Zeynep Kılıç – İNGİLTERE – Londra – UCL Institute of Education

Zeynep Kılıç – İNGİLTERE – Londra – UCL Institute of Education
Adı Soyadı: Zeynep Kılıç
Gittiği Ülke: İngiltere
Gittiği Üniversite: UCL Institute of Education
Türkiye’de ki Üniversitesi: Ankara Üniversitesi
Gittiği Program Türü: Erasmus Öğrenim Hareketliliği

Kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

IMG_5210Adım Zeynep Kılıç, Marmara Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışıyorum şu an da doktoramı bitirmek üzereyim. Erasmusa gittiğim süreç yüksek lisans dönemime ait, Ankara Üniversitesi’nde çalıştığım dönemdi. Eğitim Fakültesi’nde Okul Öncesi Anabilim dalında okuyorum ve çalışıyorum aynı zamanda.

Erasmus’a gitmeye nasıl karar verdiniz bu süreçte neler yaşadınız?(Sınav hazırlığı,maddi sıkıntılar vs.)

Ben yüksek lisans ve doktora sürecinde yurt dışına çıkmak istiyordum bir bahane oldu benim için ve gittiğim yerde de aynı zamanda çalıştığım için  yaşadığım mobinglerden dolayı bir kaçma es verme ihtiyacı ile ortaya çıktı. Giderken hocalarıma çok fazla bahsetmedim sadece başvuruyu yaptım. İngiltere’ye gittim ben, İngiltere’ye çok fazla başvuru olmuyormuş ama ön hazırlık olarak dil puanı almam gerekti. IELTS’ten belirli bir puan aldım bu puanını üstüne başvurumu yaptım. Ankara Üniversitesi ile gittiğim için yanlış hatırlamıyorsam bize verilecek ödeneğin dörtte üçü önceden veriliyordu o yüzden maddi anlamda bir sıkıntı yaşamadım. Ben yurt dışına çıkmadan önce almam gereken bütün parayı almıştım.Sınav sadece dil sınavı oldu o da İngiltere’nin isteği olduğu için diğer ülkelerde böyle bir istek ihtiyaç da yoktu. Ardından bölüm içerisinde alınan puanlarla bir sıralama oldu onlara bakıldı benden başka başvuru olmadığı için tek aday olarak İngiltere’ye gidebilme şansı elde ettim ama ardından mülakata alındık.Neden gitmek istiyorsun? Ne yapmak istiyorsun? Şeklinde sorular soruldu. Bu tarz sınavlardan geçerek en nihayetinde yanlış hatırlamıyorsam şubat ayında başlayan bu süreci ekim ayında noktalandırıp ekim ayının başı gibi İngiltere’ye gitmiştim.

Erasmusa gideceğiniz ülkeyi ve bölümü nasıl belirlediniz ve ne kadar kaldınız?

Gideceğim ülkenin anadilinin İngilizce olmasını istiyordum doğal olarak İngiltere oldu.Üniversitede sadece İngilizce olması gibi bir beklentim yoktu ülke çapında gittiğim her yerde rahatça konuşayım isteğim oldu ve aklımda İngiltere’den başka seçenek yoktu.

İngiltere’de üç ay kaldım üç ay kalmamın sebebi de yüksek lisans tezimin savunma zamanı yaklaştığı için uzatma şansım olmasına rağmen uzatamadım sadece bir güz dönemi kadar kaldım.

Erasmusa gitme sürecinde neler yaşadınız?(vize işlemleri, uçak bileti, kalacak yer)

Bu çok maceralı en sevdiğiniz kısım burası olacak diye tahmin ediyorum şöyle ki; her şey güzel üniversiteler karşılıklı olarak anlaştı,yazışmalar yolunda gidiyor hiçbir sıkıntı yok vize alma sürecine sıra geldiğinde pasaportumu çıkarttırdım vize için başvurdum fakat bu öyle bir şey ki (muhtemelen bu halen aynıdır) İngiltere’nin 15 iş günü içerisinde cevap vermesi gerekiyor size, benim gittiğim dönemde sanırım yoğunluktan dolayı ben 15. iş gününe kadar bekledim ama bu bekleyiş de benim ekim ayının biri itibari ile orda olmam gerekirken ekim ayının beşinde hala gidememiş olmama sebep oldu. Karşı tarafla yazışıyoruz beni bekliyorlar gidip gitmediğim kontrol ediliyor sürekli çünkü benim de bir an önce gidip kendimi tanıtmam lazım bunun üzerine bana ayın sekizine kadar burada olman lazım eğer gelmezsen erasmus sürecini iptal etmek zorunda kalacağız şeklinde bir geri dönüşleri oldu. Sonunda birimden mesaj geldi pasaportunuz gelmiştir diye ama vize çıkıp çıkmadığı halen belli değildi doğal olarak ben bu süreçte ne İngiltere’de kalacak yerimi ayarlayıp ön ödeme yapabildim ne de uçak bileti aldım. Pasaportumu aldım baktım vize çıkmış ilk iş uçak biletimi aldım,hocalarıma haber verdim. Kalıcak yerim halen yoktu nasıl ayarlayacağım diye düşündüm daha önce MEB bursu kazanan ve o dönemde tanıştığım bazı kişiler vardı onlarla iletişime geçip durumumu anlattım. Bir arkadaşım Sheffield’a çağırdı bende kalabilirsin dedi yerini ayarlayana kadar, gittim ve ben yaklaşık bir ay Sheffield’da kaldım Londra’ya 5-6 saat mesafede idi sabah derslere gitmek için bu yolu gidip akşam dönüyordum. Sonrasında Londra’da kalacağım çok güzel bir yer buldum ve sürecimi orada tamamladım.

Giderken yanınızda neler götürdünüz?

Ah bu da çok komikti. İnanın size şöyle söyleyeyim o kadar son dakika bir hazırlıktı ki uçak biletini alamadığım için yanıma ne alacağıma dair de çok bir fikrim yoktu sadece oranın çok yağışlı bir memleket olduğunu soğuk olduğunu biliyorum böyle düşünerek kıyafetlerimi ayarladım doğal olarak giden kişi bir kadın olduğu için bir valizim tamamen kıyafet bir valizim çizme ile doluydu. Hazırlık sırasında hiç de ihtiyacım olmayan şeyler götürmüşüm tabi bu tamamen benim o çok yoğun hazırlanma sürecimde panikten neyi alacağımı şaşırmış olmamla alakalı bir şeydi.

Gittiğiniz ülke ile ilk an da neler yaşadınız?

“İlk Deneyimim Olduğu İçin Bunu Özellikle Anlatıyorum.”

IMG_5213Çok keyifliydi benim için. Uçaktan indikten pasaport kontrolü oluyor, pasaport kontrolünde bir görevli vardı,”Allah’ım dedim inşallah buna denk gelmem”, çünkü benim önümden Özbek ve ya Kazak bir çocuk gitti,konuşmalarını duyuyorum Oxford’a gidecek çocuk fakat adam yazışma kağıtlarını istiyor senin oranın öğrencisi olduğunu nerden bileceğim diyor, evraklarını göstermesini ısrarla istiyor çok zora soktu o çocuğun işini ve ben de başka biri boşalır hemen oraya geçerim diye dua ediyorum ama tam tersi oldu (ilk deneyimim olduğu için bunu özellikle anlatıyorum) şans işte o adam  bana baktı gel şimdi seninle görüşeceğim dedi. Gittim ama aklımda hiçbir erasmus evrakımın kolayca ulaşabileceğim bir konumda olmaması,hazırlamadım valize koydum güvenilir olsun diye adam isterse orda oturup valizimi açıp bulmam gerekecek ama çok yardımcı oldu çok sevimli bir konuşmaydı beklediğim gibi olmadı. Benim bütün deneyimlerimin şöyle güzel bir tarafı vardı herkes bana çok yardımcı oldu. Her gittiğim yerde basit bir alışveriş bile olsa bir sohbet ortamı doğmuştu. İlk markete gittiğimde bozuk paralar ile verdiğim kağıt paranın üstünü tamamlayacağım ama ilk etapta hangisi büyük hangisi küçük o ayrımı yapamadım. En son bütün parları avucumda toplayıp kasiyere gösterdim siz buradan gerekeni alın ben sizi oyalamayım dedim,kasiyer paraların hepsini dizdi “Bozuk paralarda en büyük paramız budur en küçüğüne bu şekilde gidilir şuan an da sizin eksik kalan miktarınız bunlar olduğu için bunları alıyorum.” diye kendisi göstererek, anlatarak aldı arkamdaki insanlar hiçbir şekilde süreçle ilgili bir tepkide bulunmadılar. Benim anlatmaktan en çok hoşlandığım ve gittiğim yerin en güzel yanı bu çok sabırlılar ve gerçekten çok yardımcılar.

Okula başlama sürecinde neler yaşadınız?

Zaman kısıtım olduğu için ilk yaptığım şey valizlerimle birlikte okula gitmek oldu. Evraklarımı hemen verdim işleme sokulmaları gerektiğini söyledim. Aklımda kartı nerden alacağım, nereyle konuşacağım gibi sorular vardı fakat üniversitenin girişinde bir yer ayrılmıştı uluslararsı öğrenciler için, orda daima bir kişi bulunuyordu, evraklarımı aldı tamam dedi süreyi geçirmemişsin herhangi bir sıkıntı olmadığını belirtti. Öğrenci kartımı ne zaman alacağım diye telaşa düşmüş sorarken hemen kameraya bak bir fotoğrafını çekelim deyip kartımı verdi bana,giriş çıkışlarda bu kartı kullanacaksın,okulun internetinden bu şekilde yararlanabilirsin, kütüphaneye şu şekilde üye olabilirsin şeklinde çok sistemli olarak anlattı ve bu bilgileri içeren bir dosya da verdi. Kalacak yer ayarladın mı ayarlamadıysan eğer yurtta kalabilirsin bir ailenin yanına yerleştirilebilirsin kendini yalnız hissedersen bu kulüplere başvurabilirsin gibi bir çok konuda fikir sahibi olmamı sağladı. Bu konuda çok sistemli ve düzenliler çok hoşuma gitmişti.

Uyum sağlama sürecinde neler yaşadınız?

Hiç zorluk çekmedim, yaşadığım tek zorluk ilk bir hafta kulağımın İngilizceye açılmasıydı çünkü bizim burada öğrendiğimiz bir İngilizce var fakat insanlar çok seri konuşuyorlar, aksan zaten ilk fark ettiren şey hiç yok neredeyse.Tanıdık  biriyle gitmememin en büyük avantajı da bu konuda oldu her şeyi kendim halletmem gerektiği için çok daha hızlı uyum sağladım. Adaptasyon sürecim çok hızlı oldu.

Hibe ne zaman yatıyor? Her ayı düzenli bir şekilde yatıyor mu ?

Başta söylediğim gibi benim hibemin ¾’ü gitmeden önce Ankara Üniversitesi tarafından verilmişti. O konuda yine şanslıydım bazı kişilerin sonraya da kalmış ama benimki tam gitme dönemime denk geldi ve almam gereken parayı açtığım hesaba yatırmışlardı. İhtiyaçlarımı karşılama konusunda tabiî ki o para yeterli değildi, erasmus yaptığım zamanda da araştırma görevlisi olduğum için maaşım yatmaya devam etmişti ve maaşımla da kendimi destekledim.

Gittiğiniz üniversitenin kendi öğrencileri ile sizin sahip olduğunuz teknik ve sosyal imkanlar aynı mıydı?

Aynıydı. Hiçbir ayrımı yoktu,her şey tamamen aynı. Hatta ben  gitmeden önce şöyle bir güzellik yaptılar, yüksek lisans düzeyinde gittiğim için benim kredi açığım yoktu bunu söyledim ama derslere katılıp dinlemek istediğimi belirttim bu isteğim üzerine gitmeden önce bana modül bir kitapçık yollandı o dönemde açılan tüm dersler, kaç ders alabileceğim gibi bütün sorularımın cevabını oradan bulmuştum. Yüksek lisans ve doktora derslerinin hepsi akşam beşten sonra başlıyordu hangi güne gelir,günü değişir mi veya saati değişir gibi mi sıkıntılarım da olmuyordu.

Gitmeden önce hangi seviyede dil bilgisine sahiptiniz? Gittiğiniz ülkenin yabancı dile katkısı oldu mu? Yeni bir dil öğrendiniz mi?

Yeni bir dil öğrenmedim, benim yabancı dilim sadece İngilizce, İngilizcemin temeli de lisedendir. Süper Lise’de okumuştum, süper lisede aldığım dil hazırlığı ile İngiltere’ye gittim ve oraya gittiğimde lisedeki bütün İngilizce öğretmenlerime tek tek mail attım, sizin sayenizde ben şuan da buradayım herhangi bir sıkıntı yaşamıyorum içerikli. Üniversitede bir dil eğitimi almamıştım lisede gördüğüm dil eğitimim bana gayet yetti bunun tam olarak puan karşılığını sorarsanız normalde İngiltere’de yüksek lisans ve doktoraya başlamanız için minimum 7 almanız bekleniyor IELTS’ten  bunu öğrenir öğrenmez sınava girmek durumunda kalmıştım herhangi bir hazırlık yapamamıştım ama sınav sonucu beni üzmedi, gereken puanı almıştım.

Hocaların dil seviyesi nasıldı? Dersler İngilizce mi? Dersleri anlamada  problem yaşadınız mı?

Dersleri anlamakla ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadım, bu konuda avantajlıydım kendim de yabancı literatür de okuduğum için konuya ve terimlere hakimdim konuşulan konuları anlamakta bir sıkıntı yaşamadım. Sınıfta otuzdan fazla yabancı öğrenci bulunduğu için de hocalar bu konuda toleranslı davranıp tane tane konuşmaya özen gösterdiler.

Gittiğiniz üniversite ile kendi  üniversitenizin eğitimini karşılaştırır mısınız? Zorluk derecesi nasıl?

Eğitim olarak ben karşı tarafı çok beğendim. Ben ne zaman ders işlediğimizi anlamıyordum çünkü sohbet eder şekildeydik, sürekli beyin fırtınası yaparak ve en çok hoşuma giden noktalardan biri şu oldu fikrini herkes çok özgürce söyleyebiliyor ben Türkiye’ye döndükten sonra öğrencilerime ilk söylediğim şey bu olmuştu,” ”Lütfen fikirlerinizi özgürce söyleyin!”. Ders için gerekli kaynak ve iletişim için hiç sıkıntı çekmiyorduk,okul benim için internet sayfalarında yeni bir arayüz oluşturmuştu oradan kütüphanelerinden seçtiğim kitapları, yazıları, makaleleri kolayca bulabiliryordum.

Şehir içi ulaşım olanakları nasıl? Otobüse, trene, tramvaya binerken neler gerekiyor? Bilet veya kart nasıl alınıyor?

londra-turu-1163--2-28.02.2017145413-b0Metro ile her yere gidebiliyorsunuz, doğru düzgün otobüs kullandığımı hatırlamıyorum. Kaldığım yerin konumu çok güzel British Museum’un karşısındaydı. Çoğu yere yürüme mesafesindeydim maksimum yürüdüğüm yol mesafesi otuz dakikaydı. Metro için gereken kartı almaya gittiğimde başımdan geçen bir olayı da anlatmak isterim. Nasıl olacağı,kartı nasıl kullanacağım,nasıl para yükleyeceğim hakkında bir fikrim olmadığı için sorularımı sormaya başladım,görevli siz ilk kez mi geldiniz Londra’ya diye sordu evet dedim,haritam olup olmadığını sordu,olmadığını söyledim,hemen birkaç tane harita çıkardı haritada bilmem gereken her şeyi anlattı görevli bunları anlatırken arkamda insanlar bekliyordu ben bu durumdan rahatsız olup olmadıklarını kontrol etmek için birkaç kez dönüp kontrol ettim görevlinin de bu dikkatini çekmiş olacak ki bana rahatsız edici bir durum olmadığını kendisinin görevini icra ettiğini ve onların da sırada beklemekten herhangi bir şikayeti olmadığını söyledi. Çok fazla yönlendirme var kaybolmanız imkansız. Şehiriçi ulaşımının karışık olduğu söylenir ama öyle değil görsel zekanızı ve takip yeteneğinizi kullanarak gayet rahat gezebilirsiniz.

Gittiğiniz ülkede eğlence ortamı nasıldı? Gece hayatı, festivaller nasıldı?

İngilizler içmeyi çok seviyorlar onların sosyal aktivite anlayışı içmek üzerine kurulu biraz.İşten çıkan insanlar barlara akıyorlar,içiyorlar,kendilerine o şekilde geliyorlar. Üniversite öğrencileri sabahlara kadar eğlenip, içtikten sonra okullarının onlara sunduğu bir güzellik okul kartlarını sarhoşken bindikleri taksiye verip okulun onlara ödeme yapmasını sağlıyorlar, ayıldıktan sonra sabah ücretini okula ödüyorlar ☺. Genel itibari ile eğlence ortamlarında herhangi rahatsız edici bir durum söz konusu değil.

Yemekler nasıldı? Bizim ülke lezzetlerine uygun mekanlar var mıydı? İlk hafta neler yaşadınız? Gittiğiniz ülkede en sevdiğiniz yemek hangisiydi?

“İnsanlar hazırladığım kahvaltı tabağına hayranlıkla bakıyorlardı.”

Ben daha çok İtalyan restorantlarına gittim. İngilizlerin geleneksel bir yemekleri yok, çok milletli bir ortama sahip oldukları için istediğiniz her yemeğe rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. O yüzden İngilizlerin şu yemeğini çok beğendim diyemiyorum. Londra’da Türk marketi keşfettim. Sucuk, kurutulmuş patlıcanı bile buldum. Benim kaldığım hostelde mutfak bulunduğu için ve gerekli bütün malzemeleri tedarik ettiğim için hiçbir sıkıntı yaşamadım, insanlar hazırladığım kahvaltı tabağına hayranlıkla bakıyorlardı, çoğu zaman tatmaları için davet ediyordum.

Erasmus süresince bulunduğunuz ülkenin hangi şehirlerine gittiniz?

Londra

Biliyorsunuz Londra niyeti ile gittim uzun süre Sheffield’da kaldım. Manchester’da arkadaşlarım vardı onları ziyaret ettim, York’a gittim çok beğendim orasını çok tarihi , çok güzel bir şehir. Onun haricinde Nottinghamshire’a gittim (Robin Hood’un memleketi ).

 

Mutlaka gidilmesi gereken yerlerin neresi olduğunu düşünüyorsunuz?

Londra’da iseniz, London Eye o devasa dönme dolaba gitmelisiniz, Madam Tussauds Müzesi’ni görmenizi kesinlikle öneririm, London Dungeon diye bir yer, eskiden kullandıkları zindanlarını günümüzde müze olarak kullanıyorlar, eski Londra’yı anlatıyolar kesinlikle öneririm. Londra’yı İstanbul gibi düşünün gidip görülmesi gereken çok yer var.

 

Oradaki yaşadığınız zorluklar nelerdi? Zorlukları aşmak için neler yaptınız?

Orada yaşadığım sıkıntı aslında Hintliler ile anlaşmaktı. Genelde taksiciler Hintli oluyorlar kaba olanları ile anlaşmak benim için zorluktu. Bir de para bozdurmak için genelde büyük alışveriş merkezlerine gitmem gerekti bu da yorucu oluyordu.

Dönüş sürecinde neler yaşadınız? Döndükten sonra neler yaşadınız?

“Kendi ülkeme uyum sürecim uzun sürdü.”

Çok şekilde çok üzüldüler. Bir şekilde ayrılmak istemedim, üç ay bir yere bu kadar adapte olmak için kısa bir süre olabilir ama oranın düzeni ve huzurlu ortamı bu adaptasyon sürecini çok aza indirgiyor. Üzüldüm dönerken, kaldığım hostelde çok yakın arkadaşlar edinmiştim kendime, onlar da aynı.

Uçağa bindiğimde ağlıyordum, genelde insanlar farklı bir ülkeye gittiklerinde kültür şokuna maruz kalırlar ama ben kendi ülkeme döndüğümde böyle hissettim. Trafikte emniyet kemerini her daim takan bir insan olmama rağmen havaalanından dönüşte araçta her yere tutunduğumu hatırlıyorum. Kendi ülkeme uyum sürecim uzun sürdü.

Peki  erasmusa gitmek size neler kazandırdı? Tekrar gitmek ister misiniz?

Kesinlikle isterim. İnsanların hayatlarını kolaylaştırmanın çok basit olduğunu ben orada gördüm, döndükten sonra gelen öğrencilere rehberlik etmekte gönüllü olduğumu söyledim fakat istediğim gibi olmadı.

Erasmus sürecini düşündüğünüzde keşke ve iyi ki dediğiniz noktalar nelerdir?

Keşke erasmus sürecimi uzatsaydım diyebilirim, iyi kilerim çok fazla saymakla bitmiyor ama en nihayetinde iyi ki gitmişim deyip hepsini bir çatı altında toplayabilirim.

Erasmusta unutamadığınız bir anınız var mı?

“London Dungeon’da girdik hiç korkmayacağımızı düşünüyoruz.”

Madame-Tussauds-London-2Madam Tussauds Müzesi’nde arkadaşımla yaşadığımız komik bir anım var onu anlatabilirim, korku tüneli vardı London Dungeon’da girdik hiç korkmayacağımızı düşünüyoruz, yaşan bir müze olarak düşünün kılık kıyafet her şey uygun neyse girdik, içeride görevli insanlar var bizle asla tensel temasları olmuyor ama ensenizde hissediyorsunuz tüyleriniz ürperiyor, dönüp vurma ihtiyacı duyuyorsunuz ama daha sonra nerede olduğunuzu hatırlıyorsunuz ☺. Arkadaşım bir yerden sonra çok etkilendi birlikte girdiğimiz grubu yürümediği için kaybettik, bir yerden sonra fazla korkudan bağırmaya başladı söyle bizi buradan çıkarsınlar diye, içeride hiç ışık olmadığı için görevliler termal kamera ile bizi izliyorlar böyle durumlar yaşandığı için belirli noktalarda görünmeyen çıkışlar varmış, görevlilelerin belirli anlaşma stilleri var , bir görevli geldi ama konsepti hiç bozmayacak şekilde niye bekliyorsunuz burada diye bağırdı,arkadaşım da bana bağırıyor söyle bana bağırmasın diye durumu izah ettikten sonra bizi çıkışa yönlendirdi ama o çıkışta kapıya çok yaklaştığınız da bir köpek sürüsü üstünüze geliyormuş gibi sesler duyuyorsunuz biz bu şekilde müzenin ortasına çığlık atarak çıktık. Arkadaşım o kadar gerildi ki çıktığı gibi gülerek ağlamaya başladı.

Erasmusa gidecek öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Gidecekleri ülkeyi kesinlikle araştırmalarını, hocaları araştırmalarını, ders içeriklerini araştırmalarını, farklı bakış açılarına açık olmalarını öneririm. Ben gideceğim yeri gitmeden önce çok fazla araştırıp, ön hazırlık yapmayı seven bir insanım, ellerine şehrin haritasını alıp gitmek istedikleri yerleri ulaşım olanaklarını kalacak yerlerini seçmelerini bunları önceden yapmaları onlara çok büyük avantaj olacak. Toplu bir şekilde gitmemelerini öneririm ve arkadaş grubumla gitseydim bu şekilde anılarım ve günlük konuşma diline adaptasyon sürecim çok zor olurdu, konuşma demişken gitmeden önce günlük konuşma dili adı altında kitapçıklar satılıyor mutlaka onlardan edinmelerini, bazı terimlere kulak aşinalıklarının olmasını tavsiye ederim.


Türkiye’ye döndüğünüzde en çok özlediğiniz şey neydi?

“Kurallar ciddi anlamda düzen ve kafa rahatlığı getiriyor hayata.”

Düzen, nizam. Kural seven bir insan olarak kurallar ciddi anlamda düzen ve kafa rahatlığı getiriyor hayata, orada kuralların esnetilip değiştirilmemesi de bu düzenin devamlılığını sağlıyor. Keşke burada olsa deyip, özlediğim şeylerden biri oldu.

Proje hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Yararlı olacağını düşünüyor musunuz?

Kesinlikle yararlı olacağını düşünüyorum,olumlu ve olumsuz örneklerin,her şeyin ortaya dökülmesi lazım. Herkesin tecrübesi farklı, yetersizlik duygusunda ziyade yaptıklarının veya istedikleri şeyin ne kadar güzel ve hayatlarının en güzel anlarından olacaklarını düşünsünler.

Zeynep Kılıç’a çok teşekkür ederiz. Begüm Gizem Şahin, Elif Nur Arslan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir