordu. Bir de derslere çok fazla katılmamıştım. O yüzden biraz zor oldu. Onun dışında hiç bir zorluk yaşamadım.

“Hala kendimi tam olarak İstanbul’a ait hissetmiyorum. “

Dönüş sürecinde neler yaşadınız ve döndükten sonra neler yaşadınız?

Hiç dönmek istemedim. Bavula sığmak çok zor oldu. Ekstra 20 kilo falan almıştım. Bu arada herkese Türk Hava Yolları’nı tavsiye ediyorum. Ben Pegasus’un bileti daha ucuz diye oradan almıştım ama sonra ekstra bavula o kadar çok para verdim ki THY’den daha pahalıya geldi. THY’yi tavsiye ederim. Dönüşte Pamplona’ya yakın Bilbao havalanından direk İstanbula uçuş var ama ben Madrid üzerinden döndüm.

Döndükten sonrası çok zordu. (Hatta 2 ay sonra dayanamayıp Fransaya en yakın arkadaşımın yanına gittim.) Uçaktan indim o an çok fazla anlamadım çünkü ailemi de çok özlemiştim. İşte o ilk hafta çok normaldi. Ama sonra oradaki hayatımı çok özlemeye başladım. Arkadaşlarımı, evimi, kendine ait bir düzenimi… En basitinden ne zaman yemek yemek istersen ya da bir şeyi ne zaman yapmak istersen o zaman yapıyorsun. Benim ailem de beni çok kısıtlayan bir aile değil ama orada kendi  kararlarını daha fazla kendin veriyorsun. Kendi düzenin olan bir hayattan başka bir düzene tekrar geri dönüyorsun. O çok zor bir süreçti. Belki böyle söyleyince komik gelecek ama hala kendimi tam olarak İstanbul’a ait hissetmiyorum.

Ekran Resmi 2017-04-20 22.50.28

İspanyadan gelen arkadaşımız Nacho, Mathilde ve Özüm ile Rennesteydik.

“Başka bir erasmusun aynı tadı vereceğini düşünmüyorum..”

Erasmusa gitmek size neler kazandırdı ve tekrar gitmek ister misiniz?

Tekrar erasmus değil ama tekrar yurt dışına gitmek istiyorum. Başka bir erasmusun aynı tadı vereceğini düşünmüyorum, çünkü o kadar başka ve güzeldi ki. Yüksek lisansla gitmeyi düşünüyorum. Tekrardan İspanya olabilir, Fransa veya İtalya’da olabilir.

Erasmus bana o kadar çok şey kazandırdı ki! Öncelikle uluslararası bir ailem oldu. Gerçekten hala her gün konuştuğum arkadaşlarım var. Erasmusta her insanın en doğal, hislerin en saf haliyle ilişki kurduğunu düşünüyorum. Aynı yaşlarda bir çok insanın alışkanlıkları dışında, bilmedikleri bir yerde, ana dillerden başka bir dille, ailelerinden uzak sadece birbirlerine sahip oldukları bir dönem olduğunu düşünüyorum. Ben eskiden Avusturalya’nın, Meksika’nın bizden çok uzak olduğunu düşünürdüm, ama aslında o kadar yakınmışız ki. Dünyanın öbür ucundaki insanla bile aslında ne kadar aynı, ne kadar benzer olduğumuzu gördüm.

Erasmus sürecini düşündüğünüzde keşke ve iyi ki dediğiniz noktalar nelerdir?

İyi ki erasmus yapmışım, iyi ki İspanya’ya gitmişim, iyi ki Pamplona’ya gitmişim. Yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım. Sadece keşke diyorum 1 sene gitseydim ama ailevi sebeplerden dolayı gidemedim, babam hastaydı. Onun dışında keşke dediğim başka bir şey olmadı.

Erasmusta unutamadığınız bir anınız var mı?

Çok var! İlk aklıma geleni anlatayım.. Bir keresinde bir partiye gidecektik, parti 24 saat sürüyordu. Yani sabah 8 de başlayıp bir sonraki gün sabah 8 de bitiyordu. Biz bunun için arkadaşımın evinde saat 7 de toplanmıştık. Bize kahvaltı edeceğimizi söylemişlerdi ama kahvaltıda içmeye başlamıştık. 8 gibi parti alanına gitmiştik, spor salonu gibi bir yerdeydi. Diğer gün sabah 8 ye kadar oradaydık, bir sonraki gün 14 saate yakın uyumuştuk. Galiba o gün en güzel günlerden birisiydi.

“Birisiyle konuşmandan bile bir çok şey öğrenip, etkilenip değişebiliyorsun.”

Erasmusa gidecek öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Mutlaka herkesin yaşaması gereken bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Gitmeden önce ülkenin dilini az da olsa öğrenmelerini tavsiye edebilirim. Bir de giderken kişilere tavsiye olarak sevgilisi olan herkesin ya orda yada dönünce ayrıldığını söyleyebilirim. Çünkü oraya giden insanla dönen insan çok farklı oluyor. Bir sürü şey değişiyor, sen değişiyorsun… Gördüğün her şey senin ilgini çekebiliyor. Birisiyle konuşmandan bile bir çok şey öğrenip, etkilenip değişebiliyorsun.

Türkiye’ye döndüğünüzde en çok özlediğiniz şey neydi?

İstanbul’da Koşuyolu’nda oturuyorum, semtimi çok seviyorum. Burada oturduğum yer herkesin birbirini tanıdığı bir mahalle ortamı, Pamplona’da çok benzerdi, o yüzden geldiğimde adapte olmam çok zor olmadı.

İspanya’da kendimi daha fazla güvende hissediyordum. Dışarı çıktığımda hiçbir şeyden korkmuyordum, gece eve dönerken çok rahat dönüyordum. Burada da rahat dönüyorum ama orada daha bir farklıydı. Burada en basitinden oturduğum yer çok merkezi olmasına rağmen, gittiğim yerden eve dönmem yol açısından biraz sıkıntılı yani yürüyerek dönmezsin, bir bara gittiğinde taksiyle dönersin ama Pamplona’da yürüyerek bile olsa maksimum 20 dakikaya evde olabiliyorsun. Galiba şehrin küçüklüğünü özledim diyebilirim.

Erasmusdeneyimleri.com sitesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yararlı bir site olacak mı?

Sizi gerçekten çok içten tebrik ediyorum. Çünkü projeniz çok güzel bir proje. Ben gitmeden önce Erasmusa gideceğim okul ya da şehir hakkında çok fazla bilgi bulamamıştım. Hatta soru sorabileceğim kimseyi bile bulamamıştım, eğer küçük bir şehire gidiyorsan bu gerçekten çok önemli bir şey. Ama umarım bu yaptığınız proje sayesinde çok fazla insan çok daha güzel bilgilere ulaşır. Pamplona hakkında sorusu olan kişilerde her zaman bana ulaşabilirler, onlara her türlü yardımcı olurum. Sizi tekrar çok tebrik ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir