Ebru Bozkurt – Hollanda – Zwolle – Katholieke Pabo Zwolle

Ebru Bozkurt – Hollanda – Zwolle – Katholieke Pabo Zwolle

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Zonguldak Ereğli doğumluyum. Üniversiteyi kazanınca İstanbul’a geldim. Marmara Üniversitesi PDR üçüncü sınıf öğrencisiyim.

Erasmusa gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

“İyi ki de Hollanda’ya gitmişim..”

Liseden beri Erasmus yapmayı düşünüyordum zaten. Avrupa’yı dolaşmak, yaşamak istiyordum. Artık biraz üniversiteye gelme amacım gibi olmuştu. Tercih zamanı üniversitelerin Erasmus imkanlarını inceliyordum. Üniversiteyi kazandıktan sonra hemen birinci sınıfta Erasmus dil yeterlilik sınavına girdim. Erasmus hem okumak hem gezmek için en güzel imkanlardan biri. Yeni şeyler deneyimlemek istiyordum, deneyim odaklı diyebiliriz yani bu yüzden tercih ettim.

Erasmus sürecinde ilk önce dil sınavına girdim, sınav sonuçlarına göre ve bölümümüzün anlaşmalı olduğu okullara göre girmek istediğim yerlerin tercihlerini yaptım, tercihler açıklandıktan sonra hibelerin açıklanmasını bekledim. Bu süreçte gideceğim yer hakkında bol bol araştırma yaptım. Ben Hollanda’yı tercih etmiştim. Hollanda’yı tercih etme nedenlerimden ilki eğitim dilinin İngilizce olması onun haricinde çok sevdiğim her zaman görmek istediğim bir ülkeydi. İyi ki de Hollanda’ya gitmişim. Sonrasında bölümün Erasmus koordinatörüyle görüşmelerimiz oldu. Dersleri eşitledik ve bazı resmi işler. Tabi artık hibelerde açıklandıktan sonra süreç biraz daha hızlanıyor, vize işlemleri, uçak bileti vs. Bu süreçte her okulun farklı bir stratejisi var. Gideceğim okul vize konusunda bana çok yardımcı olmuştu.

Erasmusa gideceğiniz ülkeyi ve okulu nasıl belirlediniz ve ne kadar kaldınız?

Ben 5 ay kaldım. Erasmus ile İngilizcemi geliştirmek istiyordum, bu yüzden Hollanda’da ki okulun eğitim dilinin İngilizce olması belirlememde etkili oldu. Avrupa’da ki diğer ülkeler örneğin Fransa, Almanya gibi genelde kendi dillerinde eğitim veriyorlardı ve kendi dillerinde belli bir seviyede olmanızı istiyorlardı. Öyle olunca da ben de Hollanda’yı tercih ettim. Açıkçası bence böyle olması daha mantıklıydı aksi halde başka bir dilde eğitim alsaydım ne İngilizceyi ne de o dili yeterince geliştirebilirdim. Böylece var olan İngilizcemin üstüne koymuş oldum.

Erasmusa gitme sürecinde neler yaşadınız?

“Takip etmek gerekiyor”

Gideceğim kesinleştikten sonra Hollanda’da ki okulla mailleşmeye başladım. Onlar bize nelerin gerektiğini anlattılar. Rutin vize işlemlerinden bahsetmişlerdi. Bizim vize almamız çok zor olmadı çünkü gideceğimiz okul bize çok yardım etti. Vize konusunda ben bütün belgelerimi hazırladım ve Hollanda’da ki okula gönderdim. Onlar vize konusunda bize aracı oldular. Ben sadece bu süreç bittikten sonra Hollanda Konsolosluğu’na gidip hazır olan vizemi aldım. Ama her Erasmus için böyledir diyemem gidilen okula göre değişiyor benim sürecim böyleydi. Vize işlemleri zor bir süreç değil sadece biraz zaman alabiliyor. Biletimi 2 ay öncesinden almıştım. Derslerin başlayacağı tarih belliydi bir kaç gün öncesine biletimi aldım ben de. Kalacak yeri de yine gideceğim okulun yardımıyla bulup halletmiştim. Gittiğim okul sadece bahar döneminde Erasmus öğrencisi kabul ediyor ve bütün Erasmus öğrencilerini aynı sınıfa koyuyor. Biz de zaten sınıf olarak aynı yerde kaldık. Böylece kaynaşmamız da kolay oldu. Uçakla giderken aktarma yapmadım tek seferde gittim. 2 ay öncesinden de aldığım için bilet fiyatı uyguna geldi. Takip etmek gerekiyor. Hollanda’ya gidiş uçakla yaklaşık 4 saat sürüyor.

Giderken yanınızda neler götürdünüz?

Hollanda çok soğuk bir ülke. Ben her ne kadar bahar dönemi de olsam şubatta gitmiş olacaktım. O zamanlar çok soğuk olduğunu bildiğim için yanımda genelde çok kalın eşyalar götürmüştüm. Genelde çok fazla eşya götürmek istemedim. Yük olsun istemedim. İyi ki de öyle yapmışım çünkü dönüşte fazladan bir valiz daha satın almak zorunda kaldım. Oradan çok fazla eşyayla döneceğimi biliyordum. Erasmusa gidecek olanlara tavsiyem de çok fazla eşya götürmesinler. Sadece ne lazımsa o kadarı alınmalı. Yanıma yiyecek de aldım. Hasta olursam diye çok fazla bitki çayı falan götürdüm. Aslında hiç gerek yokmuş. Tabi insan ilk gidişinde bilemiyor.

Gittiğiniz ülkede ilk anda neler yaşadınız?

“”Kültür şoku, ben geldim””

Uçağa binene kadar bir şey anlamıyorsunuz aslında. Uçak kalktığı sırada çok farklı güzel bir heyecan oluyor. Ben Erasmusa gideceğimden aileme ilk bahsettiğim zaman demiştim ki böyle böyle işte gitmek istiyorum sınavına girdim falan ama daha çok var boşuna hemen hayaller kurmayayım, babam da demişti belli mi olur bir bakmışsın uçaktasındır ve öyle de oldu gerçekten zaman çok hızlı geçmişti ve ben yıllardır hayalini kurduğum şeyi gerçekleştiriyordum. O his o kadar güzel bir şey ki. Arada boşuna hayaller kurmak gerekiyor. Uçakta hep bunu düşündüm. Uçaktan indiğim yerde ilk gördüğüm şey, bir afiş vardı afişin üstünde ‘’ Kültür şoku, ben geldim.’’  yazıyordu. Gerçekten de öyle yani o ilk bir kültür şokunu yaşıyorsunuz. Sonrasında pasaport işlemleri falan gayet güzel geçti. Herhangi bir aksilik yaşamadım.

Beni Hollanda’ya inince Almanya’daki akrabalarım karşıladı. Kalacağım yere bıraktılar. Uçakla Amsterdam’a indim. Benim gideceğim şehrim Zwolle’deydi. Trenle bir saatlik mesafesi var. Kalacağım yerin okulla bir bağlantısı yoktu sadece okul bize orayı önermişti. Kaldığım yer kamp alanı gibi ormanın içinde gölü olan bir yerdi. Genelde öğrencilerin kaldığı 3 kişilik evler vardı. Etrafı çok güzeldi, alabildiğine yeşillik. Kimisi çadırını kurmuş, kimisi karavanını çekmiş… Tek sıkıntısı okulla kaldığım yer arası biraz uzak oldu. Kaldığım yer biraz şehir dışında kalıyordu. Gerçi uzak dediğim de bisikletle 20 dakika. İstanbul’a göre hiç bir şey. Oraya göre uzak mesafe. Kışın bisikletle 20 dakika gitmek çok zor oluyordu. Çok bilirim karda yağmurda bisiklet sürdüğümüzü. İşkence gibiydi, şimdi onu bile özledim.

Okula başlama sürecinde neler yaşadınız?

Okulla ilk mailleşmeye başladığımız anda okula alıştım. Bize çok yardımcı oldular ve çok ilgilendiler. Aklımdaki soruları ben sormadan daha cevabını veriyorlardı. Her şey çok açık ve netti. Aklımızda hiçbir soru, şüphe kalmadı.

Okulun adı Katholieke Pabo Zwolle idi. Biraz okuldan bahsedecek olursam okul her sene baharda Erasmuslu kabul ediyor ve tüm Erasmusları aynı sınıfa koyuyor. Bu sınıfında kendine özel dersleri oluyor haliyle. Normalde okulun eğitimi Hollanda’nın kendi dilinde ama Erasmuslu öğrencileri için hazırladıkları sınıfın dersleri İngilizce.Biz orada ders seçimleriyle uğraşmadık zaten dersler paket program gibi hazır hepsini almak durumundaydık. Türkiye’deyken de ona göre dersleri eşitlemiştik zaten.

Okul 1 Şubatta başladı. İlk gün oryantasyon oldu. Önce hocalarımızla tanıştık, okulu gezdik, okulu öğrendik, kütüphaneyi nasıl kullanacağımızı falan gösterdiler, okulun imkanlarından  bahsettiler. Ondan sonrada daha samimi tanışıp kaynaşmamız için toplu olarak vakit geçirdik. Ondan sonrada dersler resmi olarak başladı.

Uyum sağlama sürecinde neler yaşadınız?

Ben bir arkadaşımla beraber gittim zaten yalnız değildim. İlk defa Erasmusa giden biri için bu bir avantaj bence. Kesinlikle biriyle birlikte gidilmeli demiyorum tek gidilse de olur ama biriyle gitmek ilk alışma sürecinde güzel olmuştu. Sıkıntı çekmemiştim. Bütün Erasmuslular okulda aynı sınıfta olduğumuz için birbirimize kolay alıştık. 18 kişiydik. Bu süreçte hiç zorlanmadım. Ama sonra tabi bir de topluma alışma süreci oluyor. İlk zamanlarda sanki dışarıdan bir kameraymış gibi izliyorsunuz her şeyi. Sonra sizde o toplumun bir parçası oluyorsunuz. 5 ayın sonunda o yaşadığım şehri evim gibi hissediyordum. Tipik küçük şirin bir Avrupa şehri, Hollanda’nın mimarisi ve şehrin düzeni sizi içine çekiyor zaten sevmemek elde değil.

Bir ara 2 haftalığına küçük bir Avrupa turu yapmıştık. Hollanda’dan çıkıp çevresindeki ülkeleri dolaştık. 2 haftanın sonunda nasıl özlemişiz. Hollanda sınırlarına girdiğimiz anda bizi bir mutluluk aldı. Hani o uzun yolculuklardan sonra eve gelmenin huzuru olur ya öyle bir şeydi.

Hollanda toplumu gerçekten çok açık fikirli,anlayışlı ve yardımsever insanlar. Soğuk insanlar diye duymuştum gitmeden önce ama gidince anladım ki aslında soğuklukla alakası yok sadece buna sınırını bilmek diyebiliriz. Daha önce hiç görmediğim samimiyeti orada gördüm. Tabi ben bunları orada yaşadığım beş aylık süreç için söyleyebiliyorum. Oraya tamamen ön yargısız ve farklılıklara açık olarak gittim ve bunun karşılığını çok güzel aldım. Tabi ki de ilk zamanlar rahat değildim ve tedirgindim ama alışma sürecim kolay ve hızlı oldu. Bunda Hollanda halkının samimiyeti ve açık fikirli olması etkili. Ben tesettürlü bir kadın olarak onlara farklı geliyor olabilirim hatta tedirgin bile oluyor olabilirlerdi ama ben bu süre zarfında orada hiç dışlanmış ya da istenmiyor hissetmedim. Türkiye’de bu çok oldu ama bu da büyük bir ironi. Erasmus için nereye gidecek olursanız olun ön yargılarınızı ve korkularınızı Türkiye’de bırakın. Çok güzel şeyler deneyimleyeceksiniz bunlara açık olun.

Sınıfta hepimiz bambaşka kimliklerle oradaydık ve bizi güzel yapan şeyde buydu. Şuan Türkiye’de çok özlediğim şeylerden biri de bu. Kendinden farklı bir insanla bir araya gelmen çok zor. Kimse kimseyi olduğu gibi kabul etmek istemiyor halbuki ne kadar farklıysak o kadar güzeliz. Erasmusun size kattığı bir özellikte artık sınırlarınız ve ufkunuz çok genişliyor, ben şöyle bir insanla anlaşamam demiyorsunuz, anlaşabilirsiniz çünkü. Erasmusta bunu tecrübe etmişsiniz ve ne kadar güzel bir şey olduğunu biliyorsunuz. Hatırlıyorum da bir oda da 20 küsür insandık hepimiz farklı bir ırktan oluyordu. Durum böyle olunca öğrenecek, konuşacak o kadar çok konu oluyordu ki.

Hibe ne zaman yatıyor, her ay yatıyor mu? Aldığınız hibe ihtiyaçlarınızı karşıladı mı?

Her ülkenin hibesi farklı oluyor. Hollanda için aylık 400 euro hibe veriliyordu. Ben de 5 ay gideceğim için toplamda 2000 euro hibe almam gerekiyordu ama bunun %80 ini gitmeden önce %20 sini de döndükten sonra veriyorlar. Hibem açıkçası sadece kirama yetti. Aldığım hibe 400 euro, kiram ve giderlerim 350 euroydu. Bana sadece 50 euro kaldı. Hollanda Türkiye’ye göre pahalı bir ülke. Ulaşım, gıda vs. Türkiye’ye göre pahalı. Genelde market alışverişine ve ulaşıma para harcadım. Hibe artı biraz da takviye gerekiyor. Ama kesinlikle bir birikimin olmasını öneririm. Dikkat edildiği sürece çok rahat geçinebilirsiniz.

Gittiğiniz üniversitenin kendi öğrencileriyle, sizin sahip olduğunuz teknik ve sosyal imkanlar aynı mıydı?

Fiziksel imkanlarımız tamamıyla aynıydı. Okulun tüm imkanlarından biz de yararlandık. Dersler çok kolay değildi. Okulun diğer öğrencileri yani Hollandalı öğrencilerin dersleri biraz daha zordu hatta. Uluslararası sınıf olmamızın gerektirdiği bazı dersler de vardı, dünya vatandaşlığı gibi. Gerek Hollanda eğitim sisteminin Türkiye eğitim sisteminden farklı oluşu gerekse derslerin İngilizce olması kolay olmadı yani ama zamanla ona da alıştık. Hollanda’da ana dil Flemenkçe, bir ay kadar Flemenkçe öğrendik. Hiç kolay bir dil değil onlar da kabul ediyor ama öğrenmesi keyifli.

Gitmeden önce hangi seviyede dil bilgisine sahiptiniz? Gittiğiniz ülkenin yabancı dile katkısı oldu mu ve yeni bir dil öğrendiniz mi?

“Hollandaca bayağı zor bir dil..”

B2 seviyesinde İngilizcem vardı. Kesinlikle katkısı oldu daha fazla ilerlediğini düşünüyorum. Orada bulunduğum süre zarfında Hollanda’nın ana dili Flemenkçe’yi öğrendim az biraz. Halkın İngilizcesi çok iyi olduğu için Flemenkçe öğrenmek zorunda hissetmedim kendimi hiç ama genel kültür için öğrenmek istedim. Mesela bazı kelimeleri söyleyecekler olursak merhaba demek “ hallo“ ya da “hoi” , teşekkür ederim “dank je wel ”, rica ederim de “alstublieft”. Tabi onların telaffuzları çok garip ve zor. Öğrenmemiz hiç kolay olmadı. Hollandaca bayağı zor bir dil. Çok fazla İspanyol sınıf arkadaşım vardı onlardan da bazen İspanyolca öğreniyorduk.

Orada aldığınız dersler kendi üniversitenizde sayıldı mı? Dönem kaybı yaşadınız mı?

Dönem kaybı yaşamadım. Sadece bir dersim sayılmadı onu da alttan vereceğim. Diğer saydırdığım derslerin hepsini verdim hatta not ortalamam arttı.

Hocaların dil seviyesi nasıldı? Dersler İngilizce mi? Dersleri anlamada problem yaşadınız mı?

Hocaların İngilizcesi çok iyiydi. Sadece hocaların değil zaten genel olarak Hollanda halkının İngilizcesi çok iyi. İngilizce bilmeyen insan yok gibidir yani ve hatta bu durumla baya övünürler. İletişim kurma konusunda zorluk çekmedim. Dersler İngilizceydi ve ilk zamanlarda zorluk çekiyordum. Her ne kadar İngilizce biliyor olsanız da sürekli olarak İngilizce konuşulan bir ortamda ilk anlarda zorlanabiliyorsunuz ama bu süre en fazla 2 hafta sürüyor ondan sonra herhangi bir zorluk çekmeden anlayıp cevap vermeye başlıyorsunuz. 5 ayın sonunda baya bir gelişme oluyor.

Gittiğiniz üniversite ile kendi üniversite eğitiminizi karşılaştırır mısınız? Üniversitenin zorluk derecesi nasıldı?

Oradaki dersler daha zordu diyemem açıkçası sadece daha çok uygulamaya bakıyor. Bu da tabi daha çok enerjinizi alıyor çünkü Hollanda eğitim sisteminin de gerçeklerinden biri olarak öğrenme sürecinde aktif rol oynuyorsunuz. Yani bizim alıştığımız eğitim sisteminden çok daha farklı. Durum böyle olunca sisteme alışmak ilk başta sizi meşgul ediyor zaten ama kesinlikle sonrasında bir şeyler öğrendiğinizin farkında olup onu çoktan hayata geçirmiş oluyorsunuz ve bu duygu çok güzel. Bu durum sadece üniversiteler için değil ilkokullar için de geçerli ayrıca. İlk okul çocukları öğrendikleri her şeyi uygulamaya koyuyorlar. Okullar materyal olarak çok zengin ve tamamen çocukların ihtiyaçlarına yönelik tasarlanmış. Durum böyle olunca da öğrenciler okulda mutlu. Staj yaptığım ilkokulda  hoca anlatıyor bir durumdan çok rahatsızlarmış. Nedir? diye sordum. Çocuklar okul bittikten sonra eve gitmek istemiyorlarmış onları eve göndermede zorluk çekiyoruz dedi. Güldüm açıkçası en büyük derdiniz bu olsun dedim.

Şehir içi ulaşım olanağı nasıl?

Hollanda’da her yere bisikletle gidip geliyordum. Bisiklet kültürü o kadar yaygın ve sisteme oturmuş ki. Şuan Erasmus ve Hollanda’ya ait en çok özlediğim şey bisikletim. Harika bir duyguydu keşke burada da bisikletle gidip gelsek.Benim bulunduğum şehir küçük bir şehirdi. Ama en büyük şehri Amsterdam ya da Rotterdam’da da her yere bisiklet ile gidilebilecek uzaklıkta. Zaten Hollanda bir uçtan bir uca arabayla 5 saat mesafede bir ülke. Çok küçük yani. Bir de her yer düz olunca… Otobüse bindiğimde oldu. Bizim İstanbul kart gibi onlarda da kart var. Aynı şekilde içine para yükleyip kullanılıyor. Ama tek farkı gidilen kilometre başı para alınıyor. Yani ilk bindiğinde kartı basıyorsun ve inerken basıyorsun ne kadar gitmişsen o kadar para alıyor.

Tren sistemleri çok yaygın. Şehirler arası ya da ülkeler arası her yere trenle ulaşılabilir. Zaten ülkeler arasında sınır kavramı yok gibi bir şey. Tren fiyatları uzun yol için otobüs fiyatlarından daha uygun. Ama toplu ulaşım Türkiye’ye göre daha pahalı.

Gittiğiniz ülkede eğlence ortamı nasıldı?

“Ben 5 ayın içinde Hollanda kralını da görmüş oldum”

Biz çok eğlendik. Dolu dolu geçti. Konserler, sergiler, festivaller… Her şey çok eğlenceliydi. Gezmek ve eğlenmek odaklıydım ve öyle de oldu. Halkın kutladığı bir çok festival ve önemli günler var ve çok eğlenceli geçiyor. Örneğin kralın doğum gününü kutluyorlar ve benim orada bulunduğum zaman kral Zwolle’ye yani benim şehrime gelmişti ve kralı da görmüş olduk. Okuldaki hocalardan biri 30 yaşındayım daha ben hiç kralı görmedim demişti. Ben 5 ayın içinde Hollanda kralını da görmüş oldum. King’s Day çok eğlenceli geçiyor,herkes kostümlenip sokağa dökülüyor ve eğlence başlıyor.Asla kaçırılmaması gereken bir gün.

ebrubozkurt

Yemekler nasıl, bizim ülke lezzetlerine uygun mekanlar var mı? İlk hafta neler yaşadınız? Gittiğiniz ülkede en sevdiğiniz yemek hangisiydi?

Hollanda’nın da kendine özgü çok özel lezzetleri var. Türk mutfağı kadar çeşitli değil tabiki. Tamamen patates üzerine kurulmuş bir yemek kültürleri var ve patatesleri acayip lezzetli. Hatta Amsterdam’da bazı patates kızartması satan yerler var ki be hayatımda böyle bir şey yemedim. İlk gittiğim zamanlarda alıştığım şeyleri yiyordum ama yavaş yavaş yeni tatlar denemeye başladım. Çok sevdiğim ve hala bırakamadığım bazı şeyler oldu. Hollanda’da en meşhur iki şey stroop waffle ve peynir. Kilo veririm düşüncesiyle gittim ve büyük ihtimalle her Erasmusa giden önceden kilo veririm diye düşünüyor ama ben kilo alıp geldim ve genelde zaten kilo alınıyor maalesef ki. Gezdiğiniz ülkelerin meşhur tatlarından mahrum kalmamak adına kilo alması da cabası işte. Ben en çok Hollanda waffle’ını sevdim sanırım.

Erasmus süresince bulunduğunuz ülkede hangi şehirlere gittiniz?

“Utrecht rüya gibi bir şehir..”

Hollanda’nın %80 ini gezmişimdir diye düşünüyorum. Canımız sıkılınca trene binip Amsterdam’a geçiyorduk. Gezip dönüyorduk. 5 ayın sonunda çoğu yeri artık biliyor oluyorsunuz, şimdi gitsem yine hatırlarım herhalde. Amsterdam, Rotterdam Utrecht görülmesi gereken ilk 3 şehri bence. Utrecht rüya gibi bir şehir. Şiddetle tavsiye ederim.Bunların dışında Maastricht çok güzel bir şehir. Groningen aynı zamanda çok güzeldi. Amsterdam’da Keukenhof çiçek bahçeleri ve Rotterdam’da Kinderdijk yel değirmeni köyüne gitmelerini önerebilirim. Bir de mutlaka Giethoorn köyüne mutlaka gidilmeli zaten resimlere bakınca gitmek isteyeceksiniz.

unnamed (1)

Erasmus süresince hangi ülkelere ve şehirlere gittiniz? Mutlaka gidilmesi gereken yerlerin nereler olduğunu düşünüyorsunuz? Gittiğiniz ülkelerde mutlaka tatmanız gereken lezzetlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Hollanda dışında Zürih, Münih, Viyana, Prag, Berlin, Paris, Brüksel ve Brugge’a gittim. Brugge ve Viyana bunlar arasında en çok beğendiğim yerler. Her şeyin ayrı lezzetleri var. Belçika waffle’ı çok güzel mesela aynı zamanda Prag’ın meşhur Trdelnik tatlısı mutlaka denenmeli. Zaten gitmeden önce araştırdıkları zaman neyin meşhur olduğunu, neleri tatması gerektiğini görebilirler.

Orada yaşadığınız zorluklar nelerdir? Zorlukları aşmak için neler yaptınız?

Benim Hollanda için çok fazla bir zorluk yaşayıp da içinden çıkamadığım bir durum olmadı. Çok yardımsever insanlar oldukları için her konuda mutlaka yardımlarını hissettim. Avrupa turunda bazı sıkıntılar oldu ama şimdi hatırladıkça gülüyoruz. Zaman zaman hastalandım ya da kötü günler geçirdim ama bunlar gelip geçici şeylerdi yani aşılmayacak bir zorluk diye bir şey yok bence. Eğlenmeye odaklanmak lazım.

Dönüş sürecinde neler yaşadınız ve döndükten sonra neler yaşadınız?

“”Ben onun için tamamen yabancıyım ve tamamen ön yargısız bir şekilde saf bir saygı ve sevgiyle bana kucak açtı””

Dönmeye son 1 hafta kala herkesi bir melankoli sardı. Eğlenmeye çalışıyoruz haydi bir şeyler yapalım falan ama laf dönüp dolaşıp ayrılmaya geliyor. O süreci asla unutamam. Gerçekten çok sevdiğiniz bir şeyden kopmak çok zor. Uçağa binerken ayaklarım geri geri gitti. Tabi ki burada ailemi, ülkemi çok özledim. Ama orada çok mutluydum. Çok güzel deneyimler, çok güzel arkadaşlıklar kazandım. Giden herkesin de bunu yaşayacağını düşünüyorum zaten. O yüzden kopması çok zor oldu. Ağladım, çok üzüldüm. Bir anım var mesela onu anlatayım. Aramızdan bir arkadaşımız ilk ayrılandı. Biz de onu yolcu etmek için tren istasyonunda bekliyoruz. O gün hava da kapalıydı, çok depresif bir hava vardı. İstasyona ilk ben geldim diğerlerinin gelmesini bekliyorum.Beni aldı bir ağlama. Böyle tek başıma tren istasyonunda oturdum ağlıyorum. Artık ne kadar ağladıysam polis geldi ‘’Hanımefendi iyi misiniz bir şey mi var?’’ falan diye sordu.Ben de dedim iyiyim bir sıkıntı yok. Aradan biraz zaman geçti, ben hala ağlıyorum sonrasında yanıma bir kadın geldi. İyi misin, neyin var, neden ağlıyorsun diye sordu. Ben de anlattım bir arkadaşımı uğurlamak zorundayım o yüzden biraz kendimi kötü hissediyorum dedim. O da seni anlıyorum dedi teselli etti, bana sarıldı. Böyle uzun uzun sarıldık. O kadar güzel bir duygu ki. Ben onun için tamamen yabancıyım ve tamamen ön yargısız bir şekilde saf bir saygı ve sevgiyle bana kucak açtı. Böyle bir şeyle karşılaşınca insanlığa olan umudunuz artıyor.Biraz konuştuk bana peçete falan uzattı sonra da gitti. Bir daha asla göremeyeceğim bir insan ama bu olayı hiç unutmayacağım.

Döndükten sonra da ilk birkaç hafta gayet güzeldi. Aileniz arkadaşlarınız falan herkes sizi özlemiş. Herkes hikayelerinizi dinlemek istiyor. Sonra birkaç hafta geçince her şey rutinine oturuyor ve sıkılmaya ve orayı özlemeye başlıyorsunuz. Sonra bu his hiç kaybolmuyor. Hala burada sıkılıyorum ve orayı özlüyorum. Erasmusun en kötü olayı eğlence eşiğiniz baya yükselince döndükten sonra yaptığınız şeyler size bir müddet keyif vermiyor. Ama tabi sürekli geçmişi düşünerek yaşayamazsınız buna da bir süre sonra alışıyorsunuz.

Erasmusa gitmek size neler kazandırdı ve tekrar gitmek ister misiniz? 

“Azınlık olmak, topluluktan farklı olmak…”

Erasmus’a gitmek bana çok şey kattı. Öncelikle daha açık fikirli ve olgun bir insan olduğumu düşünüyorum. Çok büyük bir özgüven kazandırdı çünkü orada iyi kötü çok şey yaşadım. Hepsi tecrübe oldu. Erasmusa hayat tecrübesi kazanmak için gitmiştim zaten. Başka bir ülkede yaşamak nasıl bir duygu, onların vatandaşı değil de yabancısı olarak yaşamak nasıl hissettiriyor merak ediyordum. Azınlık olmak, topluluktan farklı olmak… Bunlar okullarda öğretilmeyen şeyler. Yaşamadan öğrenemiyoruz maalesef. Onu tattıktan sonra geri geldiğimde insanlara bakış açım farklılaştı. Irkçı ve koyu milliyetçi bir insan değilim bunda kesinlikle Erasmus’un bir katkısı var. Hiçbir konuda radikal kararlarım yok, çünkü doğru ve yanlışın ne kadar göreceli kavramlar olduğunu bizzat yaşayarak öğrendim. Her birey tercihleri ne olursa olsun saygı duyulmayı hak ediyor. İnsanlarla daha kolay empati kurabiliyorum. Kesinlikle başka şehirler görüp gezmek zihninde ardı ardına kapılar açıyor. Böyle olunca insanın ufku ve hayal gücü gelişiyor. Erasmus yapanların yapmayanlardan kesinlikle birkaç adım önde olduğunu düşünüyorum. En azından o deneyimleri almış olmak size çok şey katıyor. 3.sınıfta tekrar başvuru yapmayı düşünüyorum. 4. Sınıfta gidebilirsem gideceğim dönemimin uzaması önemli değil.

Erasmus sürecini düşündüğünüzde keşke ve iyiki dediğiniz noktalar nelerdir?

Tüm Erasmus’um iyikilerle dolu. Yaptığım her şeyden mutluyum. Kötü zamanlar da geçirdim ama hepsi geldi geçti, benim için tecrübe olmuş oldu. İyi ki Hollanda’ya gelmişim. Bazen 5 ayımı daha dolu dolu geçirseydim keşke diyorum aslında çok fazla gezdim eğlendim ama asla yetmiyor insana. Daha uzun kalabilirdim.Dönünce insan çok fena özlüyor.

Erasmusta unutamadığınız bir anınız var mı?

Çok fazla var hangisini anlatayım ki. Ama 5 aylık Erasmus sürecinde geçirdiğim en uzun gecemi anlatabilirim. Şimdi hatırladıkça gülüyoruz ama o zaman gerçekten çok korkunç bir gece olmuştu. Avrupa turuna çıkmıştık ve o gece otobüsle Münih’ten Budapeşte’ye gidecektik. Otobüs gece 12’de yola çıkıp sabah 9’da Budapeşte’ye varacaktı biz de geceyi otobüste geçirmiş olacaktık fakat otobüs şoförü bizi otobüse almadı ve biz otobüse binemedik. Şimdi detaylarını anlatmayayım, kötü bir insana denk gelmiştik sadece. Otobüs gitti ve bizim biletlerimiz yandı ve Budapeşte’ye gitmek hayal oldu ki ben Budapeşte’yi çok görmek istiyordum. İşin kötüsü saat gece 12 ve hiç bilmediğimiz bir şehirdeyiz ve kalacak yerimiz yok. Farklı ülkede olduğumuz için telefonlarımız da çekmiyor. Bir şekilde kalacak bir otel bulduk fakat o otelde de başımıza bazı talihsiz olaylar geldi. Şimdi gerçekten hatırladıkça gülüyoruz. Sabahına Viyana’ya bilet aldık ve Viyana’ya geçtik. Çok güzel, rüya gibi bir şehirdi, tüm sıkıntımızı unuttuk orada.

Erasmusa gidecek öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Olabildiğince çok eğlenmeye ve güzel vakit geçirmeye baksınlar bence. Bol bol yeni yerler gezip görsünler. Erasmus’un tadı en çok öyle çıkıyor. Tüm önyargılardan arındırsınlar kendilerini ki yeni tecrübelere açık olabilsinler. Yabancı bir ülkede yaşarken birçok alışkanlıklar değişiyor ve yeni alışkanlıklar kazanıyorsunuz. Her şeyle karşılaşabilirler, Avrupa Türkiye’ye göre çok farklı. Her şeye hazır olun yani ve her anın keyfini çıkarın. Bu arada Go Euro ve Hostel World Erasmus’ta hayat kurtaran uygulamalar, mutlaka bunları kullanın.

Türkiye’ye döndüğünde en çok özlediğin şey neydi?

Erasmus’a dair her şeyi çok özlüyorum aslında. Hollanda’nın doğasını, güzelliğini, rahatlığını her şeyini özlüyorum. Ama sanırım en çok özlediğim arkadaşlarım ve oradaki ortamım. Çok eğlenceli bir arkadaş grubumuz vardı, hala daha görüşüyoruz. Arkadaş grubumuz çok dinamik ve çeşitliydi. Yani çok farklıydık, sürekli yeni insanlarla tanışır ve takılırdık. Bunu Türkiye’de çok arıyorum. Yurt dışında ailenden uzakta yaşamak çok farklı bir duygu. Herkesin denemesini isterim. Ailemi çok özledim tabi ki ama onlardan uzaktayken edindiğim hayat tecrübeleri paha biçilemez. Tabi ki en çok özlediğim şeylerden biri de bisikletim. Keşke Türkiye’de de hep bisiklete binsek ne güzel olurdu değil mi?

Proje hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Yararlı olacağını düşünüyor musunuz?

Erasmus deneyimlerinin aşırı yararlı bir site olacağını düşünüyorum. Ben gitmeden önce böyle bir şey çok araştırmıştım. Çok iyi olmuş. Tebrik ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir