Tugay Günaydın – Polonya – Katowice – University of Economics in Katowice

Tugay Günaydın – Polonya – Katowice – University of Economics in Katowice

 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1992’de İstanbul’da doğdum. Liseyi İstanbul Bayrampaşa’da Rıfat Canayakın Lisesinde tamamladım ve 2010’da Okan Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölümü’nü tam burslu olarak kazandım. İlk sene hazırlık okudum ve 1.sınıftan sonra Uluslararası Lojistik alanında çift ana dal yaptım..

Erasmusa gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

“”Arkadaşlar aklımı çeldi””

Uluslararası Lojistiğe devam ederken 3.sınıfın başında benim hiç aklımda yokken arkadaşlar aklımı çeldiler. Erasmus sınavının olduğunu söyleyerek benim de katılmam konusunda ısrar ettiler. Başta “Maddi olarak zorluk yaşayacak mıyım?” veya “Dil seviyem yeterli olacak mı?” gibi korkularım vardı. Bir gün arkadaşlarla otururken Avusturya’da erasmus yapan bir arkadaş Erasmus konusunu övmeye başladı “Gir sınava yaparsın, Polonya ucuz, benim Avusturya’da maddi olarak sıkıntım olmadı.” gibisinden.. Arkadaş heveslendirince sınava girmeye karar verdim. Sınav için internetten başvuru yaptım ve 1 hafta içerisinde sınava girdim. Sınavda ben ve benimle birlikte sınava giren diğer arkadaşlarım da başarılı oldu. Sınavın seviyesi ne çok zor ne de çok kolaydı, normal seviyedeydi. Bize İngilizce mülakat yapmadılar bizden sonraki senede yapmışlar. Polonya’ya dil öğrenme amaçlı gittim. İyi ki de gitmişim diyorum dilimi geliştirmemde çok yararı oldu.

Erasmusa gideceğiniz ülkeyi ve okulu nasıl belirlediniz ve ne kadar kaldınız?

“”İyi ki..”” 

Tercih aşamasında da hala orada tek başıma yapabilecek miyim gibi sorular vardı aklımda. Arkadaşımla konuşarak aynı ülkeleri yazmaya karar verdik. Tercihlerde ilk sıraya Çek Cumhuriyetini, iki ve üçüncü sıraya Polonya’yı yazdım. Zaten bize ders olarak uyan bu iki ülke vardı. Almanya, İtalya gibi ülkeler de vardı fakat bize Polonya’yı çok övdüler. Benim de euro kullanılmadığı için Polonya ve Çek Cumhuriyeti aklıma yattı. Polonya maddi olarak Türkiye’ye en yakın ülkelerden biriydi. Okul aşamasında hangi okulu seçeceğime dair çok fazla bir bilgim yoktu. Orada da belli okullar var bize 2 ya da 3 seçenek sunuyor, “Bunlardan birini tercih edebilirsiniz.” diye. Tercih yaparken hocalar da yardımcı oldu. Daha sonra ikinci tercihim olan Polonya- Katowice University of Economics geldi. İyiki de orası gelmiş diyorum çok büyük bir şans. Katowice’nin çok bilindik bir yeri olmamasına rağmen okulum ve ortamı çok güzeldi.

University of Economics in Katowice üniversitesinin Bilişim Fakültesinden bir kare

Gittiğim üniversite olan “University of Economics in Katowice” üniversitesinin Bilişim Fakültesinden bir kare

Erasmusa gitme sürecinde neler yaşadınız?

Babam memur olduğu için yeşil pasaport alma imkanım vardı fakat o zamanlar aklıma gelmediği için çıkartamadım. 80 lira gibi cüzi bir ücrete 1 yıllık öğrenci pasaportu çıkarttım. Vize işlemleri için de VFS Global diye aracı bir şirket vardı, oradan randevu aldım. Gerekli belgelerin listesini bana gönderdiler, onları tamamladım. Randevu saatinde oraya gittim erasmus için geldiğimi söylediğimde hemen vizeyi verdiler. Uçak bileti almak için havayollarını araştırdım ve Polonya’ya giden havayolarının Wizzair, RyanAir olduğunu ve onların da aktarmalı götürdüğünü farkettim. Araştırınca en ucuz yolun İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan Ukrayna Lviv’e gidilerek, Lviv’den otobüs ile Katowice’ye geçmek olduğunu öğrendim. Arkadaşla beraber gideceğimiz için aynı tarihe bilet aldık. Arkadaşımla akşam 4 civarı 45 euroya Lviv’e gittik çünkü otobüsümüz gece gelecekti. Yol 2 saat sürdü. Bizim bilgilerimiz gideceğimiz okula önceden gittiği için onlar bize geri dönüş yaptılar. Okul, adres bilgilerini bize bildirdiler. Hatta karşı taraf bize posta ile şehrin haritasını gönderdi. Kalacak yer için bize bilgileri okul gönderdi. Okulun yurdu vardı, orada kaldım. Okulun yurdu okula çok uzak değildi ve bütün erasmus öğrencilerini orada toplamışlardı. Bu okula gittiğim için şanslı olduğumu söylemiştim çünkü başka okullara, başka şehirlere giden arkadaşlarım kalacak yer ayarlamakta zorluk çekmişlerdi. Ayrıca kalacak yer için başvuru yaparken oda arkadaşımızın hangi milletten olacağını seçme imkanımız vardı. Biz de aynı şehri yazdığımız arkadaşımla karşılıklı birbirimizin adını yazdık. Yurdu bu şekilde okulun yardımıyla ayarlamış olduk.

Kaldığım yurt olan "University of Economics in Katowice" üniversitesi yurdu

Kaldığım yurt olan “University of Economics in Katowice” üniversitesi yurdu

Kaldığım yurt odamdan bir kare

Kaldığım yurt odamdan bir kare. Odada çalışma masası, dolap, kablolu internet, buzdolabı, lavabo, banyo gibi imkanlara sahipti.

Giderken yanınızda neler götürdünüz?

“”Bir keresinde dolap çok soğutmuyor diye sütü dışarıya koydum. Sabah kalktığımda süt donmuştu!””

Keşke çok fazla gömlek alsaydım diyorum gece kulüplerinde lazım oluyor.. Keşke götürmeseydim dediğim şeyler vardı. Mesela boğazlı kazak aldım ve hiç giymedim. Çok soğuk olacak diye korkmuştum aslında. Katowice kar yağdığı zaman gerçekten çok soğuk oluyor, -10 LARI GEÇİYOR. Ama ilk gittiğimiz aylarda kısa kollu falan gezdim, çok soğuk olmadı. Ancak yıl sonuna doğru soğudu havalar. Yurdun içerisi sıcak olduğu için genelde kısa kollu geziyordum. Bir keresinde dolap çok soğutmuyor diye sütü dışarıya koydum . Sabah kalktığımda SÜT DONMUŞTU..

Kaldığım yurdun TV odasından bir kare, gördüğünüz gibi çoğu kişi tişörtle

Kaldığım yurdun TV odasından Turkish Night etkinliğinden sonra bir kare, gördüğünüz gibi çoğu kişi tişörtle

Gittiğiniz ülkede ilk anda neler yaşadınız?

“”Tetris mi oynuyorlar hala?””

Uçaktan indiğimizde havaalanında internet aramaya başladık. Ne yapacağız, evdekilere haber verelim diye ama internet bulamadık. Oradaki turist information’a “Hangi otobüse binebiliriz, tren istasyonuna nasıl gidebiliriz?” diye sorduk çünkü otobüsümüz oraya gelecekti. Bilgileri verdiler fakat otobüs gelmedi. Bir süre bekledik hava da buz gibiydi. Otobüs gelmeyince taksiye binmeye karar verdik. Oradan bir Türk denk geldi bize, o da oraya yeni gelmiş. Taksiye birlikte binelim dedik. Şoför İngilizce bilmiyordu, adresi gösterdik bizi tren istasyonuna götürdü. Ama biz adresten emin olamıyoruz çünkü otobüsü kaçırırsak kalacağız orada. Adreste otobüsün geleceği yer bagaj bölgesi olarak yazıyordu. Emin olamadığımız için oradaki polislere sorduk fakat onlar da bize pasaport sordu. Pasaportları gösterdik ve içlerinden genç bir polis bize adres için otobüs gişelerinin olduğu kısmı tarif etmeye çalıştı oraya gittik fakat oradakiler de İngilizce bilmiyordu, onlardan da yardım alamadık. Daha sonra tren istasyonunun orada inen birileri vardır onlara sorarız diye beklemeye başladık bir yandan da internet arıyoruz. Bir yerde  de MUHTEŞEM YÜZYIL’I izlediklerini gördük.. Tekrardan bir turist information’a gittik fakat kapalıydı oradan da yardım alamadık. Ama orada bir telefon numarası gördük, aradık yardım istediğimizi söyledik. Bir görevli geldi ona otobüs firmasından aldığımız biletin çıktısını gösterdik. Oradaki numarayı aramasını ve bize bir dönüş yapmalarını iletmesini istedik. Kadın ilgilendi, aradı ve geleceklerini, bize haber vereceklerini söyledi. Biz tren istasyonunda oturduk otobüsü beklemeye başladık. Otobüs saati 11 di fakat saat 11 e yaklaşmasına rağmen otobüs hala gelmemişti. Dışarıda bekleyelim dedik, çıktık. Yanımıza bir adam geldi, “Otobüs infobus için mi bekliyorsunuz?” dedi. Biz “Evet!” deyince bir saat gecikmeli olduğunu söyledi. Bizim için geç gelmesi önemli bir şey değildi, gelmesi yeterdi 2 saat de beklerdik. Yavaş yavaş diğer yolcular da gelmeye başladı. Bir kız öğrenci gördüm, yanılmıyorsam o da Polonya’ya gidiyordu ailesiyle beraber gelmişti. Çantasından TETRİS çıkardı ve oynamaya başladı çok tuhafımıza gitmişti, “Tetris mi oynuyorlar hala!” diye.. Beklerken yanımıza iki arkadaş geldi: “Soğukta burada beklemeyin, bir şeyler içelim.” dediler. Biz de “İçmeyelim, otobüsü bekleyelim.” dedik. Onlar da “Müslümansınız o yüzden mi içmiyorsunuz?” dediler gittiler. Onlarda öyle bir algı var “Müslümanlar alkol kullanmaz, Arapça bilirler.” gibisinden. Bana orada “Arapça biliyor musun?” diyen çok olmuştu. Daha sonra otobüsümüz geldi. Oraya gelmeden önce benim mentorum olacak kişiyle anlaşmıştım. Bize yardımcı olacak öğrenciye hangi saatte geleceğimizi söylemiştik yol 10 saat sürüyordu fakat otobüs geç gelince ona da haber veremedik. İnternetimiz yoktu telefonla da arayamıyoruz. Kız gelmiş beklemiş orada, otobüs de gelmeyince tekrar geri dönmüş evine. Sınıra geldik tüm belgelerimiz hazırdı. Önceden arkadaşlar söylemişti, “Belgelerin hem orjinali hem de fotokopileri olsun, sorun çıkmasın.” diye. Ukrayna polisi bizimle İngilizce konuşmadı biz de anlayamadığımız için tüm belgeleri verdik ve bekledik. Biraz süre geçtikten sonra “Tamam.” dediler. Sınırdan geçtikten sonra bir de Polonya’ya geçtiğimiz kısım var, Polonya polisi de vize sürelerini gösterdi ona dikkat etmemizi söylediler vize süresini geçmeyelim diye. Biz de “Tamam.” diyerek Polonya’ya girdik. Otobüs ile Katowice’ye kadar geldik. İndiğimiz gibi bize yardımcı olacak kız öğrencinin gelip gelmediğini kontrol ettim. Orada olmadığı için internet cafe aramaya başladık. Bir internet cafe bulduk hemen oradan facebooka girip kıza yazdık ama tabi hemen görmesini bekleyemeyiz. Adresi çıkarıp internet cafenin sahibine “Yurda gideceğiz, nasıl gidebiliriz, hangi otobüse binmeliyiz?” diye sorup yardım istedik. O da bize bütün otobüslerin geçtiği bir durağı gösterdi. Biz oraya giderken yolda bir İSTANBUL KEBAP yazısı gördük. Hemen Türk var mı yok mu diye baktık. Bir kadın çok az Türkçe konuşabiliyordu Polonyalı olduğu belliydi. İçeriden Türk birilerini çağırdı. Türk olan abi otobüslerin nereden geçtiğini, hangi numaraya binmemiz gerektiğini söyledi. Eski bir körüklü otobüs geldi, ona bindik ve son durakta indik. İndiğimiz yer ormanlık bir yerdi. Yurda girdik fakat yanlış yere geldiğimizi söylediler. Ne yapacağımızı bilemedik otobüs de gitmişti. Orada tarif ettiler, “Biraz bekleyin, diğer otobüse binip şu durakta ineceksiniz.” diye. Biz indik tekrar döndük fakat biletimiz yoktu, ayrıca onların bilet anlayışları da çok farklı akbil olayı yok. Otobüs şoförüne adresi ve biletimizin olmadığını söyledik. Bir şey söylemedi. Orada bilet şoföre gösterilmiyor arada bir denetçi geliyor ve biletleri kontrol ediyor. Bu otobüs ile yurdun sokağına kadar geldik ama yurdu göremedik. Orada yaşlı bir kadına sorduk o da tarif etti. Herkes bu konuda çok yardımcı oldu. Yurda geldik, kapısından girdik, listelere bakıp adımızı görünce artık rahatladık.

Okula başlama sürecinde neler yaşadınız?

Dersleri Türkiye’deyken seçtik. Buradaki derslere en yakın hangisiyse orada da onları seçtik. Hepsi birbirine yakın derslerdi. Mesela pazarlama diye bir dersimiz vardı, orada da ona yakın olarak Mediation and Negotiation dersini aldık. Buradayken tedarik zinciri diye bir dersim vardı, onun yerine saydırdığım ders de “operation management” dersiydi. Özellikle hoca seçimimiz olmadı ders seçilince hoca da seçilmiş oldu. Hocalarımız da gayet iyiydi.

Uyum sağlama sürecinde neler yaşadınız?

“”Benim Türk olduğuma inanmamışlardı.””

Okulun bir programı var “Buddy Programı” diye geçiyor. Tüm yeni gelen öğrencilere bir buddy atıyorlar. Bir buddy nin 3-4 öğrencisi olabiliyor. Okulumuzda çok organizasyon yapılıyordu. Mesela ilk hafta global village diye bir organizasyon yapıldı. Portekiz’den, İspanya’dan, Ukrayna’dan gelen öğrencilerin hepsi kendi ülkesinin yemeğini, içeceğini tanıtıyordu. Bizim Türk kısmında; Türk kahvesi, Türk lokumu, Antepfıstığı gibi yiyecekler vardı. Herkesle orada tanışmaya başladık. Bu organizasyondan sonra 1 hafta süren bir oryantasyon haftası başladı. Oryantasyon haftasında kampüsün her bir kısmına bir buddy koymuşlardı. Her buddy nin elinde ipuçları vardı. Bizi gruplara ayırdılar. Sarı grup, mavi grup, kırmızı grup.. Ben sarı gruptaydım. Her grubun bir misyonu var ve o misyon içinde bütün mentorları bulup, ipuçlarını toplayıp sana verilen görevleri yapacaksın. Görev tamamlandıktan sonra bir sonraki aşamaya geçilebiliyordu. Bu oyunu oynarken hem okulu tanıyorduk hem de öğrencilerle tanışıyorduk. Oyunu da biz kazanmıştık.. Ödülümüz de Polonya’ya özgü şeylerdi. Mesela bileklik vardı. Oryantasyonun ilk günü bu şekilde geçmişti. İkinci gün şehirdeki kulüpleri gezdirdiler. Her kulüpte yarışmalar düzenlenmişti. 1 hafta süren oryantasyon programı sayesinde hem okulu hem de öğrencileri tanımış olduk. Herkes bana çok yardımsever yaklaşmıştı. Genel olarak Türk’lere karşı bir önyargı yoktu. Bu arada Türk’leri daha çok esmer, koyu renk gözleri olan birileri olarak biliyorlar. Ben kumral olduğum için benim Türk olduğuma pek inanmamışlardı.

 

 

Glabal Village etkinliğinden bir kare, herkes kendi ülkesinin lezzetlerini tanıtıyor.

Glabal Village etkinliğinden bir kare, herkes kendi ülkesinin lezzetlerini tanıtıyor.

 

Global Village sonrası tüm erasmus öğrencileriyle birlikte bir kare

Global Village sonrası tüm erasmus öğrencileriyle birlikte bir kare

 

Orientation Week haftassı kapsamında üniversite içi ve Katowice şehri içerisinde çeşitli görevleri gerçekleştirmemiz gereken oyunlar oynadık

Orientation Week haftası kapsamında üniversite içi ve Katowice şehri içerisinde çeşitli görevleri gerçekleştirmemiz gereken oyunlar oynadık

Hibe ne zaman yatıyor, her ay yatıyor mu? Aldığınız hibe ihtiyaçlarınızı karşıladı mı?

Hibe, tasarruflu kullanıldığı zaman kesinlikle ihtiyaçlarınızı çok rahat karşılıyor. Fakat farklı ülkeler gezilecekse aileden yardım gerekebilir. Ben yurtta kalmıştım, aylık 90 euro civarındaydı. Bize aylık verilen hibe de 345 euro ydu. Hibeyi bize gitmeden önce toplu olarak vermişlerdi. Tutumlu davranılırsa hibe yeterli oluyor. Örneğin, sigara orada Türkiye’den çok daha pahalı. Bu yüzden sigara kullanan kişilerin dikkat etmesi gerekiyor. Tasarruf yapmak için, çok fazla dışarıda yemek yemekten ziyade yurtta yenmesi gerek. Bu arada Polonya’da Mc Donals vardı Burger King e hiç rastlamadım. Fastfood a, oradaki Kebapçılara çok alışmamak gerekiyor.. Bu şekilde tasarruf yapılabilir.

Gittiğiniz üniversitenin kendi öğrencileriyle, sizin sahip olduğunuz teknik ve sosyal imkanlar aynı mıydı?

“”Bizi İngilizce derslere verdiler.””

Oradaki öğrencilerden herhangi bir farklılığımız yoktu. Tüm imkanlarımız aynıydı. Hatta erasmus öğrencilerinin zorluk çekmemesi için bizi İngilizce derslere verdiler. Ve İngilizce dersi alan Polonyalı öğrenciler de mükemmel İngilizce konuşuyorlardı. Onlarla çok rahat bir şekilde anlaşabildik. Dersler açısından, okuldaki öğrenciler açısından hiç bir problemim olmadı. Çok rahat iletişim kurduk, çok güzel yardımcı oldular.

Gitmeden önce hangi seviyede dil bilgisine sahiptiniz? Gittiğiniz ülkenin yabancı dile katkısı oldu mu ve yeni bir dil öğrendiniz mi?

“”Biz ondan dil öğrenelim derken o bizim dili çok iyi öğrenmişti. “”

Hazırlık sınavını geçtiğimde Upper-Intermediate seviyesindeydim, Polonya’ya o seviyede gittim. Kelime bilgim biraz vardı ama speaking’im pek yoktu. Speaking’imi Polonya’da geliştirdim. Kesinlikle İngilizceme çok katkısı oldu. Oranın dili Lehçe idi. Lehçe dersleri aldım. Lehçe pratiğini yurdumuzun girişindeki resepsiyonda duran bayan ile geliştirdik. Birçok konuda yardımı olmuştu. Dışarıda Lehçe dilini konuşmuyorduk çünkü çok zor bir dil. Hatta Çinceden sonra öğrenilmesi en zor dil diye hatırlıyorum. Bizde yazıldığı gibi okuyoruz fakat onlarda çok farklı 5-6 tane sessiz harf yan yana yazılıyor. Sadece günlük konuşmaları az çok biliyordum. Hollandalı bir arkadaşım vardı. Çok yakındık hala görüşürüz kendisiyle. Annesi ya da babası İtalyan’dı. İtalyancası, İngilizcesi çok iyiydi. Ama bizimle Türkçe konuşup anlaşıyordu. Galatasaray takımını tutuyordu. Hollanda’da birçok Türk arkadaşı olduğu için onlardan öğrenmiş. Biz ondan dil öğrenelim derken o bizim dili çok iyi öğrenmişti.

Orada aldığınız dersler kendi üniversitenizde sayıldı mı? Dönem kaybı yaşadınız mı?

Erasmustan dolayı dönem kaybı yaşamadım. Derslerimin hepsini saydılar. Benim okulumda hiç öyle bir problem olmadı.

Hocaların dil seviyesi nasıldı? Dersler İngilizce mi? Dersleri anlamada problem yaşadınız mı?

Derslerimizin hepsi İngilizceydi. Bütün erasmus öğrencilerini İngilizce sınıflara vermişlerdi. Hocalar da gayet güzel İngilizce konuşuyorlardı. Çoğu hocamız iyiydi sadece bir hocada sıkıntı yaşamıştım ama o da İngilizce konuşuyordu, anlıyorduk. Onun dışında bir problem yaşamadım.

Gittiğiniz üniversite ile kendi üniversite eğitiminizi karşılaştırır mısınız? Üniversitenin zorluk derecesi nasıldı?

“”Ezberlemekten ziyade dersi öğrenmemiz esas alınmış. “”

Hemen hemen aynıydı diyebilirim. Hatta oradaki sınavlar biraz daha kolaydı. Mesela bir derste Operation Management dersinde hatta bu yüksek lisans dersiymiş ama biz bu dersi saydırabiliyoruz diye almıştık. O dersin sınavında notlarımızı, bilgisayarlarımızı kullanabilmiştik. Ezberlemekten ziyade dersi öğrenmemiz esas alınmıştı. Orada “Mediation and Negotiation” diye bir dersimiz vardı. Derste bir sisteme giriyoruz, o sistemde aynı dersi alan başka ülkedeki öğrencilerle bir çalışma var o çalışmadaki kısıtlara göre anlaşmaya çalışıyoruz. Mükemmel bir dersti. Çünkü başka ülkedeki bir öğrenciyle anlaşmaya çalışıyorsun. En sonunda hocaya bunu rapor olarak sunuyorsun. Dersin çok faydasını gördüm.

Şehir içi ulaşım olanağı nasıl?

“”Polski-Bus””

Polonya’da ulaşım gayet ucuzdu. 3 aylık biletler vardı. O biletle otobüse bindiğinde otobüste bir mekanizma var, bileti oraya koyup kapatıyorsun ve mekanizma bileti ortadan deliyor. Daha sonra denetçi gezdiğinde onu gösteriyorsun. Ulaşım açısından tasarruf etmek için o biletlerin alınması iyi olur. Şehirlerarası yolculuk yapılacaksa tren kullanılmalıdır. Bazı otobüs biletlerinin fiyatı 1 euro idi.  Polski-Bus var, erken rezervasyon yapıldığı zaman çok ucuz oluyor.

Polonya şehirler arası ulaşımda kullanılan Polski-Bus. Hatta Viyana'ya Katowice şehrinden bu otobüsle gidebilirsiniz. Bileti internetten alabilirsiniz.

Polonya şehirler arası ulaşımda kullanılan Polski-Bus. Hatta Viyana’ya Katowice şehrinden bu otobüsle gidebilirsiniz. Bileti internetten alabilirsiniz.

Gittiğiniz ülkede eğlence ortamı nasıldı?

“”Kostümün güzelse hiç ücret vermeden kulübe girebiliyordun. “”

Polonya Katowice’de birçok kulüp vardı. Kulüplerin olduğu sokağın adı Mariacka ve Stavova’ydu. Yurdumuzun en altı kulüptü. “Öğrenci Kulübü” olarak geçiyordu. Genelde üniversite, lise öğrencileri geliyordu. Buradaki gibi damsız girilmez durumu orada yok. Çok rahat bir şekilde eğlenip, iletişime geçilebilen bir ortam vardı. Kulüpte partiler düzenleniyordu. Örneğin, bir akşam doktorlar partisi oluyordu herkes doktor kostümleriyle geliyordu partiye. Aynı şekilde hemşire partisi, maden işçileri partisi gibi.. Şöyle de bir uygulama yapıyorlardı, eğer kostümün çok güzelse hiç ücret vermeden kulübe girebiliyordun. Normalde de ücret almıyorlar fakat belli bir saat geçtikten sonra alıyorlardı. Kulübe girerken öğrenci kartını göstermemiz yeterliydi. Bir de kartın arka kısmını kontrol edip hangi senenin öğrencisi olduğuna bakıyorlardı. Kulüpler, gece hayatı gayet güzeldi.

Eramus arkadaşları ile birlikte

Eramus arkadaşları ile birlikte

Yemekler nasıl, bizim ülke lezzetlerine uygun mekanlar var mı? İlk hafta neler yaşadınız? Gittiğiniz ülkede en sevdiğiniz yemek hangisiydi?

“”Pierogi.. Sebzeli, peynirli, balıklı.. “”

İlk gün arkadaşlarla kraker almıştık. Daha sonrasında makarna alıp yemiştik. Orada bizim buranın bimi gibi biedronka adında bir market vardı. Katowice’nin özel bir yemeği var adı “Pierogi”. Bizdeki mantıya benziyor ama biraz daha büyük hali. Pierogi’nin birçok çeşidi vardı. Sebzeli, peynirli, balıklı.. Ben pieroginin en çok yağda kızartılmış halini seviyordum. Normalde suda kaynatıyorlar ama kızartılmış hali daha güzel oluyordu. Bir de onlarda sarı bulgur yemeği var, o da çok güzeldi. Arkadaşlarla alışveriş merkezinde yemek yemeye gitmiştik. Orada gramla alıyorduk yemeği. Tabağı istediğin kadar dolduruyordun, tartıyorlardı kaç gram geliyorsa ona göre hesap ödeniyordu. İçeceği sınırsızdı istediğimiz kadar alıyorduk.

Yurdun hemen arkasında yer alan, genelde alışveriş yaptığımız market Biedronka

Yurdun hemen arkasında yer alan, genelde alışveriş yaptığımız market Biedronka

Erasmus süresince bulunduğunuz ülkede hangi şehirlere gittiniz?

“”Gitmediğim için pişmanım.. “”

Ben Polonya Katowice’deydim. Wroclaw, Varşova ve Krakow’a gittim. Auschwitz’e gitmediğim için çok pişmanım. Nazi Kampı. Nazi işkencelerinin yapıldığı yermiş. Baltık Denizi’ne kıyı olan bir şehir varmış Gdansk adında, oraya da gitmediğim için pişmanım. Polonya’ya giden öğrencilerin kesinlikle buralara gitmesi gerekiyor.

ESN UE Katowice ile birlikte Krakow gezimizden bir kare

ESN UE Katowice ile birlikte Krakow gezimizden bir kare

Polonya'nın başkenti Varşova'da Kültür ve Bilim Sarayının önünde bir kare

Polonya’nın başkenti Varşova’da Kültür ve Bilim Sarayının önünde bir kare

Erasmus süresince hangi ülkelere ve şehirlere gittiniz? Mutlaka gidilmesi gereken yerlerin nereler olduğunu düşünüyorsunuz? Gittiğiniz ülkelerde mutlaka tatmanız gereken lezzetlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

“” Astroloji kulesini yapan kişi o mekanizmanın içine kendini atarak intihar ediyor.. “”

Çek Cumhuriyeti, Almanya, Danirmarka gibi birçok ülkeye gittim. Çek Cumhuriyeti’ne gittiğimde Prag’ı çok beğendim. Almanya’da Berlin’e gittim. Orada Türk Mahallesi Kreuzberg’i gidip gördük. Türk ürünlerinden istediğini bulabiliyorsun. Zaten girişinde de “HOŞGELDİNİZ” yazıyor.  Meclis binasının olduğu Potsdam şehrine gittim.

Almanya Berlin gezimizden bir kare

Danimarkalı bir arkadaşım vardı, adı Adrian. Annesi Polonyalı Lehçe biliyor, babası Praglı ama Danimarka’da yaşıyor. Çocukluk arkadaşları vardı biri Türk biri Hong Konglu. O arkadaşım bizi Danimarka Kopenhag’daki evine davet etmişti. Oradaki Türk arkadaşıyla tanıştırdı. Kopenhag a gitmeden önce Malmö’ye uğradık. Malmö’yü gezdik. Orada dünyanın ilk eczanesi varmış. “Apteka” diye geçiyor. Orayı gezdikten sonra Kopenhag’a geçiş yaptık. Kopenhag’da Galatasaray ın kupa kazandığı Parken Stadyumuna gidemediğim için çok pişmanım, bir Galatasaraylı olarak.. Ukrayna’da Lviv’e uğramıştım. Orayı çok gezemedim, protestolar yapılıyordu. Ama küçük, şirin bir şehirdi.

Danimarka gezimizden bir kare

Danimarka gezimizden bir kare

Benim en sevdiğim şehirler Prag, Varşova ve Krakow du. Prag da Charles Köprüsü var, köprünün üzerinde heykeller bulunuyor ve bir Osmanlı askerinin heykeli var. Heykel Hristiyan esirlerinin başında bekliyor. Aynı köprüde bir de köpek heykeli vardı. O köpeğe dokunduğun zaman sana şans getiriyormuş. Böyle bir inanışa sahiplerdi.

Köprü üzerindeki köpek heykeli

Prag da ilk Astroloji Kulesi bulunuyor. Hatta kulenin şöyle bir hikayesi var.. Kuleyi yapan kişiyi o dönemin hükümdarı kör ediyor, başka bir ülkede başka bir örneğini daha yapmasın diye. Kuleyi yapan kişi de bunu kendine layık görmüyor ve kendisini mekanizmanın içine atarak intihar ediyor.

Prag Astronomik Saat, her saat başında saatin hemen üzerindeki küçük mavi pencereler açılarak, hareketli bir düzenek harekete geçiyor

Prag dayken bizi bir tepeye çıkardılar. Pazar yeri gibi bir yer vardı bütün Prag görünüyordu. Oraya “Master Tur” ile gitmiştik bizi onlar gezdirdiler. Gitmek isteyenler o turu tercih edebilir, gayet güzeldi.

Orada yaşadığınız zorluklar nelerdir? Zorlukları aşmak için neler yaptınız?

Oradaki herkes herşeye yardımcı oluyordu. Okulda, yurtta hiçbir zorluk yaşamadım. Sadece dönüş yolunda bir aksilik yaşadığımdan dolayı bir gece hostelde kalmam gerekti. Hosteldeki yorganlar çok ince olduğu için tüm gece üşümüştüm ve montla yatmıştım. Yaşadığım tek zorluk sanırım buydu.

Dönüş sürecinde neler yaşadınız ve döndükten sonra neler yaşadınız?

“”Lviv’i geçtiğimizi söylediler.. Uçağı kaçırdım.. “”

Uçak biletlerini biz Polonya’ya gitmeden önce ne olur ne olmaz diye önceden almadık.. Bazı arkadaşlarımız bir ay daha yurtta kalıp fatura veya aidat ödememek için erken çıktılar. Derslerimiz de bitmişti. Bizi evinde misafir eden Danimarkalı arkadaşımız Adrian’ın doğum günü olduğu için ben gitmem dedim. Dönüş biletini internet üzerinden Mehmet arkadaşımızın kredi kartıyla aldık çünkü bizim kredi kartını kabul etmiyordu. Oda arkadaşlarımın hepsi benden önce Türkiye’ye gittiler. Ben tek başıma kaldım. Bu kadar sıkıldığım bir dönem olmamıştır.. Okul da olmadığı için uyku düzenim iyice bozulmuştu. Sabah 7-8 gibi uyuyor akşam 5-6 gibi kalkıyordum. Sabahları markete gidiyordum. Orada sarımsaklı ekmek çok hoşuma gitmişti. Türkiye’den de bir haber olduğum için açıp akşam haber bültenlerini sabah izliyordum. Yani son haftalar uyku düzenim bu şekilde bozulmuştu. Ona çok dikkat etmek lazım uyku düzeni önemli. Son hafta böyle geçti. En son yurttakiler ile vedalaştık.. Hüzünlü bir hava, terk ediyorsun gidiyorsun. İkinci dönem kalacak olanlar vardı. Bize de, “İkinci dönem kalıp uzatabilirsiniz.” dediler okuldan. Dersleri, hocaları ayarlayarak. Ama ben uzatmak istemedim. Çünkü çift ana dal derslerim kalacaktı. Dönüş yolu için otobüs biletlerini aldım. Yine aynı şekilde Lviv’den dönecektim en ucuz yol olduğu için. Otobüse binerek yola çıktım. Arkadaşlarım beni uğurlamaya geldi. Otobüste giderken uyudum. Arada uyanıp gelip gelmediğimize bakıyordum. Uzun bir süre gittikten sonra uyandım ve “Artık gelmişizdir.” diye düşündüm. Benzinlik gibi bir yer vardı geldiğimizi zannettim. Şoför dışarıdaydı, ben de otobüsten indim. Lviv mi burası diye sormaya çalıştım. Adam da anlatıyor fakat ne dediğini anlamıyordum. Eliyle işaret yaparak otobüse geçmemi söyledi. Ben de otobüse binerek yerime oturdum. Orada yolculardan İngilizce bilen birini buldum. Ona sordum fakat o da Lviv’i GEÇTİĞİMİZİ söyledi. Hem de bayağı bir geçmişiz.. Geri dönebilmem için karşı yönden gelen otobüse aktaracaklarmış beni. Ama o an yaşadığım stresi anlatabilmem mümkün değil. Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü adeta.. Bir yandan da uçak saati yaklaşıyordu. Uçağı kaçıracaktım zaten belli olmuştu. Ama onun dışında ne yapmam gerektiğini de bilmiyordum. Söyledikleri gibi karşı yönden gelen otobüse bindim. Tabi artık bu otobüste hiç uyumadım. Fakat diğerinde uyumak bana çok pahalıya mal oldu. Bilmediğimiz bir yerde sürekli sormamız lazım. Çünkü aksi bir durumda böyle sıkıntıya giriliyor. Kesinlikle sormaya çekinilmemesi gerek. Bu otobüsle Lviv’e geldim. Otobüs terminalinin oradan minibüse bindim. Minibüs yanlış hatırlamıyorsam 4 grivnaydı. Türkiye’de 50 kuruşa denk geliyor. Hava alanına gittim, belki uçak rötar yapmıştır ümidiyle sordum fakat uçağın gittiğini söylediler. Birilerine danışmak istedim ama hava alanında hiç yolcu yoktu. Bilet satan bir yer buldum. İstanbul’a gitmem gerektiğini anlattım. Biletin bu akşam bir de ertesi akşam olduğunu söylediler. Hemen gitmek istedim ama bu akşamki biletin çok pahalı olduğunu öğrendim. O kadar para veremezdim. Yarın akşam olan uçakla gideceğimi söyledim ve o akşam hava alanında kaldım. O geceyi çok zor atlattım. Daha sonra Mehmet arkadaşımla iletişime geçtim. Onun bana çok faydası oldu. Hostel ayarladı, adresini gönderdi. Orada bir gece kaldım. Sabah tekrar geç kalmamak için saatimin alarmını erkene kurdum. O gün hostelde durmaktansa Lviv’i gezmek istedim de protestolara denk geldiğim için maalesef gezemedim. Pazar yeri vardı orayı gezebildim sadece. Oranın da erkeklerini bizim Karadeniz erkeklerine çok benzetiyorum. Hostelde kaldıktan sonra sabah erkenden hava alanına gittim. Uçağa binmeden önce arkadaşlara saat kaçta orada olacağımı haber verdim beni almaları için. Hatta ben erken geleceğimi kuzenime söyledim, aileme haber vermedim sürpriz olsun diye. Neredeyse ailemin bildiği tarihte orada olacaktım. Bana sürpriz olmuştu.. Dönünce, sanki oraya hiç gitmemiş gibi hissettim. Bir an çok tuhaf geldi İstanbul’da olmak. Daha sonra vakit geçtikçe özlemeye başladım orayı. Bir dönem daha kalsa mıydım diye düşündüm hatta.

Erasmusa gitmek size neler kazandırdı ve tekrar gitmek ister misiniz?

“”Koşa koşa giderim.. “”

KOŞA KOŞA GİDERİM.. Hatta uçağı kaçırsam da yine giderim. Erasmusa gitmek bana çok güzel arkadaşlıklar, dostluklar kazandırdı. Dil konusunda çok güzel şeyler kazandırdı. İş bulmamda bana çok yardımcı oldu. Çünkü ben iş başvurusu yaptığımda mülakatın bir kısmı İngilizce olmuştu. Sonradan şunu fark ettim; bizi işe toplu bir grup olarak aldılar, on kişiydik. Çoğu erasmus yapmıştı. Ona dikkat ettiklerini anladım. Yurt dışı deneyimi olan kişileri almışlardı. O açıdan da çok yararı olmuştu. Genel olarak insanın biriyle iletişim kurmasında çok faydası oluyor.

Kaldığımız yurtta TV odasında arkadaşlarla bir kare

Kaldığımız yurtta TV odasında arkadaşlarla bir kare

Erasmus arkadaşları ile birlikte bir kare

Erasmus arkadaşları ile birlikte bir kare

Erasmus sürecini düşündüğünüzde keşke ve iyi ki dediğiniz noktalar nelerdir?

“” Onlardan çok şey öğreniyorsun.. “”

Keşke daha fazla yer gezseydim diyorum. Çok fazla para harcadığım için üzülüyorum. Keşke o kadar harcamasaydım, belki bir ülke daha gezebilirdim. Daha fazla ülke, şehir gezmeyi isterdim. İyi ki dediklerim arasında da herkesle iletişime geçmiş olmam var. İyi ki yabancı kişilerle iletişime geçmişim çünkü onlardan da çok şey öğreniyoruz. Herkesin senin hakkında, Türkiye hakkında ne düşündüğünü görüyorsun.

Erasmusta unutamadığınız bir anınız var mı?

“” İyiki  Doğdun OĞLUM..””

Bir gün arkadaşlar beni erkenden kaldırdılar. “Alışveriş merkezine gidelim.” dediler. Ben de bu kadar erken bir saatte burada ne yaptığımızı anlamamıştım. Biraz gezdik, dolaştık orada beni oyaladılar. Tabi ben hiçbir şeyin farkında değilim. Oysaki yurtta benim doğum günüm için hazırlıklar yapılıyormuş. Gezdikten sonra gidelim artık demeye başladım. İtalyan arkadaşım da durakta bizi gözetliyormuş. Onun o soğukta orada ne yaptığını düşündüm. Yurda girdik, bizim kata çıktık. Bütün erasmus öğrencileri toplanmış, duvarlara benim resimlerimi yapıştırmışlar, pastalar.. Büyük bir hazırlık yapılmıştı. Hakları ödenmez gerçekten. Bizim yan odamızda Polonyalı bir kız kalıyordu. Bir şişenin üstüne havai fişek gibi bir şey koymuştu. Bir de yabancı arkadaşlar benim fotoğrafımı bastırmışlar kağıda, üstüne de İYİKİ DOĞDUN OĞLUM yazmışlar. Benim için unutulmaz bir gündü. Diğer bir unutamadığım anım da, yurda yakın bir bar vardı genelde orta yaşlıların olduğu. Oraya maç izlemeye gittik. Galatasaray- Juventus maçı. İtalyanlar da oradaydı, Juventus takımını tutuyorlar. Maçta Galatasaray geriye düşmüştü. Bizim de moralimiz bozuldu tabi. Dışarı çıktık, o anda içeriden bir gürültü geldi Galatasaray gol atmıştı. Ardından bir gol daha attılar. Orada çok sevinmiştik, onu hiç unutamam.

Erasmusa gidecek öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

“”Gidin. Borç alınarak bile olsa gidilmeli..”

Gidin gidin.. Erasmusta hiçbir şey kaybetmeyeceğinize emin olabilirsiniz. Maddi yönden yapamam diye korkuyordum ama hiç korkmaya gerek yokmuş. Bir şekilde borç alınarak bile olsa gidilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir