Zeki Bakıtkal – Polonya – Poznan – Poznan Adam Mickiewicz University

Kısaca kendinizitanıtır mısınız?

Merhabalar. Ben Zeki Bakıtkal. Adana doğumluyum. Mersin Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü okumaktayım. İkinci sınıf erasmus için yarım dönem Polonya/Poznan Adam Mickiewicz Üniversitesi’nde bulundum.

Erasmus’a gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

Üniversitemde bir yıl İngilizce hazırlık eğitimimi tamamladıktan sonra bölümüme geçmiştim. Birinci sınıftayken vize notlarıma bakmak için öbs’ye girdiğimde Erasmus Başvuru linkini gördüm. Hazır İngilizce bilgilerim tazeyken ‘bir gireyim bakalım ne olacak’ diyerekten başvurdum. Aklımda ‘kazanacağım’ düşüncesi yoktu. Çünkü epey zor bir İngilizce sınavı bekliordum fakat çok kolaydı ve öylesine girdiğim sınav, bana Erasmus kapısını açtı.
Erasmus’a gideceğiniz ülkeyi ve okulu nasıl belirlediniz ve ne kadar kaldınız?

Üniversitemin ikili antlaşmalarından önce İsveç’i seçtim fakat antlaşma iptal olmuştu. Ardından İtalya’yı seçtim fakat başarı sıralamasında benden üst olan başka bir öprenci tercih etmişti. Üçüncü tercihim olan Poznan Adam Mickiewicz’i ise okulun internet sitesine girdiğimde Türkçe bir klavuz hazırladıklarını görmüştüm. Diğer üniversitelerin internet sitelerinde Türkçe herhangi bir içerik olmadığından ‘bu üniversiteyi yazmalıyım’ dedim ve öyle seçtim. Yarım dönemlik (yaklaşık 5 ay) Poznan’da kaldım.

Erasmus’a gitme sürecinde neler yaşadınız?

Öncelikle Ankara’da aracı bir firma yoluyla vize işlemleri tamamladım. Vize çıkmama ihtimaline karşı önceden uçak biletlerimi almamıştım. Vizem 10 gün içerisinde evime gönderildikten sonra bilet işlemlerimi hallettim. Kalacak yerimi karşı üniversite ayarlamıştı ve e-posta yoluyla nerede kalacağımı, ne kadar ödeyeceğimi tarafıma bildirmişlerdi.

Giderken yanınızda neler götürdünüz?

21 Şubat, gidiş tarihimdi. Havalar ısınmaya başlayacağını düşündüğümden yazlık kıyafetlerimi çok koymuştum fakat Poznan’daki mentorum havaların soğuk süreceğini söylemişti ve kışlık kıyafet ağırlıklı bir bavul hazırlamıştım. Bavul hakkımı da geçmemek için yazlık kıyafetlerimi çıkarmıştım. Ama keşke kışlıklarımı az yazlıklarımı çok koysaymışım dedim. Çünkü gittiğim günden itibaren kışlığa çok gereksinim duymadım ve epeyce yazlık kıyafet almak zorunda kaldım. Kıyafet haricinde kişisel bakım ürünleri (sabun, parfüm, şampuan, lif) gibi eşyalarımı da götürmüştüm ki iyi ki götürmüşüm dedim. Çünkü yurda gece yerleşebilmiştim ve tuvalet-banyo malzemeleri o vakitte bir yerden bulamazdım. Bavulumda getirdiğim sabunumu, şampuanımı kullanmıştım. Ne olur ne olmaz diyerekten götürdüğüm ağrı kesici ve grip ilaçları, yara bandı ve tırnak makası da iyiki getirmişim dediğim şeylerdi.

Gittiğiniz ülkede ilk anda neler yaşadınız?

Berlin aktarmalı gittiğim için ayak bastığım ilk ülke de Almanya oldu. Benimle birlikte Erasmus için gelen onlarca Türk’ü görünce hem şaşırdım hem de kendimi yabancı bir ülkede hissetmedim. Ardından Berlin’den Poznan’a otobüsle geçişimde, Poznan’a ilk inişimde yanımda hep Türk öğrenciler de bulunduğundan yabancılık hissetmemiştim. Fakat yine de aklınızda ‘acaba nelerle karşılaşacağım, neler göreceğim’ düşüncesi dolandığından ister istemez bir heyecan hissediyorsunuz.

Okula başlama sürecinde neler yaşadınız?

Mentorum beni yurduma yerleştirdiğinin ertesi günü beraber okula gittik. Koordinatörüme belgelerimi verdim ve öğrenci kartımı teslim aldım. Ardından da bana verilen kullanıcı adı ve şifreyle, üniversitenin öğrenci portalından online olarak ders seçimlerimi gerçekleştirdim. Sistem gayet güzeldi. Bir ay boyunca açık kalan sistemden derslerimi seçtim ve seçtiğim derslere girdim. Beğenmediğim veya zor olduğunu düşündüğüm dersleri hemen sistemden değiştirip yerlerine başka dersleri seçiyordum.

Uyum sağlama sürecinde neler yaşadınız?

Mentorumla tanışana dek etrafımda herhangi bir yabancı kimse yoktu. Mentorum, beni yurttaki odama yerleştirdiğinde de oda arkadaşım bir Türktü. Dolayısıyla bir uyum sağlama süreci yaşamadım. Yurdun bulunduğum katında da 7 Türk öğrenci olduğundan sürekli kendimi Türkiye’deki herhangi bir KYK yurdunda hissettim. Polonyalı insanlardan ise genel olarak bahsetmem belki yanlış olur fakat Leh’leri sıcak kanlı bulmadığımı söyleyebilirim. Misal kaldığım yurdun resepsiyonistlerinden çoğu katı, neşesiz ve soğukken; bir tanesi aşırı derecede dost canlısı ve iyilik severdi.

Hibe her ay yatıyor mu? Aldığınız hibe ihtiyaçlarınız karşıladı mı? Para transferini nasıl gerçekleştirdiniz? Yeni bir banka hesabı açtınız mı?

Hibem, ben daha Türkiye’deyken hesabıma yatmıştı. Euro olarak çekmiş ve Euro olarak hepsini yanımda nakit olarak götürmüştüm. Bu durum üniversiteden üniversiteye değişkenlik gösteriyor çünkü oda arkadaşımın hibesi Polonya’ya geldikten bir ay sonra hesabına yatırılmıştı. Hibe, aylık olarak değil; üniversitenin hesapladığı tarihler baz alınarak toplu halde hesabımıza yatırılmıştı. Yatırılan hibe elbette ki bütün ihtiyaçlarınıza yetmiyor fakat çok büyük bir yardımı dokunuyor. Tavsiyem, gider gitmez bütün eurolarınızı bozdurmamanız. İhtiyacınız kadar bozdurun. Ayrıca paranızı bozdurmadan, şehirdeki farklı döviz bürolarının kur oranlarını araştırın. Bazen arada çok büyük farklar olabiliyor. Özellikle otogar ve havaalanlarındaki döviz bürolarına yaklaşmayın. Başka ülke gezileri ve başınıza ne geleceğini bilmediğiniz acil durumlar için hibenizden 200-300 Euro kenarda tutmanızda fayda var. Euro kullanan ülkelere gezilerinizde tekrar Euro almak zorunda kalmazsınız. Ayrıca gittiğinizde Polonyadaki bankalardan hesab açtırmanıza gerek yok. Aileniz, siz sanki Türkiye’deymişsiniz gibi hesab kartınıza para yatırsın; siz de Polonya’daki ATM’lerden Türkiye’de para çeker gibi paranızı çekebilirsiniz. Burada da dikkat edilmesi gereken nokta, kullanılan banka kartından kullandığınız ATM’nin komisyon alıp almadığıdır. Misal Ziraat GençKart’tan WBK Bankası komisyon almazken YapıKredi hesap kartından para çektiğimizde WBK komisyon alıyordu. Komisyon alınıp alınmadığını öğrenmek için banka kartınızla her ATM’den 10 Zloty çekip internet bankacılığından kontrol etmelisiniz. Komisyon almayan banka, sizin orada kullanacağınız ATM olacaktır.

Gittiğiniz üniversitenin kendi öğrencileriyle, sizin sahip olduğunuz teknik ve sosyal imkanlar aynı mıydı?

Kesinlikle. Erasmus öğrencilerine negatif anlamda bir ayrım yapılmadı. Aksine pozitif anlamda ayrıcalıklarımız oldu diyebilirim

Gitmeden önce hangi seviyede dil bilgisine sahiptiniz? Gittiğiniz ülkenin yabancı dile katkısı oldu mu ve yeni bir dil öğrendiniz mi?

Sadece bir yıl üniversitemde İngilizce hazırlık görmüştüm. Herhangi bir pratiğim yoktu. Bütün endişem de bu yöndeydi zaten. Erasmus boyunca diğer Erasmuslu öğrencilerle konuşarak pratiğimi az da olsa geliştirebildim. Ayrıca yeni kelimeler de öğrenebildim. Turistik yerler dışındaki Polonyalılar genel olarak İngilizceyi pek bilmiyorlardı. Dolayısıyla İngilizce gelişimime gittiğim ülkeden ziyade orada bulunan diğer yabancı Erasmus öğrencileri yardımcı oldu. Herhangi yeni bir dil maalesef öğrenemedim. Lehçe kursu vardı fakat bu kursa gitmedim.

Orada aldığınız dersler kendi üniversitenizde sayıldı mı? Dönem kaybı yaşadınız mı?

Bütün dersleri geçtiğim için kendi üniversiteme döndüğümde dönem kaybı yaşamadım. Zaten orada derslerinizi seçtikten sonra Türkiye’deki üniversitenizin imzası, onayı gerekiyor. Derslerinizi Türkiye’deki koordinatörünüz onayladıktan sonra sayılmama gibi bir sorun ortaya çıkmıyor.

Hocaların dil seviyesi nasıldı? Dersler İngilizce mi? Dersleri anlamada problem yaşadınız mı?

Bazı hocaların dil seviyesi üst düzeydeyken bazıları bizim seviyemizin bile altındaydı. Bütün dersler İngilizceydi. Çok sayıda terimsel ifade ve üst seviye İngilizce konuşan hocaları anlamakta zorluk çektim.

Gittiğiniz üniversite ile kendi üniversite eğitimi karşılaştır mısınız? Üniversitenin zorluk derecesi nasıldı?

Üniversite, Erasmus öğrencilerine ders geçme konusunda çok kolaylık sağlıyordu. Bir dersimizden sınav dahi olmadık ve derse katılma ve derse gelme sıklığımıza göre not vermişlerdi. Eğitimin dışında üniversitenin sahip olduğu sosyal, teknolojik imkanlar; öğrencilere sunduğu araç-gereç ve ekipmanlar kendi üniversitemin çok çok üstündeydi.

Şehir içi ulaşım olanağı nasıl?

Poznan’da güzel bir tramvay sistemi vardı ve hemen hemen her yere bu tramvayla gidebiliyorduk. Öğrenci kartıma 144 Zloty karşılığında dönemlik paso yaptırmıştım ve dönem sonuna kadar sınırsız bir şekilde şehir içi otobüs, tramvaya binebiliyordum. Paso yaptırmazsanız her biniş için 1.50 Zloty’e 10 dakikalık bileti duraklarda bulunan otomatlardan almak zorundasınız. Biletsiz de binebilirsiniz fakat kontrolcülere yakalanırsanız 140 Zloty civarında bir ceza ödemek zorunda kalabilirsiniz.

Gittiğiniz ülkede eğlence ortamı nasıldı?

Birçok resmi tatillerine denk geldiğimden şehirde her ay bir festival, etkinlik bulabilirsiniz. Gece hayatını domine eden iki gece kulübü vardı (Cuba Libre ve Czekolada). Gecelerimizin çoğu bu iki mekanda geçti diyebilirim. Ayrıca yurdun mutfağında, diğer Erasmuslu öğrencilerle birlikte partiler düzenleniyordu. Üniversitenin Erasmus organizasyonu tarafından dönemin ilk haftası boyunca hergün, dönem boyunca da haftada bir defa bir etkinlik düzenleniyordu.

Yemekler nasıl, bizim ülke lezzetlerine uygun mekanlar var mı? İlk hafta neler yaşadınız? Gittiğiniz ülkede en sevdiğiniz yemek hangisiydi?

Yemek kültürleri kendi ülkemle kıyasladığımda epeyce fakir kalıyordu. Patates ağırlıklı yemekleri vardı ve domuz etini çok kullandıklarından restoranlarında seçebileceğimiz yemek sayısı en fazla üç adet oluyordu. Mantımıza benzeyen Pierogi, gözlememizin içine bir sürü şey doldurdukları Pancake’leri sevdiğimiz yiyeceklerdi. Şehirde birçok Türk restoranı da (tabiki dönerci) mevcuttu. Türkiye’dekinden tamamen farklı olan bu dönerleri çok tüketiyorduk.

Erasmus süresince bulunduğunuz ülkede hangi şehirlere gittiniz?

Kıyı şehri olan Gdansk, başkent Varşova, esir kampının bulunduğu Krakow ile Wroclaw şehirlerine gittim.

Erasmus sürecince hangi ülkelere ve şehirlere gittiniz? Mutlaka gidilmesi gereken yerlerin nereler olduğunu düşünüyorsunuz? Gittiğiniz ülkelerde mutlaka tatmanız gereken lezzetlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Avusturya’da Viyanaya (likörlü çikolata), Çek’yada Prag’a (şekerli ekmek), Macaristan’da Budapeşte’ye (Macar Birası), Almanya’da Berlin’e (Berlin döneri ve Alman çikolatası), Fransa’da Paris’e (makaron ve çikolatalı çörekleri), İsveç’te Stockholm’e (çikolata topları), Hollanda’da Amsterdam ve Eindhoven’a (Hollanda Birası ve Waffle) gittim. Bunların içinden en beğendiklerim Fransa, Hollanda ve Macaristandı.

Orada yaşadığınız zorluklar nelerdir? Zorlukları aşmak için neler yaptınız?

Öyle pek bir zorluk yaşadığımı hatırlamıyorum. Güzel, sorunsuz bir Erasmus geçirdim.

Dönüş sürecinde neler yaşadınız ve döndükten sonra neler yaşadınız?

Dönüş biletimi aldığımdan itibaren üzülmeye başlamıştım. Dönüşüm de sorunsuz ve sıkıntısız geçti. Döndükten sonra üniversiteden belgelerimi bekledim ve belgeler gönderildikten sonra kendi üniversitemdeki işlemlerimi hallettim. İlk bir-iki hafta oradaki yaşantımla buradakini kıyaslamaya başlamıştım. Ama iki haftadan sonra ülkemin gerçekleri, oradaki rüya tadındaki anılarımı silmişti.

Erasmus’a gitmek size neler kazandırdı ve tekrar gitmek ister misiniz?

Müthiş derecede ekonomik, sosyal, kültürel, düşünsel yönde bir deneyim kazandığımı düşünüyorum. Kitaplarda, internette Avrupa’yı okumakla; okuduklarımı gidip gözlerimle görmek arasındaki farkı anladım. Yarım dönemlik hakkım olduğundan bu hakkımı da yine kullanmak isterim.

Erasmus sürecini düşündüğünüzde keşke ve iyi ki dediğiniz noktalar nelerdir?

Keşke Erasmus’a gitmeden önce İngilizcemi daha da çok geliştirseymişim. İyi ki dediğim noktalar ise Erasmusun başlangıcından son gününe dek yaptığım herşey.

Erasmus’da unutmadığınız bir anınız var mı?

İki İspanyol ve ben dahil üç Türk ile Viyana’ya gitmiştik. Şehir merkezine metroyla geçecektik ve 2 küsür Euro olan biletlerden üç Türk olarak almamıştık. Girişte herhangi bir görevli, turnike görmediğimizden bir kerelikten birşey olmaz diyerek biletsiz metroyu bindik. Durakta indik ve metroda herhangi bir kontrol olmamıştı. ‘İyi, şükür atlattık’ deyip, çıkış için yürüyen merdivenlere bindiğimizde karşımızda bir anda kontrolcüleri bulmuştuk. Bileti olan iki İspanyol kontrolcülerden geçmişlerdi ve biz orada donup kalmıştık. Halimizden anlayan iki kontrolcü hemen yanımıza geldi ve biletlerimizi sordu. Ben soğukkanlılığımı korumak adına direkt cep telefonumu çıkardım ve uçak modunda olan telefonumla birileriyle konuşuyormuş gibi yaptım. Diğer arkadaşı diğer kontrolcü aldı, ben ve diğer arkadaşımla kaldım. Sonra kontrolcüye ‘sistemi bilmediğimden dolayı metrodan inince biletimi çöpe attığımı’ söyledim. Bu sefer adam ‘gel o zaman çöpe gidelim’ dedi. Ben de kendimden emin bir şekilde metrodaki çöplerden birini seçtim. ‘Buna attım’ dedim. İçine bir umutla baktık, bir kaç kağıt parçası vardı. Adam, ‘al o zaman bileti’ dedi. Ben de ‘çöpe elimi vuramam siz alın’ dedim. Adam da almam deyince arkadaşıma dönüp ‘ulan bir umut, çek bakalım şu kağıtları ne çıkacak’ dedim. Arkadaşım kağıtları aldı ama nafile. Hiçbiri bilet değildi. Adam ceza yazacağını söyledi ve pasaportlarımızı istedi. Yanımda olduğu halde pasaportlarım yanımda yok dedim. Eğer verseydim ceza kaçınılmazdı. ‘Pasaportlarımız diğer arkadaşlarımızın çantalarında, kaybolmasın diye Onlara vermiştik, Onlar da gittiler’ dedim. ID kart istedi ve ehliyetimi verdim. Ehliyetimden herhangi bir ceza yazamayacağını biliyordum. Ehliyetimi verirken de kredi kartımı gördü ve kartınla cezayı ödeyeceksin dedi. Yine kendimden emin bir şekilde kredi kartımı adama verip, ‘alın ama 1 Euro 4 TL olduğundan keseceğiniz cezayı bu kart ödemez. Bu öğrenci kredi kartı olduğundan limiti yok dedim (ki adam bir denese güme giderdim)’. Adam düşündü, taşındı. ‘Nerelisiniz’ dedi. ‘Türküz’ diyince kesin ırkçılık yapacak sandık ama ‘Tamam, gidin bakalım’ dedi. Ve böylelikle kurtulmuştuk. Diğer arkadaşa bakan kontrolcüye de seslenip, arkadaşımızı bırakmasını söyledi ve üçümüz ceza yemeden metrodan ayrıldık.

Erasmus’a gidecek öğrencilere tavsiyeleriniz?

Dilinizi geliştirmek için Türk öğrencilerden çok yabancı öğrencilerle ortam kurmalısınız. Farklı gördüğünüz, merak ettiğiniz şeyleri denemekten kaçınmayın. Bir daha Erasmus fırsatı elinize geçmeyebilir. Diğer ülke gezilerinizi çok iyi planlayın ve planınız dahilinde hareket edin. Gezilere çıkmadan önce çantanıza sandviçler hazırlayıp koyun. Gittiğiniz yerde yemek masraflarını önlemiş olursunuz.

Türkiye’ye döndüğünüzde en çok özlediğiniz şey neydi?

Hemen hemen herşey diyebilirim. Sadece markette, postanede, restoranda, kafede oluşan kuyrukları özlemedim.

Erasmusdeneyimleri.com projesi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Yararlı olacağını düşünüyor musunuz ?

Güzel bir sistemi var. Erasmus yapacak kişiler, buradan gideceği okulu bulup gitmeden önce birçok konuda fikir sahibi olabilirler. Daha çok kişinin katılımıyla daha fazla kişiye yararlı olacağını düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir