Sezgi Dilan Sefiloğlu – Letonya – Riga – Baltic International Academy

Sezgi Dilan Sefiloğlu – Letonya – Riga – Baltic International Academy

 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Sezgi Dilan Sefiloğlu. Ege Üniversitesi’nde Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde okuyorum. 4. yılımda erasmusa gitmeye karar verdim.

Erasmus’a gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

Erasmus sınavına aslında 3. yılımda girmiştim ama evden ayrılmaya çok korktum. Sözlü sınava girmedim ve aileme geçemedim diye yalan söyledim. Sonra onlara bu yalanı söylediğimi paylaşınca çok kızdılar. Her aile aslında kızlarının evden ayrılmasına çok karşı çıkar ama benim ailem biraz daha farklı olarak yurt dışına gitmemi çok desteklediler. Annem “Eğer seneye o sınava girip kazanmazsan nereye gidersen git orada yaşa.” dedi bana. Böylece 3. sınıfın sonunda tekrar sınava girdim ve kazandım. Letonya’yı tercih ettim. Çok fazla ders odaklı değil daha çok eğlence odaklı gittim. Klasik olacak ama gezip görmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni kültürler tanımak istedim.

Erasmus’a gideceğiniz ülkeyi ve okulu nasıl belirlediniz ve ne kadar kaldınız?

Aslında bizim fakültemizde çok fazla ülke seçeneği vardı ama not ortalaması çok yüksekti, başvuran sayısı da çok fazlaydı. Ben Polonya’yı çok istiyordum fakat olmadı. Polonya’da ünlü bir sinema okulu var ve yüksek ortalamalı kişiler tarafında çok fazla tercih edilince maalesef olmadı. Seçeneklerim arasında Hollanda ve İspanya da vardı ama ben kuzeyde bir okul olmasını istedim. Çünkü Hollanda ve İspanya’ya bir şekilde gidip görebilme imkanı var ama Letonya’ya insan durduk yer gitmezdi. Bu yüzden daha farklı, görmediğim bir yer olmasını tercih ettim. Yarım dönem yani 6 ay kaldım. 1 ay dil kursuna gittim.

Benden bir dönem önce erasmusa gitmiş bir arkadaşımın önerdiği firma ile seyahat sigortası yaptırdım. İlk önce Letonya için 3 aylık turist vizesi aldım. Daha sonra Letonya’ya gidince erasmus vizesi aldım. Bazı ülkeler örneğin Estonya o zaman özel olarak erasmus vizesi veriyordu gideceğin ay kadar ama Letonya’da böyle bir uygulama yoktu, o yüzden gittikten sonra tekrar oturuma başvurduk.

Erasmus’a gitme sürecinde neler yaşadınız?

“Süreç heyecanlı oluyor..”

Uzun ve zorlu bir süreçti çünkü birçok evrak işi ile uğraşmamız gerekiyordu. Benimle beraber çok yakın bir arkadaşım da erasmusa başvurdu ve o da Letonya’yı tercih etti. Böylelikle vize işlemlerini beraber yaptık.  Daha önce Letonya’ya giden Halkla İlişkiler bölümünden bir arkadaşımız vardı, bize çok yardımcı oldu. Evrak işleri çok sıkıcıydı açıkçası. Ama birileri size yardımcı oluyorsa ve destek oluyorsa bu süreç çok kolay yürüyor. Okuldaki arkadaşlarımız ve hocalarımız bu konuda çok destekçiydi.

Süreç heyecanlı oluyor. Kabul mektubunun gelmesi zamanında olmuyor. Ben vizemi, uçak biletinden bir gün önce aldım örneğin. Heyecanlıydı benim için çünkü vize çıkıp çıkmadığını bile bilmiyordum. Bir gün önce gittim, pasaportumu aldım, vizenin çıktığını gördüm ve ertesi gün uçağa binip Letonya’ya gittim.

İlk 1 ay dil kursuna gittim ve özel bir yurtta kaldım. 1 ay sonunda farklı bir okulda öğrenim göreceğimiz için o yurttan ayrılmamızı söylediler. Letonya’da kalınacak yurtların tamamı doluydu. Birkaç arkadaş beraber ev aramaya başladık. Yurtlar doluydu ve evler çok pahalıydı. Yurttan ayrıldığımız son gün 10 günlük bir geziye çıktık ve döndüğümüzde hala kalacak bir evimiz yoktu. Bir tanıdığımızın vesilesi ile bir ev kiralık fakat çok ciddi paralar verdik. Bizim için bu ev süreci zordu. Bulduğumuz ev 3 kişilikti aslında. 3+1di ve biz 4 arkadaştık, ben salonda kalıyordum. Salon için yaklaşık 600 lira sadece eve kira verdim. Buna ısınma, ekstra giderler dahil değildi. Letonya sandığım kadar ucuz bir ülke çıkmadı yani.

Giderken yanınızda neler götürdünüz?

“Letonya’da yemek yapmayı öğrendim!”

Ben çay ve Türk kahvesi olmadan asla dedim. İlk önce çantama bir çaydanlık ve 1 kilo çay koydum. Cezvemi ve kahvemi aldım. Letonya çok soğuk bir ülke olduğu için içlikler, kar pantolonları, montlar, kar botları.. ne kadar kalın kıyafetim varsa hepsini koydum. Ama ilk önce koyduğum şey demlik ve Türk kahvesiydi. Annem yanıma ceviz ezmesi, zeytin ezmesi gibi yiyecekler götürmemde ısrarcı oldu, ben karşı çıktım almadım yanıma. Oraya gidince keşke alsaydım dedim. Çünkü farklı bir ülkeye gittiğinizde (Almanya, Polonya gibi) çok fazla Türk marketi var aradığınız her şeyi bulabiliyorsunuz ama Letonya’da bu kadar yok. O yüzden keşke alsaydım dedim. Yemek konusunda çok sıkıntı çektim domuz etine karşı biri değilim tadı güzelse eğer yiyebilirim ama her şey çok fazla domuz eti kokuyordu. 1 hafta dışarıda yemeye çalıştım ve aç kaldım. Bizim damak tadımıza uygun çok az şey var. 1 hafta aç kalınca yemek yapmaya başladım. Letonya’da yemek yapmayı öğrendim.

Gittiğiniz ülkede ilk anda neler yaşadınız?

İlk defa ailemden ayrılıyordum ve çok yalnız hissettim. Heyecanlıydı ama değişikti gidip yaşanacak bir duygu. Yalnız olmamam bana çok iyi geldi, uçakta tanıştığım ve sonrasında ev arkadaşlarımdan biri olan başka bir erasmus öğrencisi de vardı aynı yurtta. Hep beraberdik, destek olduk birbirimize. Bizi karşılayan bir mentörümüz vardı. Onun varlığı çok iyi oldu, çok yol gösterdi. İlk gece bizi dışarı çıkardı. Şehri gezdirdi, daha kolay adapte olmamızı sağladı.

Okula başlama sürecinde neler yaşadınız?

Ruslar biraz değişik insanlar çok yardımsever değiller bizim gibi. Biraz zorlandım. Bir kişi çok yardımcı oldu, dersleri Türkçeye çevirdi, yapmam gerekenleri bana anlattı. Okul süreci zorlu geçti ama bu bizim okula özel bir şeydi. Aynı okulda başka bölümde okuyan öğrenciler daha rahat geçirdiler. Benim gittiğim bölüm uygulamaya dayalı bir bölüm o sebeple Türkiye’de ki derslerle çok eşleşmiyor dersler. Bu yüzden o bölümü tercih etmiyor erasmuslular. Hocalar da alışık değildi o bölümde erasmus öğrencisine, Zaten bölümde 2 kişiydik erasmuslu. Diğer bölümlerdeki gibi kalabalık değildik. Bölümdeki Hocalar İngilizce bilmiyordu doğru düzgün. Ama bizim için de çabaladılar haklarını yiyemem. Genelde proje ödevleri verdiler beceriye dayalı, derslerden geçtim, herhangi bir sorun yaşamadım.

Uyum sağlama sürecinde neler yaşadınız?

IMG_0028

İlk 1 ay çok zorlandım. Zaten bizim klasik bir sorunumuz var “İngilizce anlıyorum ama konuşamıyorum gibi..” 1 ay sonrasında birlikte eve çıktığım İtalyan ve Alman arkadaşlarım, beni sabırla dinledi. Özellikle Alman arkadaşım ısrarla benim her yanlışımı düzeltti. Bu da benim İngilizcemi geliştirmemde acayip faydası oldu. 1 ay çok fazla arkadaşlık kuramadım genelde Türklerle takılmayı tercih ettim. 1 ay sonrasında o çekingenliği attım üzerimden ve farklı arkadaşlıklar kurmaya başladım.

Hibe ne zaman yatıyor, her ayı yatıyor mu? Aldığınız hibe ihtiyaçlarınızı karşıladı mı?

“Gidecek olanların kendini garantiye alıp gitmesi gerekiyor.”

Çok ciddi sorun yaşadım 3 ay sonra hibem yattı. 3 ay kendi kendime bakmak zorunda kaldım. İzmir’ e döndüğümde bayağı hibem kalmıştı bu yüzden. O yüzden gidecek olanların kendini garantiye alıp gitmesi gerekiyor.

Ben İzmir’de 4 yıl boyunca ailemin yanında üniversite okudum ve hiç yüküm olmadı. Hep kendim çalışıp para kazandım. Ve 6 aylık bir süreçte beni tolere etmelerini bekledim, bunu yapabilecek durumdaydılar çünkü. Tabi ki orada yediğime içtiğime dikkat ettim. Evde yemek yapmaya başladım. Belli kısıtlama koydum kendime mesela aylık 300 Euro’dan fazla harcamayacağım gibi… İzmir’den başka bir üniversiteye gitseydim aylık o civarda bir harcama yapacaktım. Ailem de bana çok destek oldu. Her ay çok fazla gezdim. Döndüğümde bir hesap yaptım. Ayda yaklaşık, gezi paralarıyla beraber 1000/1500 Euro civarında harcamışım. Gezmeseydin bu fiyat baya düşerdi. Çok gezdim çünkü. Düşününce aslında çok da fazla harcamamışım. Tabi o zamanın kuruyla hesaplamak lazım.

Gittiğiniz üniversitenin kendi öğrencileriyle, sizin sahip olduğunuz teknik ve sosyal imkanlar aynı mıydı?

İmkanlar aynıydı. Hocalar çok yardımcı oldular. Bizim bölümümüzde çok fazla erasmus öğrencisi yoktu. Biz sadece 2 kişiydik. Ama herhangi bir ayrımcılık görmedim bu konuda okuldaki imkanlardan biz de kendi öğrencileriymişiz gibi faydalandık.

Gitmeden önce hangi seviyede dil bilgisine sahiptiniz? Gittiğiniz ülkenin yabancı dile katkısı oldu mu ve yeni bir dil öğrenciniz mi?

Gitmeden önce B1 seviyesindeydim. Ama konuşmada problemlerim vardı. Özgüven eksiliği, her şeyi mükemmel söylemeye çalışma durumu vardı. Rusça öğrendim ve İngilizceme inanılmaz katkıda bulundu. Erasmusa gitmeden önce YDS’ye girmiştim 20 puan almıştım. Döndükten sonra hiç çalışmadan 65 puan aldım.

Orada aldığınız dersler kendi üniversitenizde sayıldı mı? Dönem kaybı yaşadınız mı?

Bütün derslerimi saydırdım hiç bir sorun olmadı. Bu konuda okulun da anlayışlı olup olmaması ile değişiyor. 1-2 dersimi tolere ettiler açıkçası.

Hocaların dil seviyesi nasıldı? Dersler İngilizce mi? Dersleri anlamada problem yaşadınız mı?

Benim gittiğim okul özel bir Rus okuluydu. Hocaların çoğu İngilizce bilmiyordu. Derslere girerken çok ciddi zorluklar yaşadım çünkü dersler Rusça işleniyordu. Ama hocalar anlayışlıydı ve benim okuldan bir şeyler almam için çok ciddi çabalar harcadılar.

Gittiğiniz üniversite ile kendi üniversite eğitimi karşılaştır mısınız? Üniversitenin zorluk derecesi nasıldı?

“Aslında beklentinize bağlı olarak değişir.!”

Gittiğim üniversite daha çok pratik ve sektöre eleman yetiştirme üzerineydi. Benim okuduğum üniversite ise iletişim fakültesiydi ve daha çok teorik dersler işleniyordu. Aslında beklentinize bağlı olarak değişir. Eğer sektör odaklı iseniz benim üniversitem pek uygun değil ama daha çok teorik, akademik amaçlıysanız daha uygun gelebilir. Letonya’daki okulda derslerin Rusça olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Dersler İngilizce olsaydı benim için çok daha verimli geçerdi tabii.

Şehir içi ulaşım olanağı nasıl?

Fiyatlar çok uygundu. Gittiğim ülkenin nüfusu buradaki bir ilçenin nüfusu kadardı. Her şey çok hızlı ve konforluydu. Aylık yüklüyorduk parayı ulaşım için kullandığımız karta. Farklı seçenekler mevcuttu örneğin tek hat, iki hat, yada sadece tramvay için farklı ücretler belirlemişler. Seçme hakkınızın olması çok güzel çok daha ucuza geliyor böylelikle.

Gittiğiniz ülkede eğlence ortamı nasıldı?

Gittiğim ülkenin eğlence hayatı gerçekten çok güzeldi. Letonya çok soğuk bir ülke insanları aslında çok soğuk, kuzey ülkesi sonuçta ama eğlence hayatında insanlar çok sıcak ve hiçbir rahatsızlık duymuyorsunuz. Bir yere eğlenmeye gittiğinizde insanlar sizi kesinlikle rahatsız etmiyor. Çok fazla erasmuslu öğrenci vardı ve eğlence mekanlarına gittiğinizde bu erasmuslularla tanışma imkanımız oluyor. Gidilebilecek de çok fazla yer var seçeneğiniz fazla. Ama tabi bunu tabi Riga için söylüyorum. Letonya’nın yer şehirlerinden bu kadar fazla seçeneğiniz yok. Hafta içleri şehir sakin sessiz çok fazla eğlenecek yer bulamazsınız. Barlar erken kapıyor. Ama cuma ve cumartesi geceleri muhteşem geçiyordu.

Yemekler nasıl, bizim ülke lezzetlerine uygun mekanlar var mı? İlk hafta neler yaşadınız? Gittiğiniz ülkede en sevdiğiniz yemek hangisiydi?

Letonya’daki yemekler benim damak tadıma çok uyumuyordu açıkçası. Sebze çok az var tabi bir İzmirli olarak özellikle sebze ağırlıklı beslenmem benim için çok zor oldu ilk başta. Domuz eti tabi ki tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi çok yaygın. Hani domuz eti yemem diye bir şeyim olmadı hiçbir zaman. Yedim de ama damak tadıma çok uygun değildi. Bu yüzden ilk hafta çok zorlandım yemek konusunda. Yemek yapmayı da bilmiyordum. Çünkü evde annem yapıyor. Tabi orada mecburen aç kalınca bir hafta boyunca kendim yemek yapmaya başladım. Pazara gittim alışveriş yaptım bulduğum kadarıyla. Sonra kalan aylarda yemeğimi kendim yaptım. Gittiğim ülkede en sevdiğim yemek olarak sevdiğim bir yemek yoktu. Letonya’da, Pelmeni diye bir yemekleri vardı o güzeldi. Bizim mantığımıza benziyor. İçinde tavuk, domuz ya da peynir olan seçenekleri var. Onu seviyordum.

IMG_0031

Erasmus süresince bulunduğunuz ülkede hangi şehirlere gittiniz?

“Jurmala, meşhur bir sahil kenti..”

Ben erasmusta gerçekten çok gezdim. Erasmus döneminde çok fazla ülkeye gittim. Aslında Letonya’da çok durmadım denilebilir. Bir haftasonu araba kiraladık ve Letonyayı gezdik. Bu sayede Riga dışında da başka illerini görme fırsatımız oldu. Jurmala mesela trenle yarım saat sürüyordu yanlış hatırlamıyorsam, meşhur bir sahil kenti. Havalar sıcakken çok kez oraya gidip denize girme fırsatımız oldu.

Erasmus sürecince hangi ülkelere ve şehirlere gittiniz? Mutlaka gidilmesi gereken yerlerin nereler olduğunu düşünüyorsunuz? Gittiğiniz ülkelerde mutlaka tatmanız gereken lezzetlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

“Çek Cumhuriyeti beni çok büyüledi!!”

Polonya, Almanya, Fransa, İtalya, Çek, Finlandiya, Belçika, Estonya, Litfanya… eksik kalmış olabilir aklıma gelenler bunlar. Bir ay interrail yaptım zaten, ondan önce on gün kadar otobüsle gezmiştim. Aralarda daha kısa süreli gittiğimiz yerler oldu iki defa da yine otobüsle Almanya’ya gidip orada vakit geçirdim. Şimdi hatırlayamıyorum. Bence gezmek zaten başlı başına çok güzel. Mutlaka gidilmesi gereken yerler neresi diye düşünürsem Çek beni çok büyüledi. Daha sonra iki kere daha gittim zaten Çek’e. Her sokağı ayrı bir büyüleyici her Sokağı’nda ayrı bir sürpriz var. Herkese öneririm Çek Cumhuriyeti’ne gitmelerini. Ayrıca gerçekten ucuz bir ülke. Başka bir şey daha var oda mutlaka yerel insanlarla tanışmaları ve genel haritalar kullanmamaları. Sadece turistik olan yerlerini görebiliyorsunuz ve birçok şey kaçıyor arada. Polonya çok büyüledi ama gittiğim her yeri çok beğendim. Fransa’ya karşı çok ön yargılıydım ama ülke olarak Fransa’yı çok sevdim özellikle sahil kesimi muhteşem. Gittiğim ülkelerde yerel yemeklerini yemeye çalıştım daha çok. Bence bunlardan en iyisi Litfanya’da yediğim yemekte yemeğin adını şu anda tam hatırlayamıyorum ama top şeklinde etin içine haşlanmış etin içine patates püresi üstüne de değişik bir sos koyuyorlar. Aklımda kalan en lezzetli yemek oydu.

IMG_0030

Orada yaşadığınız zorluklar nelerdir? Zorlukları aşmak için neler yaptınız?

İlk yaşadığım ciddi zorluk ev konusundaydı. Çünkü yurtlar doluydu yurt ayarlamamıştık. İlk gittiğimizde bir ay süreyle dil  kursuna gittiğimiz okulun yurdunda kaldık. sonra yeni bir yurt bulmamız gerekiyordu . Çünkü o yurtta sadece o okulun öğrencileri kalıyordu. Bizim üniversitenin yurdu doluydu ve diğer yurtlarda. Evler çok pahalıydı, hibe belliydi zaten . Çok ev aradık. Evler ya çok kötü durumdaydı ya da pahalıydı. Şans eseri ilk ay kaldığımız yurtta tanıştığımız staj için gelmiş olan başka bir Türk arkadaşımızı bizi kendi arkadaşlarıyla tanıştırmıştı. Onlarda staj i.in gelmişler ve bir ev kiralamışlar, ülkelerine dönecekleri için evi boşaltıyorlardı. Biz iki kişiydik, ev arkadaşı bulmamız gerekiyordu. İki kişi karşılayamazdık evin giderlerini. Yine kaldığımız yurttan ev bulamayan bir alman ve bir İtalyanla beraber eve çıktık. Şimdi kaldığımız yeri belgeleyip oturum için başvurmamız gerekiyordu. Ama neden bilmiyorum ev sahibimiz yaptığımız kontratı kullanamayacağımızı söyledi. Öylece kalmıştık. Çeşitli saçma bahaneler üretti. Ev sahibinin başka bir evi daha varmış Jurmala’da. Oranın kontratını bize verdi. Orada kalıyormuşuz gibi gösterdik. Fakat birçok gerilmiştik o zaman. Ev sahibi süreci çok uzattı çünkü çözülmeyecek gibiydi. Yalnız olduğumuz için zorluklara karşı tek başımıza mücadele etmemiz lazım. özellikle  hastalandığımda çok zorlandım. Bir aydan fazla iyileşemediğim bir hastalık dönemi oldu. Yanımda soğuk algınlığı için filan ilaçlar götürmüştüm ama yetmedi. Kötü hastalanmıştım. En çok o zaman hissettim zorluğu. Şanslıydım arkadaşlarım çok baktılar. Ama tabi evindeki gibi olmuyor. Evi üzmemek için bir şey söyleyemiyorsun. Güzel deneyimler tabi başarabileceğini görüyorsun.

Dönüş sürecinde neler yaşadınız ve döndükten sonra neler yaşadınız?

“Gezme tutkum Erasmus’tan sonra başladı..”

IMG_0027

Döneceğim için mutluydum.  Evimi çok özlemiştim. Tabi bu dönemde çok iyi arkadaşlarım oldu onlardan ayrılmak üzücüydü yine de eve döneceğim için heyecanlıydım. Döndükten sonra erasmusa gidip gelen tüm insanlarda olduğu gibi bende de bir post Erasmus sendromu oldu. Ne kadar dönmek istemiş olsam da Riga’yı özlüyordum. Gezme tutkum erasmustan sonra başladı.  Her fırsatta bir yerlere gitmeye çalışıyorum artık, hala yurt dışına çıkmak için gezip görmek için uğraşıyorum bütün paramı bunun için biriktiriyorum diyebilirim.

Erasmus’a gitmek size neler kazandırdı ve tekrar gitmek ister misiniz? Erasmus sürecini düşündüğünüzde keşke ve iyiki dediğiniz noktalar nelerdir?

Tüm süreci düşündüğümde iyiki gitmişim diyorum. Dediğim gibi  ailem bu süreçte beni çok destekledi. Annem sayesinde aslında bu maceraya atıldım. Şu ana kadar verdiğim en iyi karardı diyebilirim hiç şüphesiz. Beni büyüttü. Zorluklarla tek başıma mücadele etmeyi öğrendim. Dünyanın bizim algıladığımızdan çok daha fazlası olduğunu gördüm çok farklı yaşamlar olduğunu gördüm. Keşkelerimden biri  ve en büyüğü çok fazla o halkın insanını tanımamak oldu. Gittiğim ülkeyi çok daha iyi tanıyabilirdim. Onun dışında keşke dediğim pek bir şey olmadı ve en büyük iyikim de tabiki Erasmus yapmaktı.

Erasmus’da unutmadığınız bir anınız var mı?

Bu süreçte çok fazla anı biriktirdik. Çoğunu unutamıyorum.Burada hangisini anlatsam ötekine haksızlık etmiş olurum. Ama ilk ayın sonunda daha tamda Letonya’ya alışamamışken başıma gelen bir anımı anlatabilirim. Çok keyifli bir anı değil ama asla unutamayacağım bir iki saatti. Dil okuluna gittiğimiz üniversitenin yurdundan ayrılacaktım. Ve yaklaşık iki saat sonra Polonya’ya otobüs bileti almıştık. Dört kişi 10 günlük bir yolculuğa çıkmak üzereydik. Yurdun benim kaldığım bölümünde 3 oda verdi ve her odada 2’şer kişi kalıyordu. Kalan arkadaşlardan çoğu benden iki üç gün önce yurttan ayrılmışlardı ben ve bir arkadaş kalmıştık. Yurttan ayrılmadan önce yurt görevlisi geliyor ve odaları, mutfağı filan kontrol ediyor. Ama çıkan arkadaşlar için böyle bir kontrol olmamıştı. Yurtta o gün görevli olan çalışan kadının  yanına gittim anahtarı teslim etmeye odayı kontrol edeceğim dedi. Çıktı kontrole odaya baktı. Askıları saydı sorun yoktu. Sonra odanın dışında ortak kullanım alanlarındaki duvarlara baktı. Bu duvarlar böyle değildi, lekelenmiş temizleyeceksin dedi. Doğal olarak sinirlendim ve görevliye saçmaladığını anlatmaya çalıştım. Benden önce yurttan ayrılan en az 4 kişi vardı ve kimseden böyle bir şey istenmedi ayrıca ortak kullanım alanıydı söylediği yer. Tamam dedim silerim daha fazla sinirlenmemek için. Bu arada ingilizcesi çok kötü dediklerini anlamak çok zor ve sizin dediğinizi de çok anlamıyor. Sonra  mutfağa gitti tabakları saydı, bir tabak eksikti. Tabağın nerede olduğunu sordu. Doğal olarak bilmiyordum. Sorumluluğumda olmadığını söyledim bölümden çıkmaya çalıştığımda kapının önüne geçti. Polis çağıracağını söyledi tabağı bulmazsam. Bizim bölümde kalan arkadaşın kapısını çaldım şanslıyım ki odasındaymış tabakta oradaymış yemek yemiş. Tabak krizini de çözdük. Bu sırada otobüs saati iyice yaklaştı. Beraber yola çıkacağım Alman arkadaşım benimle biraz duvar sildi sonra aşağı indi. O, yurdun kapısında diğer iki arkadaşımda garajda beni bekliyor.  Tabağı kullanan diğer arkadaşa kadının yaptığını anlattım, o arkadaş Rusça biliyordu. Kadınla Rusça tartıştı bir süre. Ama kadın niyetine anlam veremeyeceğimiz şekilde garip davranıyordu.

Duvarları silmeme rağmen kadın hala orası da var burayı da sil diye emirler yağdırmaya devam etti. En sonunda çileden çıktım tabi.  Üzerine yürüyüp geçtim gittim. Benden önce koşarak indi aşağıya yurdun ana kapısını kilitledi. Yurt müdürü gelecekmiş onu bekleyecekmişim. Arkadaşım dışarıdan camdan bana bakıyor ben ona bakıyorum. Ne yapacağımızı şaşırdık. Tabi yurdun kapısında içeri girmek, dışarı çıkmak için bekleyenler çoğaldı. İnsanlar da sinirlenmeye başladı. Sonunda kapıyı açmak zorunda kaldı. Kapıyı açınca hemen çıktım dışarıdan el salladım, gülümsedim. Hemen bir taksiye binip garaja geçtik. Otobüsü kaçırmamıştık. Ama duvarları silerken sinirden yolculuk için hazırladığım sırt çantamı çıkarmayı unutmuşum. Yaklaşık sekiz-on kilo arasıydı. Tüm yolculuğum boyunca muhteşem bir bacak ağrısı bana yurdun küçük bir hediyesi oldu.

Erasmusa gidecek öğrencilere tavsiyeleriniz?

“Pişman olmayacaksınız!!”

Hiçbir şeyden korkmasınlar kağıt işlerinden, evden ayrılmaktan… Bazen erasmus düşünen öğrencilerle konuşuyorum, bir sürü bahane üretiyorlar. Kesinlikle bahaneler üretmeyin, sadece karar verin ve gidin. Pişman olmayacaksınız. İnsanların gözünde büyüyor özellikle gitmeden önceki süreç ama hepsi hallediliyor. Ders geçecek miyim? Dönem uzar mı?  Bunları kafalarına takmalarına gerek yok öyle olsa bile geçemezseniz bile dersleriniz kalsa bile her şeye değer. Hiçbir şeyden çekinmeyin. Gittiğinizde herkesle iletişim kurmaya çalışın. Kimseyi yadırgamayın ve olabildiğince eğlenmeye bakın çünkü döndüğünüzde bütün bu imkanlar elinizden gitmiş oluyor.

Türkiye’ye döndüğünüzde en çok özlediğiniz şey neydi?

Türkiye’ye döndüğümde en çok özlediğim şey oranın özgür ortamıydı. Tamamen tek başınıza olmanın verdiği özgürlük. Tek sorumluluğunuzun gezmek ve eğlenmek olduğu altı ayı nasıl olur da özlemezsiniz? Ayrıca yediğinizde tadı damağınızda kalan fırında yaptıkları sarımsaklı ekmek için bile tekrar gitmek istiyorum Letonya’ya. Sarımsaklı ekmeğini de çok özledim gerçekten.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir